Bana arkadaşını söyle

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Ülkemizde sık kullanılan bir deyim vardır, bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. AKP’yi kuran ve iktidar yapan ekip sayın Erbakan’ın yetiştirdiği milli görüş geleneğinden gelen kimisi yerel kimisi de ulusal yönetimde siyaset yapan kişiler olarak bilinmekteydi. AKP gerek kuruluş aşamasında gerekse bugün Türkiye’nin gelmiş geçmiş en imkanlı ve en fazla para harcayan siyasi partisi olduğunu basında okuyoruz. AKP’yi iki dönem iktidarda tutan ve bugün hâlâ en büyük parti konumunda olmasının kanımızca en önemli nedenleri arasında yerel yönetimler vasıtasıyla halkı etkilemeleri ve muhalefetin alternatif oluşturamaması vardır. CHP ve MHP’nin taraftarları AKP’nin taraftarlarına göre daha eğitimlidir dolaysıyla daha bilinçli oy kullanırlar.
AKP’nin oyu aslında ortanın sağında olan milliyetçi ve muhafazakar oylardır. Peki AKP gerçekten milliyetçi ve muhafazakar mıdır. AKP yöneticileri sürekli milliyetçiliği bir öcü olarak görmekte ve göstermektedir. Devlet yönetiminde ne kadar milliyetçi kadro varsa bunların tamamına yakınını dışlayarak etkisiz hale getirmişlerdir. Bir kısmını da kendilerine benzetmişlerdir. Muhafazakarlığı ise İsrail’e kafa tutmayla camilerdeki ezan sesini yükseltmekle sınırlı kalmıştır. Muhafazakar kesimin başörtüsü gibi sembol sorunlarını çözmemişlerdir. Ama kendileri için acil ve hayati olan iktidardan düştükten sonra yargılanmamak için gerekli tedbirleri almışlardır.
AKP’nin ilan ettiği felsefesiyle hiçbir bağlantısı olmayan Türklerin çok iyi tanıdığı Çetin Altan’ın oğulları Ahmet ve Mehmet Altan’lar, Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Mehmet Barlas ve daha benzer bir sürü gazeteci ve döneklerle hangi tür işbirliği yapmaktadırlar hep merak edilmektedir. İslamcı gelenekten gelen bir ekibin bu adamlarla ne işi olabilir veya bir işi olmalımıdır. Bu tür adamların Milliyetçi muhafazakar düşünceyle işbirliği yapmalarının tek nedeni acaba para mıdır. AKP’nin özgürlük ve demokrasi havarisi kesilmesinin gerçek nedenleri nelerdir. Türklere ve Türk devletine dost olmayan bir takım insanların iktidarın nimetlerini kullanarak her yönden palazlanmaları, gerici yobazların insan hakları savunucusu, sivil toplum örgütleri temsilcileri numaraları yapmaları, Türküm demeyi faşizmle eş değer olarak gösteren, Türk devletinin ve Türkiye’nin Türk olma karakterinin korunmasının garantisi olan Türk Silahlı Kuvvetlerine el birliği ile dış bağlantılı olarak saldırmalarının neresinde milliyetçi-muhafazakar düşünce bulunmaktadır. Köylerde ve büyük kentlerin varoşlarında oturan Türkmenlerin böyle bir zihniyete ve şaibeli işbirliğine oy vereceklerine inanmıyorum. MHP’nin Türkleri bilgilendirme seferberliği yapması gerekir. Çünkü şer kesimler ve güçler bilgilendirilmişler ve enerjik bir şekilde kararlı olarak işbirliği yapmaktadırlar. Ülkede hiçbir yurt sever refleks kalmamıştır. Devlette görev yapan milliyetçiler özellikle bilinçli olarak sindirilmiş ve hayat hakkı tanımamaktadırlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bunlara sahip çıkacak milliyetçi bir örgütlenme de maalesef yoktur. Türkiye de yerli ve yabancı bir takım odakların ülkemizi bir başka şekle dönüştürmek için derin bir işbirliği içinde olduklarını görmekteyiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları