Balgat'ın başkanlık ısrarı

A+A-
Arslan TEKİN

Balgat'taki zat partisinden çok fecî intikam aldı... Partiyi bırakın, maalesef Türkiye'yi ateşe verdi. İnsanlarımız "Ne olacak vatanım!" diye dövünüyorlar!

Memleket elden gidiyor, milletin uykuları kaçıyor o ise, "Oh olsun... Madem bana karşı adaylar çıktı, madem bana karşı olağanüstü kongreye gidildi, ben de, bütün söylediklerimi yutarım, taban tabana zıddımı 'başkanlığa' getiririm, ülkeyi tek adama teslim ederim!" havasında.

Dün gece peşin peşin konuşuyor: "Bu anayasa değişikliğinin Meclis'te referandum yolu açık olarak kabul edileceği görülüyor."

Bu sözü, Ak Parti'nin taleplerini karşılamaya amade olduğunu gösteriyor. (Onun peşine takılanlar, karakterlerini de belli etmişlerdir. Halkın arasında dolaşan lafı söyleyeyim: "Bunların yatacak yeri yok!" )

 Beyefendi engin fikirleriyle(!) halkı bilgilendirmek istemiş. Diyorlar ki:

 "Görüşmelerde özellikle gerilim stratejisi izleniyor. Böyle devam etmemesi lâzım. Meclis'teki gerilim referandum sürecinde Türkiye geneline yayılabilir.. Kabul ve ret lotosu oynanıyor. MHP'ye yapılan haksızlık, doğru bulmuyorum.  MHP çatlıyor gibi ifadeler kullanılıyor. Bunları kabul etmiyorum. Oylamada ani iniş çıkış beklemiyorum. Dönüş beklemiyorum artış olabilir. Fireyi mercekle aramak lâzım. Anayasa Meclis'ten geçmezse parlamento yenilenmeli. Meclis çalışamaz hâle gelir."

Meclis'i kim geriyor? Türkiye'yi kim geriyor? Ülkeyi "tek adam"a (ve ideolojisine) teslim etmek isteyenler mi, yoksa "tek adam" rejimine karşı çıkanlar, demokrasinin işlemesini isteyenler mi?

Merak etmesinler... Referandum, Olağanüstü Hâl uygulanırken yapılacak. Kimse sokağa çıkamazken, miting yapamazken, ekranda konuşamazken, gazetede yazamazken, bir taraf tıpış tıpış gider oyunu verir. Diğer taraf "lânet olsun!" der, çaresiz ülkenin uçuruma sürüklenişini seyreder. Bütün tek adam rejimlerinde olduğu gibi, yüzde 90 oyla başkan geçilir!

İki gündür, kendisini, birini ebedî şefliğe ("halifeliğe" mi desek? Halifeliği de bana, dün, liseden hocam Bedri Avcı hatırlattı.) getirmeye adamış kişinin, MHP'nin muhalif milletvekili Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile sohbeti tartışılıyor. "Ne konuştular?" merakı içindeydi herkes. Ak Partililerin de yürekleri ağızlarına gelmişti. Beyefendi, kıyam edenleri, grup toplantılarına bile almazken, Halaçoğlu'yla, üstelik kendisi yanına davet ederek, iki saat nasıl sohbet ediyor böyle?

İkisi arasında ne konuşulduğunu biliyorum. Yusuf Halaçoğlu'nu aradım, bana hepsini anlattı. Sohbet bizim gazetede, diğer gazetelerde, sitelerde yayınlandı. Bir de yayınlanmayan kısmı var. Yusuf Hoca'ya söz verdim. İstemediğini yazmayacağım. Şu kadarını söyleyeyim. Yusuf Hoca'ya söyledikleriyle dünkü açıklamaları çok farklı.

Milletin huzuruna çıkmayı hiç sevmeyen Beyefendi'nin dün geceki kısa açıklaması zaruretten! Halaçoğlu'yla yaptığı konuşmanın Saray Cephesi'nde kuşkuya yol açacağını düşünerek teminat vermek istemiştir.

(Birine "Reis" dediğime kızanlar, bu zata "Beyefendi" deyişime de kızacaklardır. Adlandırmanın manasının cümle içinde kullanışına göre değiştiğini hatırlatırım!)

 "MHP çatlıyor gibi ifadeler kullanılıyor." diyor Beyefendi!

MHP adına konuşma yetkisini nereden alıyor acaba? Saray'dan mı? Olağanüstü kongre yapıldı ve tüzük değişti. Genel başkanlık askıda. Dolayısıyla konuşacaksa kendi adına konuşmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları