Bahçeli'yi hedef seçen dış güçler

İsrafil K.KUMBASAR

Hayallerine tırpan sallanmış bir millete ‘gerçek’diye sunulan şeyler elbette acı ve iç karartıcı olacaktır.
Siyasette, sanatta, sporda hasılı aklınıza gelen her alanda ‘kabuslar’ ile yatıp, ‘karabasanlar’ ile uyanıyoruz.
Tuz basılan yaramızın acısını ‘illüzyonlar’, ‘yanılsamalar’ve ‘göz bayıcılıklar’ ile hafifletme çabaları ise dikkate şayandır.
Her seferinde  “Yok yok, o öyle değil. Yanlış düşünüyorsunuz”  telkinlerinin ardından bizi ‘dipsiz kuyulara’ çekip, ardımızdan kıs kıs gülüyorlar.
İnanıyoruz, güveniyoruz, sadakatle bağlanıyoruz ama iş ‘sonuç almaya’ gelince hüsranla sarsılıyoruz.
Alın size Türk Milli Takımı’nın Macaristan ile yaptığı son eleme maçı.
Dört maçtan ancak ‘3 puan’ ile çıkabildik ve Brezilya 2014 rüyasına veda ettik.
Sahi, bu takımın maçı vermesi, 2014 Dünya Kupası’na gidememesi ‘hangi gerekçe’ ile açıklanabilir?
İşin ustası, Milli Takımlar Teknik Direktörü Abdullah Avcı, “Basit goller”  diyor.
Yenilen golleri hafife alıyor aklı sıra.
Yemeseydin kardeşim,  “Ben orta sahadan çekilen şutun doksana takılmasını isterim”  diye itiraz etseydin.
Yahut, kendi kalesinden aldığı topu bizim kalemize kadar bilumum futbolcularımızı çalımdan geçirip ağlara gönderen bir Macar oyuncu arzuladığını söyleseydin.
- “Goller çok basitti!”
Hoca, iyisin, hoşsun da 70 milyon insanın gözünün içine bakarken bari bir centilmenlik göster ve  “Niye yenildik?”  onun adını doğru koy.

 

***

 


Son yıllarda ‘ehliyetin’ ve ‘liyakatın’ yerini ‘başka etiketlerin’ alması, ‘beklenen başarıların’ bir türlü gelmemesinin en önemli nedenidir bize göre.
- “Efendim çok terbiyeli, dürüst, kibar, beyefendi, sabahın 05.00’inde kalkıp gece yarılarına kadar kitap okuyan bir zat, onun için genel müdür yapıldı.” 
İyi halt edildi.
Yahu adam ‘baytar’, ama sen onu tutup yukarıda saydığın meziyetlerinden dolayı ‘hava yollarında’ istihdam ediyorsun.
Bu mantıkla ‘olmadık işlerin başına olmadık insanları’ getiren ve yaptıkları da ‘keramet’olarak gösterilen bir zat, şimdi insan içine çıkamaz durumda.
İnsanların ‘kendi kurumlarında’, kendi şirketlerinde’ diledikleri tasarrufları yapmaları ve ‘sonucuna’ katlanmaları bir yere kadar anlaşılabilir de, ‘toplumun ekseriyetini’ ilgilendiren konularda ‘aynı mantığı’ beklemek ahlaksızlıktır.
Nitekim bozguna uğradığımız maçın birinci derecede sorumlusu olan Abdullah Avcı için kimse  “Kötü adamdır, hırsızdır, şu zaafı vardır, bu haksızlığı yapmıştır”  türünden eleştiride bulunmuyor.
Gerçek neyi gösteriyor:
- “Bu milli takım, bu yönetim zihniyeti ile hiçbir baltaya sap olamaz.”
Ama bu gerçeği söylemeye yeltenince de bazıları kuyruğuna basılmış gibi ayağa fırlıyor:
- “Dış güçlerin oyunu. Provokasyon. Hoca’nın şahsında milli takım karalanıyor.”

 

***

 


Hani karalanan takım, ‘dünya şampiyonluğuna’ göz dikmiş üç-beş takımdan biri olsa gam yemeyeceğiz.
Ortada ne bir ‘başarı’ var, ne bir ‘beklenti’ var, ama birileri yaygarayı koparıyor:
- “Bu işin içinde biri oyun var.”
Harbiden ‘bir oyunun’ olduğu kesin.
Siyasette, sanatta, sporda, bilimde ‘artık hiçbir şey yapamayacakları’ anlaşılan bir takım zevatın her ne pahasına olursa olsun ‘koltuklarını koruma’ oyunu.
Alın size bunun siyasetteki çok tanıdık versiyonu, ‘MHP Genel Başkanlığı’ koltuğu.
Genel Başkan Dr. Devlet Bahçeli’yi ‘AKP’liler övüyor, ‘CHP’liler övüyor,  ‘BDP’liler övüyor, ‘entel solcular’ övüyor, ‘liboş işbirlikçiler’ övüyor, ama bir tek ‘başında bulunduğu partinin tabanı’ ne olup bittiğini anlayamıyor.
Yıllardır ‘o koltukta oturması’, arada bir ‘ebcet hesapları’ yapması, kritik anlarda ‘hükümetin yanında’saf tutması dışında ‘hangi hasleti’ geliyor gözünüzün önüne Allah aşkına?
- “Ama o dürüst bir insandır, şaibesi yoktur, ahlak timsalidir, erdem sahibidir.”
İyi de bunlar, ‘milliyetçi’ her insanda bulunması gereken ‘asgari meziyetler’değil midir?
Lakin, hükmettiği kitlenin ‘iktidar’ beklentisi, ‘devlet olma’ iddiası için ‘ne tür projeler’ geliştirmiş, ‘hangi alanlarda’ kafa yormuş, ‘hükümetin hangi açıklarını’ milletin gözüne baka baka haykırmıştır?
- “Devlet’in başına devlet gelecek.”
Peki, ne zaman?

 

***

 


Sahalarda sürekli gol üzerine gol yiyen ve ‘başarısızlıkları’ tavan yapanlar yeltenmeden biz söyleyelim:
- “Dış güçler bizi istemiyor ve dahi ‘dış güçler’ bizi koltuğumuzdan etmeye çalışıyor.”
Hadi canım sende.
O halde ‘siz’ isteyin, ‘açın önünü’ de biraz da millet görsün ‘sizin hissedip de başkalarının bir türlü farkına varamadığı’o alçak güçleri.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş