Barış koşulları tamam!

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Kıbrıs’ta Enosis adına kan akmasının başlıca sorumlusu olan Rum Ortodoks Kilisesinin başı, Başpiskopos Hrisostomos’un Halkın Sesi Gazetesinde yayınlanan mülâkatını okuduktan sonra Talat-Hristofyas görüşmelerinin ancak Türk tarafı Rum’a teslim olduğu takdirde olumlu sonuç vereceği inancım yeni güç kazanmış oldu. Yusuf Kanlı’nın Hrisostomos ve Hristofyas ile yapmış olduğu mülâkatları “barış, şimdi barış; AB üyeliği ve Barış engellenemez” diye yollara çıkıp zeytin dalları dağıtanlar, Hristofyas ile, tiyatro yaparcasına zeytin ağacı dikenlere ithaf ediyorum.
Hrisostomos “Rum ve Türklerin bir arada yaşayabilmeler için koşullar uygundur”  diyor ve bütün mülâkatı boyunca 1963-74 arasında yaptıklarını kabul etmiyor, özür dilemiyor. 1955-58’lerin suçlusu da “böl ve yönet” şampiyonu İngilizler ve Türklerle Rumları bir emir ile ayıran Denktaş’ın terörü. Hrisostomos’un sanki Akritas Planından haberi yok. Birkaç hafta önce “artık güçlüyüz, dünyaya gerçeği söyleyelim, Enosis istiyoruz”  dediğini de unutmuş “hata, her iki tarafın da Kıbrıs’a bakmayıp kendi anavatanlarına bakmasından” kaynaklanmaktadır diyor. Başpapaza göre 1963’de Türkler hükümetten kaçmışlar, “isterlerse buyursunlar geri gelsinler, 1960 devleti vardır” diyor ve Hristofyas gibi 1960 devletini üniter bir devlet olarak tanımlıyor. Denktaş ortaklığı istemedi bunun için insanları ayırdı da diyebiliyor. Bir emir ve tehditlerle Kıbrıs Türkleri kendi kendilerini tecrit etmişler. Geri devlete dönmek elimizdeymiş. 
O halde 1960’ın yanlışları neydi ki, Başpapaza göre devlet işleyemez hale geldi? Hrisostomos’a göre azınlığa verilen veto haklarıydı, özel haklardı. Bunlara gerek yoktu. “Üniter bir devletin doğru ve etkin işlevi için, liderler tüm halk tarafından seçilmeli. Amerika’da beyaz olmayan bir kişinin halk tarafından Cumhurbaşkanı seçildiği gibi burada da halkın oyları ile gün gele bir Türk’ün de Cumhurbaşkanı olabilmesi mümkün olmalıdır. Bu adada mutlu yaşamak istiyorsak bizleri ayıran eski anlaşmazlıkları geride bırakmalıyız”. Yani Türklere özel hak yok. Üniter devlette, kurumlar, partiler birleşmiş, çoğunlukla halk (tek halk) kendi temsilcilerini seçecek. Yunanistan’da olduğu gibi. Tek halk, tek devlet, tek egemenlik ve Hrisostomos’a göre “Avrupalıyız... AB müktesebatı altında Avrupalılar gibi hür ve mesut yaşayacağız”. Papaz şaşırtmacısına bakınız: Bir yandan “1960 Anayasasına dönelim” diyor diğer yandan Avrupa müktesebatından ve veto hakları (Türklere özel haklar) verilemeyeceğinden bahsediyor. Ayrıca kalıcı derogasyonlara o da, diğer liderler gibi hayır diyor ve askerlerin çıkması, parazit dediği “yerleşiklerin” tümünün adadan çıkması ön şartı oluyor. “Ambargo, izolasyon” sorumlusu Türkiye. “Türkiye’nin istediği gibi Kuzeydeki limanları tanırsak KKTC’yi tanımış oluruz, bu da var olan, ilga edilmemiş olan Kıbrıs Cumhuriyetinin sonu olur” diyor. Kuzeyde ayrı devlet, ayrı egemenlik olamaz. Talat Türkiye’nin emrindedir, gerçek muhatap Türkiye’dir ve Türkiye mükellefiyetlerini yerine getirerek Kıbrıs Cumhuriyetini tanımalıdır.
“Federasyona karşı değilim, ancak federasyon temiz bir federasyon olmalıdır” diyor Hrisostomos. Hristofyas da “üniter federasyon” demişti ya, işte öyle bir şey! “Federasyon fonksiyonel olmalı, devlet çalışabilmeli, fonksiyonel olmazsa yeniden kavga çıkar, o zaman Kıbrıs’ın yıkımı olur” diyor Sn. Başpapaz, herhalde Türklere fazla hak verdiği için “fonksiyonel değildir” diye yıktıkları ama suçunu kabul etmedikleri 1960 Ortaklık devletini hatırlayarak. Ve ekliyor, yapılacak anlaşmada haksızlık olmamalı; taraflardan birine (1960’da olduğu gibi?) haksızlık olursa “haksızlığa uğrayan taraf sorunları çözmek isteyecek ve devlet çökecek” diyor Sn. Papaz- herhalde tıpkı 1963’de olduğu gibi. Yani “fazla hak istemeyiniz, devleti yine başınıza yıkar ve tümüne sahip oluruz” demek istiyor. Hrisostomos’a göre İngilizler dahil bütün yabancılar Kıbrıs’tan çekilmelidir. Kıbrıs Kıbrıslılarındır. Ancak biz de biliyoruz ki “Kıbrıslı” demek “ellino kipriyo” (Kıbrıs Yunanlıları) demektir ve bu deyimin içinde Türkler yoktur. Hristofyas’ın dediği gibi “tek halkı teşkil eden %80 ellino kipriyo (Kıbrıs Yunanı)” ile diğer azınlıklardan oluşan “Kıbrıs vatandaşları” yani tek halk vardır.
Mülakatı yapan Yusuf Kanlı, papazı dinledikten sonra ümitsizliğe düşmüş. Son soruyu soruyor. Bu yıl içinde uzlaşma bekliyor musunuz? Hrisostomos’un yanıtı kesindir: Ankara’nın istediklerine baktığımda çözüm olacağına inanmıyorum.
Biz de Hrisostomos ile Hristofyas’ın Yunanistan ile birlikte istediklerine baktığımızda biz de yakın bir gelecekte çözüm olabileceğine inanmıyoruz. Sn. Cumhurbaşkanı Talat tamamen eski yoldaşına teslim olmadıkça!

Yazarın Diğer Yazıları