Balyoz indi kafaya kafaya bak kafaya

İsrafil K.KUMBASAR

Balyoz Davası’nda, sanıklar hakkındaki ‘dünya hukuk literatürüne’ geçmesi muhtemel şaheser (!) kararların açıklanmasından sonra memlekette ‘kısmi bir bahar havasının’ (!) hüküm sürmeye başladığına şahit oluyoruz, çok şükür.
Umudumuz, ‘benzer davaların’ da kısa sürede sonuçlandırılarak halkın salimen ‘pastırma yazına’ kavuşturulmasıdır ki, bu sürecin akamete uğratılması ‘mart karının’ yağmasına yol açabilir.
Allah muhafaza, insan için için bir endişe duymuyor da değil. Hesabımız sadece ve sadece ’milletimizin’ mutluluğu, refahı, huzur ve güvenidir.
Yoksa üç günlük dünyada ‘kendi adımıza’ ne bir beklentimiz ne de herhangi bir ikbal çırpınışımız vardır.
Tam işleri yoluna koymuş, ‘demokrasi’ arabasını (!) uçurumun kenarından almışken, ‘bir yol kazasına’ daha kimsenin tahammülü yoktur.
İlim irfan sahibi, milletimizin ‘kadim dostları’, devletimizin ‘yılmaz savunucuları’ da aynen bu görüştedir.
Balyoz Davası sonrasında oluşan havaya baktığımızda, her şeyi açık bir şekilde görmemiz mümkün.
Buyurun bunlardan bazılarına bir göz atıp, ‘esenlik dolu bu günleri’ bizlere yaşatanlara şükranlarımızı yineleyelim.

***

Şükrandan söz etmişken, öncelikle büyük dost, ezeli ve edebi müttefikimiz Amerika’dan başlayalım söze.
Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, geçtiğimiz ramazanda iftar çadırlarında Müslüman ahaliye çorba dağıtan ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ve beraberindeki heyetin yüzünü kara çıkarmadı.
Kara, Haydarpaşa Garı’nın yanı başında bulunduğu söylenen ve Hıristiyanlar için büyük önem taşıyan Sainte Euphemie ve Saint Christophe kiliselerinin ortaya çıkarılması için çalışmalar yapılacağını müjdeledi.
Koskoca ABD elçisi önlüğü takıp ‘iftar çorbası’ dağıtıyor da, ‘bir kiliseyi ihya etmek’ için çaba harcamışız çok mu?
İşte bakın Balyoz’un ilk meyvesi.
Allah korusun, o Balyozcular bugün dışarıda olsaydı, “Misyonerler cirit atıyor” (!) diye yaygarayı basacaklardı.
Oysa ortada ne misyonerlik var, ne de başka bir grup, sadece ‘dostluk, barış, kardeşlik’ rüzgarları esiyor.
Bize ne zararı olur İstanbul’un göbeğinde ‘iki kilise temelinin’ ortaya çıkarılmasının?
Onlar ‘çorba’ dağıtsın, biz ‘kiliseleri’ onaralım.
Kardeş kardeş geçinip gideriz.

***

Balyoz esenliği, PKK cenahında da etkisini gösteriyor netekim.
KCK yürütme konseyi üyesi Zübeyir Aydar, büyük insan, büyük mücadele önderi, sayın Abdullah Öcalan’ın (!) hazırladığı üç protokolün esas alınarak ‘Oslo sürecinin’ yeniden canlandırılmasını istiyor.
Haklıdır zat-ı alileri. Aklın yolu bir.
Madem bir işe soyundunuz, buyurun devam ettirin, ‘kıvırtmanın’ ne alemi var? Derdiniz ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘özgürlükçü’ bir Türkiye değil mi, buyurun o halde işte fırsat.
Hazır ‘balyozu’ da indirmişsiniz Öcalan alçağını memlekete getirenlerin başına, durmak yok yola devam.
Hem Türk medyasının anlı şanlı kalemi Mehmet Ali Birand da buyurmuyor mu:
- “TSK’nın, PKK’yı silahla durdurması imkansız. Şimdi PKK’nın ekmeğine yağ sürüyoruz”.
Belli ki arada bir dağlarda ‘iki çatapat patlatılmasına’ bile gönülleri elvermiyor. Silahların derhal susması gerekir.
Üstelik bu düşüncenin sahibi bir de müjde patlatıyor:
- “PKK kışın şehirleri vuracak.”
Varsın vursun, biz madem balyozu indirmişiz, ‘ılıman’ bir İslam, ‘ılıman’ bir demokrasi, ‘ılıman’ bir ABD tahakkümü tepemizde püfür püfür esiyor, sabah ola hayrola.

***

Kimileri böyle açıktan açığa, kimileri de dolaylı olarak “Balyoz’un bir fırsat olduğunu” net biçimde ortaya koyuyor.
Anayasaya değişikliği ile ‘kendilerini sağlama almaktan’ başka yol olmadığını gösterenler bir yanda, “Bu Kürt meselesini halledemezseniz, kanlı bir darbe olur” diyenler öte yanda.
İnsan, şöyle bir etrafına bakındıktan sonra, “Herhalde bundan sonraki darbeyi bir çavuş yapacak” demekten kendini alamıyor.
TSK’da Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmaya ‘daha kundaktayken’ ahdetmiş bir kaç rütbelinin dışında darbeye yeltenecek kaç kişi vardır sahi?
‘Filmi’ görüyor musunuz, ’korku’, ‘baskı’, ‘tehdit’ ve ‘yıldırma’ ile Kürdistan’ın yolunu açıyorlar, vatandaşa da “Demokrasi getiriyoruz” diyorlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş