'Balyoz'un gerçek klibini camilerde dağıtmalı mı?

İsrafil K.KUMBASAR
Son Sultan El-Tayyip Han’ın açılımı taçlandırmak için adını sıkça andığı Ahmet Kaya’nın bir şarkısı vardır:
- “Şehirlere bombalar yağardı her gece. Biz seninle sevişirdik.”
Bu şarkının albümünün, ‘Balyoz’ namıyla maruf iddianamenin yanında ‘promosyon’ olarak verilmesini öneriyoruz. 
Kaynak da hazır, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı.
‘En kalıcı’ ve ‘en ses getirecek’ proje olacağına garanti verebiliriz.
Düşünsenize, ‘bombalanacağı’ söylenen camilerin cümle kapıları önünde birer ‘limon’ sandığı, janjanlı zarflar içinde birer adet ‘iddianame’, birer adet ‘albüm’. Camiden çıkan herkesin eline bu ‘anlamlı’ hediye tutuşturuluyor. Fonda ağlıyor mu, gülüyor mu belirsiz; ancak bir hayli öfke dolu ‘davudi’ ses haykırıyor:
- “İşte bu kubbe var ya, bu kubbeyi sizin başınıza yıkacaklardı.”
Hediye paketlerini alanlar şükran dolu hisler, ‘balyozu savuşturmanın’huzuru içinde evlerinin yolunu tutacaklar. Kalabalıkta  “Hamdolsun, bir belayı daha defetmişiz de haberimiz yokmuş”  mırıltıları.
Tabloyu daha da renklendirmek mümkün. Fakat ‘densizliğin’ senaristleri bu konuda ‘fazla malzeme’ bırakmamış geride.
‘Ne tür’ uçak kullanacaklardı, ‘nereden’ havalanıp nerede ikmal yapacaklardı, meçhul.

* * *

Madem bir proje önerdik, bütün ‘bilinmezliğine’ rağmen, olaya bir takım ‘görsel efektler’ katalım.
İçinde ‘görüntülerin’ yer aldığı, ‘uçakların inip kalktığı’ bir de DVD ilave edelim promosyona.
Madem gündem belirlemede her yol mubah. Madem sokaktaki adama ‘adrenalin’ pompalamak, ‘olanı’ gizleyip, ‘olacakmışı’ gözüne sokmak maharet, biraz da bizim katkımız olsun. Hem de en hakikisinden.
Evet, itiraf etmek gerekir ki uçaklar vardı. Hem de öyle ‘bir iki tane’ değil. ‘Yüzlerce’. Üstelik ‘bir seferlik sorti’ ile yetinmediler
Fatih Camii’ni bombalamak kesmezdi onları. Gözlerine kestirdikleri bütün ‘kutsal mekanları’, ‘masum sivilleri’ bombaladılar.
Bir coğrafya boydan boya kan ile sulandı.
Artistlere başarılarından ötürü ‘kutlama mesajı’ gönderenler, sahnelerin ‘serçelerine’, ‘kargalarına’ şefkat kollarını uzatanlar, şarkılarına eşlik edenler...
‘Mezhep İmamlarının’ türbesine bombalar yağarken, ‘gıklarını’ bile çıkaramadılar.
Zurnanın ‘zırt’ dediği yer işte.

* * *

Biliyoruz, şimdi “Hani görüntü?” diye bizi köşeye sıkıştırmaya çalışacaksınız. Görüntüyü kurtarırız, o kolay. Yeter ki vatandaş ikna olsun.
Bakın, 2001-2008 yılları arasında ABD uçaklarının İncirlik’ten Irak bağlantılı yaptıkları uçuş sayısı tam 84 bin. Afganistan bağlantılı uçuş sayısı 13 bin 500. Yine İncirlik’ten ABD uçaklarının münferit uçuş sayısı da 6 bin.
Biz söylemiyoruz. Rakamlar AKP’li Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün beyanıdır.
Yedi senede tam 103 bin uçuş.
Yani günde ortalama 40 Amerikan uçağı, İncirlik’ten mezhep imamımızın bulunduğu topraklara ‘turistik’ seyahat düzenlemiş.
Davos’taki o davudi ses nasıl ‘Irak’a yağan bombaları’ güme götürüyorsa, ‘Balyoz’un ‘muhtemel’, ‘olasılık dahilinde’, ‘olabilirliği yüksek’ bombaları da ülke gündemini işte öyle perdeliyor.
İşte kimilerinin şansı (!) böyle yaver gidiyor.
Cami cemaati de namaz çıkışı koltuğunun altına bir iddianame, bir de Ahmet Kaya albümü sıkıştırıp evinin yolunu tutuyor:
- “Vay zındıklar cami bombalayacaklarmış.”
Oynayacaksanız büyük oynayın.
Bakın İmam-ı Azam’ın türbesi bombalanırken kimsenin gıkı çıktı mı?
Alooo, demokrasi havarileri.
Huuu, orada mısınız?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş