Bankadaki özel kasam ! (Ya da biri bizimle MASAK geçiyor!)

A+A-
Behiç KILIÇ

Geçtiğimiz mübarek Cuma Hürriyet gazetesinin manşetindeydik  “145’likler 1”  olarak!..
Ergenekon mel’unları olarak araştırılıyorduk!.. Araştırma konusu da mühim...
MASAK istemiş BDDK bankalara yazmış,  “Bu kişilerin bankalardaki özel kasalarını bana bildir” demiş..
İşin ucunda MASAK da var ki, aman da aman.. MASAK ne?.. Maliye Bakanlığı mali suçları araştırma komisyonu...
İşte Hürriyet bunu yazıyor..
“Behiç Kılıç’ın özel kasa durumunun takibine..”
Dünyanın her yerinde adamı zangır zangır titretecek bir soruşturma da..!
Kimi?.. “Sırtı kalın”  adamı!.. Ay sonunu zor getirene  “Usta senin bankada özel kasa ne iş” desen gariple  “Maşak geçmiş”  olursun!..
Öyle sayalım, işi gazeteye yıkalım (ne olur ne olmaz başkaları kıllanmasın) Hürriyet bu haberle bizimle masak geçmiş diyelim de...
Vallahi doğru söylüyorum, laf olsun diye değil... Öğlene doğru bizim duraktan bir taksiye bindim, şöför komşum Tekin  “Senet var abi bin lira borç versene” dedi!.. Kasa haberini okumuş ..

Borcum borç!.
Böyle durumlarda aklıma gelen bir fıkra vardır.. Adam, halim selimmiş.. Vefat etmiş, ölüsünü evinde koltuğunda oturur hali ile bulmuşlar.. Yalnız bir gariplik var, bir eli yüreğinin üstünde, öteki affedersiniz apışarasını avuçlamış öyle kaskatı vaziyette..! Mahalleli durumu çözmek istemiş, her otu bilen bir bitirime manzarayı göstermişler.. O bakmış, bakmış, “Çok borcu var mıydı rahmetlinin?”  demiş.. “Hıı..nereden bildin?..” Elleri işaret etmiş, “Borcum borç diyor eli kalbinde.. Ama babayı alırsınız diyor o yüzden eli orada!..”

Bu ilk değil!..
Benim başıma ne geliyorsa işte bu  “Doğan görünümlü Şahin” meselesinden geliyor!.. Tabii çok gençler bilmez, Tofaş’ın Doğan-Şahin modası geçti. O zamanlar Şahinleri makyajlayıp Doğan haline getirme, hava atma vesilesiydi.. Bizde de Allah vergisi bir kalantor havası var, hiç kimseleri  “dar maaşlı sade vatandaş”  olduğumuza inandırmak mümkün olmuyor...
Yani bendenizde bir inceden patron havası vardır ama çarık deliktir.. Bu paradoks da, günahlarımız karşılığı Allah’ın sopasıdır zaar, bu yalan dünyada cehennemi anlamamız için..
İşte bu vitrin aldatmacası yüzünden, memleketimizin yüce katlarının takip alanları içerisinde mütalaa edilmekteyiz sıklıkla.. Şimdi  “Bakın şu herifin özel kasa durmu nedir?!” diye şüpheli şahıslar kategorisinde değerlendirilmemizin aynısı, şu ünlü 28 Şubat döneminde de başımıza gelmişti...
O zaman da devrin kudretli generallerinin öfke alanı içerisinde, o generallerin emri ile araştırılma soruşturulma kapsama alanları içerisinde de didik didik ediliyorduk!..
Devrin en kudretli bir generaline göre  “Beş  milyon dolarlık serveti olan”  uyanıktık ve o servet karşılığı siyasi iktidarı destekleyip askerlere karşı çıkıyorduk!..
Bir general,  “Çiller’in torbacısı” olarak yolumuzu bulduğumuzu yayarken, bizi iyi tanıyan meslek erbabının bile buna inandığını,  “Vay inek nasıl da köşeyi döndü, helal olsun” diye kıskançlık ama, Allahın bir fırsatta kendilerine mutlaka getireceği inancı ile bendenizi yakın takibe aldıklarını bilirim... (Not: İlginçtir, o dönemin bütün generalleri falan şallak mallak edilirken, dönemin en kudretli generalinin adı bile anılmıyor!.. Neden acaba?!)
Tam da 28 Şubat lincinin kafamıza yapıştırdığı yalanlardan silkinmeye başlamışken Ergenekon fırtınasına tutulmuş bulunuyoruz!..
Haberin ardından, takibini yapan muhabirler soruyor;
 “Özel kasanda ne var abi?!”
Sadece bizim genel yayın müdürümüze söyledim, o biliyor..
Açık açık söylemem ahlaka mugayirdir!.. 

Yazarın Diğer Yazıları