Bankaları protesto etmek

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Su günlerde herkesin dilinde bankaları protesto etmek var. Sayısını benim bile bilemediğim tüketici derneklerinden biri, 13-14 Mart günlerinde bankaları protesto etmek için kampanya başlatmış.
“Siz de bankaların haksız kazançlarına dur demek için 13-14 Mart tarihleri arasında bankalara gitmeyin, işlem yapmayın ve kredi kartı kullanmayın” önerisinde bulunan dernek, bu protesto ile bankaları yola getireceğini belirtiyor.
Allah aşkına böyle bir komedi mi olur?
Bankalara gitmemek ne demek?
Nasıl bankalara gitmezsiniz? Sistem artık öyle bir kuruldu ki bankasız bir hayat imkansız.
Maaşlarınız, yasa gereği bankalara yatıyor. 2 gün bankaya gidip maaşınızı almamanız bankalar için bulunmaz bir olay. Düşünün milyonlarca lira, vadesiz olarak bankanın kasasında duracak ve banka bu parayı 2 günlüğüne bile olsa işletecek.
Bu kampanyayı düzenleyen tüketici derneğinin bu ilk cehaleti.
‘İşlem yapmayınız’ diyor.
Olur, yapmayalım. Peki ödemeler ne olacak? Son ödeme günü gelen borçlar, taksitler ve daha yüzlerce şey. Bunların 1 günlük gecikme faizi ne olacak? Mesela telefon faturaları, son ödeme günü protesto gününe gelen milyonlarca fatura var. O gün ödemediniz, tefecileri aratmayacak faizleri kim ödeyecek?
‘Kredi kartınızı kullanmayın’ diyor.
Tamam, 2 gün kullanmayalım. Ancak kredi kartlarındaki otomatik ödemeler ne olacak? Kredi kartının son ödeme günü ne yapacağız?
Bunlar akıl ve mantığa dayalı olmayan protesto şekilleri.
Yıllar önce yine bir tüketici derneği, kola zamlarını protesto etmek için bir kampanya düzenledi. O kadar başarılı oldu ki o dönem kola içmemek moda oldu. Ve kola şirketleri bırakın zam yapmayı fiyatını bile yüzde 20 indirmişti. Kola protestosu doğru zaman ve doğru strateji ile yapılmıştı.
Şimdi yapılmak istenen protestoda ise yöntem yanlışlığı var. İki gün bankaya gidip işlem yapmamanız imkansız. Çünkü sistem buna izin vermez. Bu protestoda tüketici zarar görür, bankalar bu işten kârlı çıkar.
Bankaların haksız kazancı artık bilinen bir gerçek. Ne yasa ne de mahkeme kararı dinliyor, bildiklerini okuyorlar.
O halde bankalara ne yapmak lazım?..
Bu tüketici derneğinin gücü yetiyorsa, eğer gerçekten yüz binlere ulaşabiliyorsa yapacağı tek şey, herkesin cebinde en az 3 tane bulunan o plastik kartların bir tanesini iptal ettirmek. Türkiye’de bulunan kredi kartı sayısı 56 milyon adet. Eğer bunun 1’ini bile iptal için bankalara başvurduğunuz zaman bankalar, bırakın aidat istemeyi, üstüne hediye bile verir sırf iptal ettirmemeniz için. Hele 1 milyon adet kredi kartının iptal edilmek istendiğini düşünün...
Geçen hafta Türkiye’nin en büyük bankalarından biri tarafından verilen kredi kartıma 80 TL kart ücreti tahsil edildiğini görünce, müşteri hizmetlerini arayıp tereddütsüz iptal ettirdim. Yarım saat sonra beni arayan başka bir müşteri temsilcisi, iptal kararımdan vazgeçirmek için kart ücretini iade etti ve üstüne üstlük o ücrete yakın bir miktarda da ödül verdi.
Buradan tüm tüketicilere ve derneklerine sesleniyorum.
Tüketimden gelen gücünüzü kullanmak istiyorsanız, cebinizdeki kredi kartlarını iptal ettiriniz. Onları kapattırmakla hiçbir kaybınız olmaz. Ancak bankaların kaybı büyük olur. Visa ve Master Card gibi kuruluşlardan aldıkları yıllık primden oldukları gibi, kimseden de tefeci faizini alamazlar.
Bankaları yola getirmenin tek yolu iptaldir, unutmayınız...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları