Balyoz Davası ve düşünceler

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Balyoz Davası Mahkeme Başkanı dün gazetecilere  “Bana kimse telkinde bulunamaz, tesir de edemez. Nihai karar yazılırken cep telefonum kapalıydı”  şeklinde açıklamalarda bulundu. Keşke hiç konuşmasaydı...
Merhum Ord. Prof. Dr. Vasfi  Raşit Seviğ;  “Hakimlik biraz Allah’laşmaktır” derdi. Günümüze kadar Askeri Yargıtay üyesi hakimler daima kendilerini aşarak adil kararlar vermiş, hukukun yüceliğini korumuştur. 1944 Türkçülük Turancılık Davasında en güzel örneklerinden biri görülen bu sorumluluk günümüze kadar devam etmiştir. Solcu, Marksist dava dosyaları da aynı adaletten nasip almıştır. Şimdi sivil Yargıtay tarihi  bir sorumluluk karşısındadır. Yüz akıyla bu işi hukukun içinde sonuçlandırmalarını bekliyoruz.
Hiç şüphesiz darbeler bu memlekete çok şey kaybettirdi. Darbeciliği savunmak mümkün değildir. Ama “Darbe” iddiasıyla yargılananlara  verilen cezayı adaletin süzgecinden geçirenlere de  “Darbeci Dostu” demek insafsızlıktır.
Ayrıca, karara esas olan deliller hakkında ileri sürülen iddialar fevkalade ciddidir. Sahte CD’ler konusu ortada, seminere katılmadıkları halde ceza alanlar var. Savunma hakkının kısıtlandığı feryadını duymayalım mı?
 “Devrilmiş ağaca balta vurulmaz” diyen atasözümüzü unutmayalım. Bir generalin katıldığı düğünde askeri kıyafetle zeybek oynaması bana göre takdir edilecek bir güzelliktir. Bu paşamız  tutuksuz yargılandığı Balyoz davasında, tutuklanma kararı çıkınca derhal savcılığa teslim oldu. Ertesi gün en hafif tabiriyle sorumsuzluk örneği olan bir gazete haberiyle içim yandı:  “Zeybekçi Paşa Tutuklandı”  bu tip zanlıları yaralayacak, onları yıpratacak, üzecek üsluba asla iltifat edilmemelidir.
Zalim, vicdansız ve daha dava başlamadan kararını vermiş hakimler karşısında Sokrat meşhur savunmasında baldıran zehrini içmeden önce şöyle diyor;  “Zor olan, ölümden kurtulmak değil, kötülük yapmaktan kaçmaktır. Çünkü o, ölümden daha hızlı koşar...
İnsanları öldürerek, yaşadığınız kötü hayatın kınanmasından kurtulacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz! En kolay ve en asil yol, başkalarını susturmak değil, kendimizi iyileştirmektir. Beni ölüme mahkum edenler için söyleyeceğim son söz budur. Ayrılma saati geldi ve kendi yollarımıza gidiyoruz. Ben ölüme, siz yaşamaya... Hangisinin iyi olduğunu yalnızca Tanrı bilir.”
Evet, Sokrat şerefli hayatı ve yürekli savunmasıyla hep diridir. O’nu mahkum eden aşağılık hakimlerin  adını ise küfretmek için bile hatırlamıyoruz.
Hukuki süreç henüz tamamlanmadığı sürece dava ile ilgili yorum yapılamaz. Nitekim değerlendirmeleri sorulan Başbakan da aynı şeyi söyledi. Ancak, maalesef bazı bakanlar ve milletvekilleri bir yandan yorum yapamayız derken diğer yandan  “Bundan sonra herkes kendi işini yapsın. Başka işlere karışmasın..”  tarzı ifadelerle  aslında  Balyoz davası sanıklarının kendi  görevleri olmayan işlere karıştıklarını ve bu yüzden haklı olarak mahkum edildiklerini ima eden beyanlarda bulunmaktadır.
Hukuk, akıl, bilgi ve soğukkanlılık işidir. Sokak mitingleri ile hukuki sorunlar çözülemez. Unutulmasın; sosyal sınıfların problemleri de siyasi davalarla hal yoluna konulamaz. Karşı çıkmaya devam ederseniz, problemleri biriken sosyal sınıfları  patlamaya götürürsünüz. 
Toplum olarak çok ciddi bir karakter sınavı veriyoruz. Korkakların hiçbir zaman zafer anıtı dikmediğini unutmayalım. Korku köleliğin başlangıcıdır. Kişi, kurum, toplum olarak cesur olalım.  Hakikate hizmetten kaçmayalım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları