Bankacılıkta mobbing

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Bankacılık sektöründe balayı dönemi bitti.

Artık öyle havadan kazanılan k‰rlar yok.

Bir banka yöneticisinin tuvalette aklına gelen bir ürünü müşteriye sattırma dönemi geride kaldı.

Bankacılık sektörü Türkiye'de artık eskisi gibi at koşturamıyor.

Gerek BDDK gerekse yasalar bankaların keyfi politikalarına tam olmasa da kısmi bir engel olmaya başladı.

Hesap işletim ücretlerinden tutun da, her ay sonu boşta para buldukları hesaplardan, bankacılık hizmet geliri adı altında gasp yapamıyorlar.

Bankalar yıllarca bu vurgunla k‰rlarını patlattılar. Hatta işi öyle bir duruma getirmişlerdi ki, her şubeye aylık hedef vermişlerdi. Yani her ay şubenin büyüklüğüne göre 10 bin lira ile 20 bin lira arasında toplam para çalacaksın!
Çalacaksın kelimesi belki ağırmış gibi görünebilir ama gerçek bu. Müşteri sana güveniyor, parasını yatırıyor. Sen ay sonu onun hesabından BHG diye bir not düşüp para alıyorsun. Vatandaş da bunu vergi sanıyordu.

BDDK'nın sert yaptırımı buna son vermelerine neden oldu. 

Mesela kredili mevduat hesaplarından ayda alınan yüzde 5 faiz.  Neredeyse yıllık faizi alacak. BDDK buna da son verdi.

Bankaların haksız kazanç sağladığı daha birçok kalem ellerinden alındı yasaklandı.

Panik başladı
İşte her şey ondan sonra başladı.

Havadan kazanılan para ile k‰rlarını her yıl katlayan bankalar zarar etmedi ama elde edilen oranlarda düşüş yaşamaya başladılar. 

Bankaların BDDK verilerine göre mayıs ayında k‰rları yüzde 11 düştü. 

Bu düşüşün önümüzdeki aylarda da sürmesi bekleniyor.

Yabancı patronuna daha çok kazandırıp milyon dolarları cebine götürme hayalindeki Türk yöneticilerde panik başladı.

Türk bankacılık sisteminde yüzde 70'e yakını yabancıların kontrolünde.

Yabancı son 10 yıldır yaşanan kriz nedeniyle ülkesinde kazanamadığı parayı Türkiye'de kazandı.

Türkiye artık onlar için artık yavaş yavaş etini de sütünü de hatta kemiğini de kullanacağı koyun olmaktan çıkıyor.

Türk yöneticiler halen çıkmamış candan umut kesilmez misali yeni stratejilerle bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Bunu yaparken de o kadar ölçüyü kaçırıyor ki, personelini ruh hastası yapacak seviyeye getirdi.

Bankacılık sektörü çalışanları şu günlerde korkunç baskı altındalar.

Tazminat ödememek için
Bankalar personel üzerinde akıl almaz hedeflerle bir nevi mobbing yapıyorlar. Psikolojik taciz anlamındaki bu eylem bankacılık sektöründe çok sık görünmeye başlandı. Özellikle personel sayısını azaltmak isteyen bankalar, tazminat vermeden eleman çıkartmak için mobbinge başvuruyorlar.

Sürekli olarak yeni hedeflerle psikolojik taciz altına alınan personelin kendi rızası ile istifa etmesi sağlanıyor.

Bu konuda iş mahkemelerinde yüze yakın dava açılmış durumda. Elbette bir çalışana karşı koskoca banka ve onlarca avukatı ile nasıl baş edilir o ayrı bir soru. Bir de personel işten ayrılırken dava açmaması için korkutuluyor. Dava açarsanız bir daha hiçbir bankada iş bulamazsınız.

Bu cümle bile psikolojik baskının ta kendisi.

Baskı ile istifa eden bankacılar maalesef dava açmaya çekiniyorlar.  Yoksa dava sayısı bugün 100 değil, her halde 10 bin olurdu
Önümüzdeki dönemlerde bankalar tazminat ödemeden personel çıkartmak için baskıyı daha da artıracaktır.

Bir gecede çıkartılan torba yasalarına banka çalışanları için de bir madde eklenemez mi?
Bu konuda Çalışma Bakanlığı yüz binlerce insanın vebalini taşıyor.

Sürekli olarak kul hakkından bahseden bir Çalışma Bakanı konu bankalar olunca neden susuyor bilinmez.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları