Bâkî'ye dâir yeni bilgiler...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Geçen gün, ara sıra kesip defterlere yapıştırdığım gazete kupürlerini karıştırırken gözüme şöyle bir haber ilişti:
Shakespeare’in yeni bir aşk şiiri bulundu.
“Amerikalı genç araştırmacı Gary Toylar, 1756’dan beri Oxford’da, Bodleian Kütüphanesi’nde çürümeye terk edilen bir  Rönesans Şiiri Antolojisi’nde, Shakespeare’in şimdiye kadar bilinmeyen bir şiirini keşfetti. Kaynaklar araştırmacının bulduğu şiir gerçekten bir Shakespeare şiiriyse, bunun dünya edebiyatı açısından bir olay olduğunu ve Shakespeare’in bilinmeyen başka eserlerinin de bulunabileceği ihtimalini ortaya çıkardığını kaydediyorlar.” (Tercüman, 08.12.1985)
Haberi okuyunca kütüphanelerimizin nice büyük Türk edibinin bilinmeyen eserleriyle dolu olduğunu, fakat onları ortaya çıkarmak gibi bir niyetimizin olmadığını, bu alanda karınca kararınca bir şeyler yapmak isteyenleri de abesle iştigal etmekle suçladığımızı düşünüp üzüldüm.
Elin adamı Shakespeare’in bir şiirini bulduğunu iddia ediyor -şiirin Shakespeare’e ait olup olmadığı da meçhul- ve bu iddia bütün dünya gazetelerine yansıyor. Esasen İngiltere için Shakespeare ne ise bizim için Fuzûlî, Bâkî, Nâbî, Şeyh Galip gibi klasik şairlerimiz de odur. Dünya basınını bir kenara bırakalım, klasik şairlerimizden herhangi birinin bir eseri yahut onların hayatlarıyla ilgili yeni bilgiler ihtiva eden bir belge neşredilse basında, daha doğrusu kültür-sanat mahfillerimizde ilgi görür mü bilmem?
Pek ümitvar olmamakla birlikte bugün böyle bir belge yayımlamak istiyoruz...
Bilindiği üzere, 16. yüzyılın en büyük padişahı Kanuni Sultan Süleyman (1495-1566) ve onun en gözde şairi de Bâkî (1526-1600)’dir. Padişah, çok sevdiği Bâkî’ye zaman zaman, nazire yazması için şiirlerini gönderir, her vesileyle ona ihsanlarda bulunmaktan zevk duyardı. Kanuni’nin ölümü üzerine Bâkî’nin yazdığı mersiye malum... Ancak, aşağıda sunacağımız belge Kanuni Sultan Süleyman ile Bâkî’nin arasının o kadar da güllük gülistanlık geçmediğini göstermektedir.
Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi, 13467 numarada kayıtlı bir şiir mecmuasının 157. sayfasında şu ifadelerin yer aldığı görülmektedir:
Sultân Süleymân Fermâyed:
Bâkî-i bed azm-i beled nefy-i ebed Bursa’ya red.
Şuarâdan Bâkî’nin cevabı:
Çi gam azm-i beled nefy-i ebed oldun ise ey Bâkî//Bilirsin kim cihân mülkü Süleymâna değil bâkî//Şehâ azlimde isbât-ı tehevvür eyledin ammâ//Buna çarh-ı kemîn derler ne sen bâkî ne ben bâkî.//
Metinden de anlaşılacağı üzere, Sultan Süleyman, Bâkî’nin Bursa’ya sürülmesini emreder. Bâkî de cevaben yazdığı dörtlükte padişahın bir an öfkeye kapılarak azline karar verdiğini belirtir ve hükümdara sitemde bulunur.
Kaynaklarda böyle bir sürgünden bahsedilmiyor. Acaba gerçekten böyle bir sürgün yaşanmış mıdır, yoksa Bâkî’nin ara sıra başına geldiği gibi, yine onu çekemeyenlerin bir tertibiyle mi karşı karşıyayız? Bu konuda son sözü elbette sahanın uzmanları söyleyeceklerdir...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları