‘Barış’ örgütü PKK ne yapmak istiyor?

İsrafil K.KUMBASAR

Anlayana ‘sivri sinek’ saz misali; anlamayana ise ‘zırvanın’ tevil götürmemesi hali.

Eşkıya, ‘nereden’ geldiği apaçık olan ufak bir işaret ile anında ülkeyi ‘savaş alanına’ çeviriyor, ‘50’den fazla’ insan bir hiç uğruna hayatını kaybediyor.
‘Müzakere masasına’ yapışan iktidar sahipleri, ‘verdikleri taahhütlerin’ üzerine çizik atmak yerine hâlâ ‘karınlarından’ konuşup ‘yutkunmaya’ devam ediyorlar.
Yakın tarihte benzer olaylar defalarca yaşandı; ama her seferinde ağızlarında ‘geveleyip’ durdukları cümlelerin özeti şu oldu:
- “Kimse bize ‘PKK kan döküyor’dedirtemez.”  
Allah’ın bir kulu da soramadı:
- “Peki kimmiş şu ‘kanı’dökenler, kimmiş şu ortalığı ‘kan gölüne’çevirenler, anlatın da biz de bilelim?”
Her halde ‘çok güvendikleri’birileri; bir bunları, bir örgütü ‘ters köşeye’ yatırıyor.
Bunlara gelip  “Tamam, dağdakiler ile konuştuk, kan duracak”  diye fısıldıyor, onlara gidip  “Bildiğinizi okuyun, bunlar başka türlü yola gelmez”  diyor olmalı.
Zira, şaşkınlık o boyutta ki kimse ‘olup bitenlere’ akıl sır erdiremez oldu artık.
Son bir yıla bir göz atın, filmin ‘nerelerde’ koptuğunu göreceksiniz.

***

Balık hafızalı değilseniz eğer, birkaç yıl önce olup bitenleri mutlaka hatırlayacaksınız.
Kanlı Reşadiye pususunun ardından, yandaş ve yanaşmalar topyekun ayağa kalkmış, aynı telden çalıyorlardı:
- “Hayırrrr, bu PKK’nın işi değil.”  
Dağdaki eşkıya yırtınıp duruyordu:
- “Yahu biz yaptık, eylem bizim.”
Buna rağmen, berikiler feryat figan, örgütü ‘aklamaktan’ vazgeçmek istemiyorlardı:
- “Olamaz, bu bir provokasyon.”
Sonra anlaşıldı ki eylem ciddi ciddi terör örgütünün işi; bir anda ‘süngüler’ düştü.
Fakat olan oldu; ‘terörün avukatlığına’ soyunma gafleti, alınlarına birer ‘kara leke’ gibi yapışıp kaldı.
Fazla sürmedi, Hakkari’de bir minibüse saldırı düzenlendi; bu kez örgüt üstlenmedi ama onlar ısrarcı oldu:
- “Elimizde ciddi deliller var. Bu saldırı kesinlikle PKK’nın işi.”  
Tam da seçim öncesi ‘puan toplama’ taktiği; örgütü ‘köşeye sıkıştırma’
manevrası.
PKK işte tam bu noktada, ‘kolaylıkla sömürebileceği’ bir zeminin oluştuğunu anladı.
‘Eylemi’ koy, ‘kenara’ çekil.
Nasıl olsa ‘devletlü’bundan bile ‘siyasi bir rant’çıkaracak ya, fazla yorma kendini.

***

Son hadiseler, malum kepazeliğin ‘üçüncü perdesinden’ başka bir şey değildir.
‘Eli silahsız’ terör yandaşları, olup
bitenleri üstü kapalı olarak şöyle izah
ediyorlar:
- “Hadi kardeşim bizi kandırma. Ne yapacaksın görelim. Seçimlere kadar oyala, oyumuza al, sonra ne yapacağın meçhul. Sen bizi salak mı sanıyorsun?”
Dikkat ediniz, ‘köşkünde’ el bebek gül bebek beslenen, ‘müzakere masasında’ bir dediği iki edilmeyen bölücübaşı bile artık bu üçüncü perdede kısmen devre dışıdır.
Zira bir takım olaylar, daha ‘sır katipleri’ kendisinden talimat almaya gitmeden ‘bir gün önce’patlıyor; ‘sözde ateşkes’ ise ertesi gün sona eriyor.
Dikkat edin; son saldırıda yakalandığı söylenen kişilerin ‘kimlikleri’ hala açıklanmadı; yukarıdan ‘öyle uygun görülüyor’ imiş.
Belli ki ‘pazarlık’ masasında şimdilik ‘koz’ mahiyetinde elde tutulacak.
Terör örgütü, yıllardır arayıp da bulamadığı bir ‘kurnazlığın’ göbeğine kuruluverdi.
Buyurun size ‘stratejinin’ babası.
‘Yak’, ‘yık’, ‘kır’, ‘dök’ ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi yeniden ‘kenara’ çekil.
Durumun izahından sorumlu olanlara sıradan, basit ve yavan bir savunma kalıyor.
O da ‘dış bağlantı’ mavalı.    

***

Memleketin başına bu belayı açanların adlarını neden adam gibi dobra dobra okumak yerine lafı eveleyip geveliyorsunuz be muhteremler?
- “Dostlarımız bizi yalnız bıraktı.”  
Duruma bakılırsa hiç de ‘yalnız’ sayılmazsınız; etrafınız ‘çok stratejik dostlarınız’ tarafından sarılmış bulunuyor.
ABD’nin, AB’nin gazına gelip ‘açılım’ masalına umut bağlamanın sonu, işte böyle ‘çaresizce’ sızlanıp durmaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş