Banu Avar’dan ilginç bilgiler

A+A-
Behiç KILIÇ
Gerçek bir gazeteci olduğu için “kafası koparılan” Sayın Banu Avar, kendi durumundaki öteki gerçek gazeteciler gibi fırsatlar yaratıp bildiklerini halka ulaştırmayı başarıyor... Toplumun efendilerinin bütün engellemelerine karşın, “yüksek duvarlarla mücadele” gazetecinin namusu olduğu için, Avar ve onun gibiler yılmıyor...
Banu Avar, TV 5’de önemli bilgiler aktardı. Türkiye’yi yöneten isimlerin okyanus ötesinde “seçildiğini” şu anda da sağ ve sol siyasetten bazı isimlerin “Türkiye” için yetiştirildiğini savundu. 
Türkiye’de uygulanan senaryonun, 1994 yılında ilk işaretlerini verdiğini hatırlatan Avar, o tarihlerde Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Morton Abramovitz’in “Bu Erbakan bu işi beceremiyor, daha kravatlı, daha şehirli görünümlü bir başkan lazım” sözlerini hatırlatıyor... “Dünya düzeni, Türkiye’nin yönetimine kimlerin geleceğine daha o tarihte karar vermişti” diyor...
 Banu Avar, 1994’de BBC’nin Türkiye’deki temsilcisiydi... Anıları şöyle...
“O tarihlerde, yurt dışından Türkiye’ye gelen basın mensuplarına kılavuzluk yapıyordum. Nisan 1994’te önce BBC, daha sonra ABC ve PBS aradı. Talepleri, Refah Partisi konusunda bir program yapmaktı. Kendilerine Genel Başkan Necmettin Erbakan ile bir görüşme ayarlayabileceğimi söylediğimde bana; ‘Hayır onu istemiyoruz. Yardımcısı Abdullah Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmek istiyoruz’ dediler. Birebir aynı şeyleri talep ediyorlardı. Tüm konuşmalar tarafımdan kaydedildi. Geldiler ve röportajlarını yapıp gittiler. Yeni dünya düzeninde, bir takım isimlerin yönetim için hazırlandığı o zamandan belliydi. Aynı hazırlık şimdi de yapılıyor. CIA istasyon şefi Nelson Letski’nin ‘TBMM’nin her yerindeyim’ sözleri tesadüf eseri sarf edilmedi.”
 Avar ABD merkezli bu operasyonun 68 ülkede aynı anda başlatıldığını anlatıp ekliyor;
“Önce belirlenen isimler yönetime gelir. Gelir gelmez, ülkenin kaynakları özelleştirilmeye başlanır. Tüm fabrikalar kapatılır. İnsanlar, aç, işsiz kalır ve sokaklara dökülür. Evinden çıkamaz hale gelir. Daha sonra ise televizyonlar aracılığıyla zehir enjekte edilmeye başlanır.”
 Son dönemde, Türk televizyonlarında yer alan yarışma ve evlilik programlarının bu amaçla yaygınlaştığını söyleyen Avar, bu programlarla toplumun kutsal değerlerine ve nimetlerine hakaret edildiğini, kadınların aile değerlerinden uzaklaştırıldığını, eğitimli kadınların ise yalnız ve özgür kadın imajı ile dönüştürüldüğünü belirtti.
 Kültürel anlamda büyük bir düşüş yaşandığını belirten Banu Avar, bu süreçte etnik kaşıma, etnik sendikacılık operasyonlarının başladığını ve iç savaş için düğmeye basıldığını kaydetti. Bu aşamada Yugoslavya örneğini veren Avar, “Bu süreç, Yugoslavya’da olduğu gibi ordu ve polisin karşı karşıya getirilmesiyle sonuçlanır. Bu ülkede askere karşı polis silahlandırılmıştı. Daha sonra barış gücü askerleri ‘Biz sizi ayırmaya geldik’ diye devreye girer. Ülkenin petrol bölgeleri ve havzaları ile tüm stratejik alanlarına el koyulur. Bu şablon herkesin aklının bir köşesinde durmalıdır” diye ikaz ediyor.
Tecrübeli, bilgili ve namuslu bir gazetecinin söyledikleri bunlardır...
Yazarın Diğer Yazıları