Bahçeli'nin, yalancı pehlivanı ters köşeye sıkıştıran hamlesi

İsrafil K.KUMBASAR
CUMHURBAŞKANLIĞI seçimleri sürecinde son ana kadar kamuoyunu ‘çelik çomak’ oyunları ile meşgul eden Tayyip Erdoğan, kendisi ‘bedelini’ göze alıp ortaya çıkmaya cesaret edemeyince, ‘kardeşim’ diye sırtını sıvazladığı Abdullah Gül’ü yerleştirdi topun ağzına. Bir taşla iki kuş birden vurmayı planlayan Erdoğan’ın hesabı, geceyarısı Genelkurmay’ın Sanalağ (internet) sitesine indirilen ‘muhtıra’ ile bozuldu. Sözde ‘karşı muhtıra’ ile zevahiri kurtardığını zanneden Erdoğan, can simidi olarak bu kez Erkan Mumcu’nun “Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin” önerisine sarıldı. Ankara kulislerinde, ‘AKP’nin kapatılması’ ve ‘askerin müdahele edeceği’ söylentileri ciddiyet kazanınca, ‘durumdan vazife çıkarıp’ soluğu Dolmabahçe’de aldı. *** Tayyip Erdoğan, kapalı kapılar arkasında yaptığı çetin pazarlıklar neticesinde ‘deliğe süpürülmemesi’ karşılığında, kendisinden istenilen ‘bütün talepleri’ yerine getireceğini, hatta muhtıraya hedef olan Gül’ün seçim sonrasında ‘yeniden aday gösterilmeyeceği’ sözünü verdi. Ankara’da yapılan MGK zirvesi öncesinde askerler, “Hükümet ile aralarında herhangi bir sorun olmadığını” açıklayarak tavırlarını nötürleştirdiler. ‘İşarete göre’ yön değiştiren ‘TÜSİAD patronları’, bir kez daha AKP’ye destek vermekte karar kıldılar. Rotayı ‘merkeze’ çeviren Erdoğan, verdiği sözler karşısında, ileride sorun çıkarabilecek ‘Milli Görüş’ çizgisine mensup bütün isimleri tasfiye etti. Sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun, yeni Cumhurbaşkanı’nı ‘uzlaşma’ ile seçeceklerini açıkladı. *** Erdoğan, seçim kampanyasını Abdullah Gül’ün adaylığı üzerine kurdu, stratejisini “Eşi başörtülü olan dindar bir Cumhurbaşkanı seçtirmediler” söylemi üzerine oturttu. Bazı cemaatler ve tarikatlar tarafından ‘fısıltı gazetesi’ yolu ile desteklenen kampanya, Anadolu’nun en ücra noktalarına kadar yayıldı. Nitekim, daha önce merkez sağ partilere oy veren bir köye giden bir arkadaşımız, aynı zamanda akrabası olan köylülerden birisine soruyordu: - “Hangi parti oy vereceksiniz?” Aldığı cevap şok ediciydi: - “Dindar bir Cumhurbaşkanı seçcez gari” *** Top artık Erdoğan’ın kucağındaydı. Ya güç odaklarına verdiği sözün arkasında duracak, ya da meydanların sesine kulak vererek Abdullah Gül’ü yeniden aday gösterecekti. Yeni planını “MHP’nin CHP ile birlikte Meclis’e girmemesi” ihtimali üzerine kurdu. Nasıl olsa bir seçim daha olacaktı. Meydanlarda bu kez kendisine karşı olan kitlelere, “Bakın elimizdeki güce rağmen uzlaşmadan yana tavır koyduk” diyecek, kendisine rey verenleri de “Ne yapalım, MHP, CHP ile birlik olup Meclis’e girmedi. Sorumlu MHP’dir, gereğini yapın” diye bir kez daha kandıracaktı. Medyadaki destekçileri, “AKP, artık uzlaşma aramalı” diye kamuoyunu yönlendirmeye başladılar. *** “Abdullah Beyin tavrı benim için önemli” diyen Tayyip Erdoğan’ın bir yolunu bulup kendisini ‘satışa getireceği’ endişesine kapılan Abdullah Gül, alelacele kameraların karşısına geçerek beklentisini açıkladı: - “Meydanların sesini görmezden gelemem.” Ancak, ne olur ne olmaz ihtimaline karşı, açıkça “Adayım” diyemedi. İşte bu noktada, daha önce partinin ileri gelenlerine “Cumartesi gününe kadar Cumhurbaşkanlığı hakkında hiç kimse konuşmasın” diye yasak koyan Dr. Devlet Bahçeli, aynı gün o sürpriz hamleyi yaptı: - “Cumhurbaşkanlığı seçimi için Meclis’e gireceğiz. Bu beklenmedik hamle, Erdoğan’ın bütün planlarını altüst etti. *** ‘Yetkili kurullara’ danışmadan aldığı kararın üslubu tabii ki tartışılır. Ancak, Bahçeli’nin 18 Nisan seçimlerinin ardından yaptığı “DYP ve FP biraz dinlensin” açıklaması ne kadar yanlışsa, 22 Temmuz’dan sonra yaptığı ‘beklenmedik hamle’ de o derece doğru sayılır. Bahçeli, trübündeki büyük taraftar desteğine rağmen Erdoğan’ın bir kez daha taca atmaya çalıştığı ‘ateşten topu’, yeniden sahanın içerine fırlattı. Artık top, bir kez daha Erdoğan’ın kucağında. Madem ki, meydanlarda milletin karşısına çıkıp, “Abdullah kardeşimi engellediler” diye mağdur edebiyatı yaparak bütün oyları silip süpürdü. O halde şimdi o meydanların sesine kulak vermek zorunda. Aksi takdirde ne mi olur? AKP dağılır.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş