Bakanlık yabancı mülk sahiplerini görmüyor mu?

Bu kaçıncı yazım şimdi hatırlamıyorum ama her yıl sezon başlarken aynı konuları tekrarlamaktan ve yetkili mercilerdekileri uyarmaktan usanmayacağım. Türk vatandaşı olarak üzerimize düşen görevin yetkilileri uyarmak, uyarıların dikkate alınıp alınmadığını da kayıtlara geçsin diye yazmamız gerekiyor.
2003 yılında yürürlükten kaldırılan “Köy Kanunu” ve “Yabancıların Mülk Edinmesi Kanununda” yapılan değişikliklerle başlayan süreç çok hızlı bir şekilde ilerledi, bugün sayıları on binleri bulan gayrimenkul, yabancılar tarafından satın alındı. Üzerlerine villalar yapıldı ve daha üzerinden birkaç yıl geçmeden villa sahipleri gayrimenkulü alırken ödedikleri paraların daha fazlasını bu villaları kiraya vererek kazandılar.
Batılı ülkelerde sistemin olmazsa olmazı  “gelirin kaynağının ispatı ve vergilendirilmesi” kuraldır ve en iyi vatandaş “vergi veren vatandaş” olarak tarif edilmektedir. Batıda vergi vermeyen vatandaş  “kapitalist ekonomi sistemi”için en tehlikeli vatandaştır. Bu nedenle, Batılı ülkelerde insanlar devlete karşı olan görevlerinin en başta  “vergi vermek” olduğu bilinci ile hareket ederler. Bu kuralı çiğnediklerinde başlarına nelerin geleceğini çok iyi bilirler, en basitinden vergi kaçıran bir Batılı ülke vatandaşı beş yıl süre ile hiçbir bankada hesap açtıramaz, kredi başvurusunda bulunamaz, kredi kartı kullanamaz, basın
ve yayın organları aracılığı ile topluma
teşhir edilir.
Devlet adına otokontrol
Dolayısı ile yukarıdaki uygulamalara maruz kalmak istemeyen Batılı ülke vatandaşı daima vergisini vermek için çırpınır. Bilir ki devletin devamı için onu vergi ile desteklemek sürekli üretmek gerekmektedir. Devlete karşı oluşmuş bu güven sonucunda, o Batılı ülke vatandaşlarının hepsi devlet adına birer otokontrol elemanı gibi çalışırlar. Bilirler ki, devlete verilen zararı devlete bildirmediklerinde bu verilen zarardan onlar da bir şekilde etkileneceklerdir.
Hükümetlerin küçük oranlarda bile zam yapmaları karşısında milyonlarca Batılı ülke vatandaşlarının sokaklara dökülüp uygulamayı protesto etmelerinin arkasında “vergisini veren vatandaş”olmanın sağladığı hak vardır. Batılı ülkelerden bu örnekleri verirken, Batı hayranlığımdan bu örnekleri vermiyorum, ülkemizde Batı’yı “muasır medeniyet” olarak tarif edenlerin, bir zümrenin aslında gerçekleri nasıl perdelediklerini göstermek için veriyorum.
İnternetten alenen reklam
Son yıllarda kendi vatandaşına bu kadar gaddar uygulamalar yapan bir yönetim anlayışı ile daha önceki dönemlerde karşılaşılmadı. Kendi vatandaşından “kira gelirleri” için beyanname isteyen Maliye Bakanlığı, her yıl villasını kiraya vererek on binlerce TL gelir elde eden yabancı mülk sahiplerini görmezden gelmeye devam ediyor.
Zararlı internet sitelerini mahkeme kararları ile kapattırma gücüne sahip olan kurumlar, her nedense internet ortamında alenen reklamı yapılan ve haftalık kira bedelleri 1,000-2,500 TL arasında değişen yabancılara ait villaların peşine düşmüyor. Bu iş için milyonlarca TL’lik bir yatırım da gerekmiyor, birkaç tane yabancı dil bilen Maliye Bakanlığı görevlisi ile birkaç haftada tüm ülkedeki yabancılara ait olan ve kiraya verilen villaları tespit etmek mümkün.
Villalarına her hafta gelen yeni insanlar için (yerli işbirlikçilerinin verdiği akılla) arkadaşlarımız, akrabalarımız diyebilirler. Ama unutulmamalıdır ki, çocuğu 14 yaşına geldiğinde çocuğundan oda kirası alan bir kültürün mensubu olan villa sahipleri, villalarında kalanlardan kaç para alır?

Yazarın Diğer Yazıları