Bahçeli selin önünde duramayacak

A+A-
Ergun KAFTANCI

       DEVLET Bahçeli, MHP'deki değişim sürecinde yalnız kalmak üzere...

       Sadece, siyasal gücün nerede olduğunu kestiremeyen etrafındaki bazı isimler, oldukları yerde durmaya çalışıyor...

       Kopmayı aleniyete dökmeyen çok MHP'li vekil var...

       Bahçeli bunlara güveniyor, bilse...

       Diğerleri, değişimden yana...

       Bahçeli, değişim selinin önünde durma çabalarının beyhude olduğunu 10 Temmuz'daki kurultayda görecek...

       Oktay Vural, parlamentoda konuşmamakla ve sessiz kalmakla tanınan Bahçeli'den sonra gelen isimdi...

       Grup Başkan Vekilliği görevinden istifa ederek değişime destek mesajı verdi...

       Devlet Bey "Meclis'te beni temsil ediyor" diyerek onurlandırmak

istemişti ama Vural, yapay değerlendirilmelere kapalı bir siyasetçiydi...

       Bu jesti de benimsemedi...

       Vural, Genel Başkanı değil, MHP'yi parlamentoya taşıyan halkı temsil ediyordu ve bunu da defalarca arkadaşlarına söylemişti...

       MHP'de 10 Temmuz'a kadar daha başka gelişmeler de yaşanabilir...

       Nitekim daha şimdiden bir kısım milletvekili, Devlet Bey'in izlediği yanlış parti içi politikasını eleştiriyor ve zımnen değişime arka çıkıyor...

 

Her yere sızmışlar

        AKP'de, cemaat sorunu sürüyor...

        Hükûmet, devlette ne kadar cemaat yanlısı olduğunu araştırmaya başladı. Kurum ve kuruluşların personel anatomisi didik didik edilecek...

        Bu konuda emniyet dahil, her birime görev verildi...

        MİT araştırma yapıyor...

        Müfettişler anatomik inceleme sürecinde...

        Kısacası, paralelci avı hızlandırıldı...

 

        Gazetecilikte başarılı olamayınca AKP'nin kollarına atılarak siyasete soyunan ve Erdoğan tarafından parlamentoya postalanan Şamil Tayyar'ın iddiası doğru mu acaba...

        Geçen gün, Beştepe'de yani Tayyip Bey'in külliye dediği sarayda görevli olanların arasında, hatırı sayılır miktarda cemaatçi olduğunu iddia etti...

        Doğruysa, durum tehlikeli...

        Cemaat sarayda yaşananlara ve olanlara ilişkili her konuya vâkıf oluyor diye düşünmek ve ciddi önlemler almak lâzım...

        Tayyar bir de isim vermiş.

        Meğer Erdoğan'ın başbakanken koruma müdürü olan kişi de cemaatin

adamıymış, yani paralelci... Başbakanın cep telefonları onun elindeymiş, dolayısıyla Tayyip Bey'in siyasal ve kişisel ilişkilerini iyi biliyormuş...

        Pensilvanya'ya yetiştiriyor muydu acaba...

        Bu tür iddiaları balon da olsa araştırmak lâzım, önemsemek lâzım...

        İddiaların balon değil de gerçek olduğu anlaşılırsa gereğini yapmak lâzım...

        Benzer iddiaları Devlet Bahçeli de ortaya attı...

        Partide değişim sürecini başlatan harbi ve hasbi milliyetçi ülkücü insanları "Cemaatçi" olmakla suçladı, MHP'ye paralelcilerin sızdığını ileri sürdü...

        Bu tür iddiaların tamamı ciddiye alınmalı...

        Cemaati egemen güç haline getirmekten sorumlu olan AKP'den başlayarak Türkiye taranmalı ve ülke cemaat hegemonyasından kurtarılmalı.

        

Her şeyi iyi biliyor ya...   

        TÜRK futbolu çöküş sürecinde...

        Çek Cumhuriyeti'ni yenerek süreci durdurmaya çalıştık...

           Şampiyonada aldığımız kötü sonuçların faturası futbolculara çıkarılamaz...

        Fatura, Federasyona, teknik heyete ve "Futbol direktörü" gibi hak etmediği bir sıfatla yüceltilen Fatih Terim'e kesilmeli...

           "Fatih Terim ne yapsın" diyenler var...

        İşini doğru dürüst yapsın; kompleksten kurtulsun ve futbolun başına diktatör kesilmesin...

        Ağzını burnunu büzerek, dudaklarını ısırarak, öfkelenerek, saçını başını yolarak futbol direktörlüğü yapılamaz...

        Fatih'in maç süresince yaptığı öfkeden kaynaklanan hareketleri başka teknik adamlarda gördünüz mü; hiç gazeteci haşlayan, tercümana sert çıkan yabancı hocaya tanık oldunuz mu?

        Terim'in bu hali nedir, söyleyin bakalım...

        Şımarıklık mı!?

        Her şeyi biliyor havasında...

        Şu İngilizcesine bakın:

           -So nothing ever end... Until we say so...

            Sözde "Biz bitti demeden bitmez" anlamında...

           Oysa doğrusu milli takımın otobüsünün üzerinde yazılı:

        -İts not over until we say over...

 

        Bindiği otobüsün üzerinde yazılı sloganı da mı görmedi...

        Onu görmeyen, başka şeyleri de göremez...

        Muhterem o durumda!

 

ONDAN BUNDAN

        İLAHİYATÇI Yaşar Nuri Öztürk'ü de yitirdik. Vaktiyle Hürriyet'te birlikte çalıştık. Cumhuriyetçi, Atatürk'çü, Özgürlükçü ve Demokrat bir din âlimiydi. Avukatlık da yaptı, İmamlık da. İyi bir yazardı, gelecek kuşaklara çağdaşlığı esas alan dini bilgileri ve İslam'ı öğreten sayısız eser bıraktı. Onun gösterdiği yol, Müslüman'ın Kur'an İslamı'ndan ayrılmamasıydı. Doğduğu gün vefat etti. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

        ÜRETTİĞİMİZ formalar İsviçreli futbolcuların sırtında parçalandı...

Meğer futbol formaları Türkiye'de üretiliyormuş. İsviçre takımının ki de bizde üretilmiş. Ne hikmetse üçü beşi maç sırasında çekiştirilince yırtılmış... Bir tarihte İsviçre'ye yenilmiş ve yenilginin intikamını, futbolcularını tekmelerle soyunma odasına yollayarak almaya kalkmıştık. Meğer bununla yetinmemiş, çürük forma üreterek de intikamı sürdürmüşüz.

       BİRİ diğerine "Ses sanatçısı olsan ne yazar, doçent olsan ne yazar" diyor... Diğeri de bunu söyleyene "Sen bilmem ne olsan ne yazar" filan dese yakışık alır mı... Ne kadar gergin bir toplum olduk böyle.

  

DERKENAR

         AVRUPA şampiyonasına katılırken "Neden şampiyon olmayalım" diye afyonlandık; bu slogan ağızdan ağıza, kulaktan kulağa tur attı. Sonuç meydanda, sıkça yaptığımız gibi yine lâf balonunu şişirip gittik, söndürüp döndük! Maşallah bize...

 

BİR SÖZ

        AKILLI adam, başkalarının da aklını kullanır.

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları