Banka ahlakı

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Bir banka genel müdürü  son dönemde artan takipteki alacaklarının artması ile ilgili olarak  “Vatandaşın ödeme ahlakı değişti” tespitini yapmıştı.

Yani bazı vatandaşlar bankadan kolayca gelip kredi alıyor ama maalesef mevcut yasaların esnekliği ile bu borcunu geri ödemiyor. İcralık dosya sayısının toplamda 6 milyonu geçmesi bu alanda bir sorunun olduğunu gösteriyor. Ancak bu 6 milyon kişiden kaçının ‘ödeme ahlakı bozulmuş’ olduğuna gelince bunun kaçı kötü niyetli, anlamak mümkün değil. Çünkü şu anda yaşanan işsizlik son 10 yılın zirvesine yaklaşmış durumda. Bu da vatandaşın ödeme ahlakının bozulmasından değil de zorunluluktan ödeyememe durumuna düşmesine neden oluyor.

Elbette bu 6 milyon dosyada ödeme ahlakı bozuk insanlar vardır ama bunları genelleştirmek son derece yanlış.

Alacağının takibe düşmesi bankacılığın fıtratında vardır. Yani o işin riskidir.

Olaya bir de farklı açıdan bakalım.

Peki bankanın ticaret ahlakı ne kadar var?

Bunu da tıpkı vatandaşın ödeme ahlakını sorguladığımız gibi yaptığımızda ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Elbette bunu da genelleştirmemek lazım. Çünkü Türkiye’de düzgün bankacılık yapan kuruluşlar var. Bir de ticari ahlakı bozuk bankalar var ki onlarla değil vatandaşın baş etmesi devletin bile üstesinden gelemediği görülüyor.

Geçen hafta bir gazetede çıkan bir haber, dünyanın her hangi bir ülkesinde olsaydı kıyamet kopmuştu. Yabancı sermayeli bir bankanın, personeline verdiği eğitim notlarında müşterinin ahlaksız bir bakışla aşağılanıp, ona nasıl satış yapılacağı anlatılmaktaydı. Gazeteci Kadife Şahin’in gündeme taşıdığı bu belgede banka, pazarlama elemanlarına eğitim verirken, müşteriler için  “kucağınıza düşen” ifadesi kullanılıyor.  Bu banka daha önce de yine satış elemanlarına  “müşterilerinizi tenhada kıstırıp satış yapın” tavsiyesinde bulunmuştu. O dönem bu banka ile ilgili soruşturma açılmıştı.

İşte aynı banka 2 yıl aradan sonra bu defa  “kucağınıza düşen müşteri” tanımını pervasızca yapabiliyor.

Bu skandal, söz konusu yabancı sermayeli bankanın kendi ülkesinde yapılsaydı o ülkenin halkı bu bankaya nasıl tepki gösterirdi?

Dahası Avrupa Birliği bu bankaya nasıl bir tavır alırdı.

Türkiye’de bu skandal ortaya çıkalı 4 gün oldu ve bankadan halen tek bir kelime ses çıkmadı.

Sosyal medya adeta yıkılıyor bu sözle.

Bankanın çıkıp tüm müşterilerinden özür dilemesi gerekirdi. Ama yapmadılar.

Onlara göre ortada özür dilenecek bir durum yok tabii ki... Nasıl olsa burası Türkiye ve burada her türlü işlemi kafalarına göre yaparlar.

Nitekim de yapıyorlar.

Denetleyici ve düzenleyici makam olan BDDK, bu haber üzerine tek bir kelime açıklama yapmadı.

Ben bir banka müşterisi olarak bu olaya tepki gösteriyorum. Beni kucağa düşen olarak gören bir kuruluş ile değil çalışmak, önünden bile geçmem. Ancak benim birey olarak gösterdiğim bu hassasiyeti, elbette BDDK’nın da göstermesi lazım. Bankacılık sektöründe son 3 yılda yaşanan onca olaya BDDK ne yaptı ki buna da yapsın. Her şeye sessiz kalan bir kurumdan bu konuda da bir şey beklemek faydasız...

Söz konusu yabancı sermayeli bir banka da bundan cesaret alarak, önce vatandaşı tenhada kıstırdı şimdi de kucağa düşürdü.

Müşterinin ödeme ahlakını sorgulayan banka ve bankacılara önerim; bence kendi aralarında özeleştiri yapıp, önce kendi sektörlerinin ahlaklarını da bir sorgulasınlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları