Baş döndürenleri yazdı Osman Pamukoğlu...

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Osman Pamukoğlu, "Tarih elveda demez, tekrar görüşmek üzere der" sözleriyle başladığı son kitabında Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşımızı anlatıyor. İnkılap Yayınları arasından çıkan 479 sayfalık bu kitap "Baş Döndürenler/İmparatorluk Savaşından Türklerin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesine" adını taşıyor.

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımız döne döne yazıldı... Anılar, araştırma-inceleme yapıtlar, akademik tezler, romanlar, öykü, şiir, destanlar, tarihler...

Gene de yazılıyor, yazılmalı... Yazılmalı da nasıl? Yineleyerek, yazılmışlardan alıntıları toplayıp yeni kitap yaparak, saptırarak, kendini kaptırarak değil... Farklı bir bakışla yazılmalı, dillendirilmemişi, yazılmamışı içermeli, biçem özel ve işlenen konular ilgi çekici olmalı.

Osman Paşa'nın kitabı, saydığım bu özelliklerin tamamını taşıyor. Neden taşıyor, onu da ifade edeyim. Karşımızda edebi yönü olan, yayımlanmış roman ve deneme kitapları bulunan, özdeyiş niteliğinde yüzlerce hikmetli sözü dillerde gezen güçlü bir yazar var. Bu yazarlık, edebi alandan araştırma-inceleme alanına da taşmıştır ve bu dalda da başarıları kanıtlanmıştır. Başka? Kahramanlığını ve ehliyetini dağlarda kanıtlamış bir büyük asker, bilgili bir kurmay var.

Evet var'ları yeterince vurguladık sanırım, kitaba dönelim şimdi. Önce peşin peşin şunu diyeyim, bu kitabı okuyan I. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı'nı onca askeri bilgi ve sayısal ayrıntıya karşın, sıkılmadan, ilgiyle okur, öğrenir tam anlamıyla ve yaşar yeniden, ben yaşadım heyecanla, ilgiyle.

Ve başka kitaplarda olmayan özel ayrıntılar ve bilgiler var, onlardan da örnekler vereyim:

-Birinci Dünya Savaşına yakın aylarda, ABD ve İngiltere bize gemi satmaktan kaçınıyorlar. Bu gemilerden ikisi Sultan Osman ve Reşadiye adlarını taşıyor. Parasını Türk halkı toplayıp vermiş. Denizcilerimiz İngiltere'ye teslim almaya gitmişler. Birden karar değişiyor, gemileri vermekten vazgeçmiş İngilizler. 500 Türk denizcisi gemileri geri vermemek için karşı koyuyor, çatışma çıkıyor, bu duruma Churchill çok şaşırıyor.

-Enver Paşa-Atatürk arasındaki çekişme ve ilişkileri; Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe olaylarını, yansız, nesnel ve tüm yönleriyle aktarmış Osman Paşa. İşin doğrusunu arayanlara duyururum.

-Sarıkamış Harekâtında onca yokluk ve olanaksızlığa karşın, askerimizin beceri ve özverisini gören Alman subayları: "Böyle bir arazide hiçbir Avrupalı süvari ilerleyemez" diyorlar.

-Ve cephe gerisi... İkmal, bakım ve onarım bilmeden Kurtuluş Savaşı tam olarak algılanamaz. Ufacık İnebolu iskelesinin yaşamsallığı ile Ankara-Polatlı arasındaki o güdük demir yolunun önemini yazarımız karşılaştırmalı sayılarla veriyor, o orduya silah, cephane, ilaç, yiyecek, giyecek nasıl taşındı, gerçek başarı ve destan burada aslında. Ve Sovyetlerden aldığımız yardımların da tüm dökümü var bu kitapta.

-Şeyhülislam Mustafa Sabri şunu demiş "Ordunun vazifesi oruç tutmaktır."

Son olarak, iki adet, editör dikkatsizliğine değineyim: 93. sayfada Halil Paşa'nın Enver Paşa'nın yeğeni olduğu yazılı, doğrusu tam tersidir, Halil Paşa, Enver Paşa'nın yaşça küçük amcasıdır. 261. sayfada ise "nüfuz bölgeleri" yerine "nüfus bölgeleri" yazılmış. Kitabın ileriki baskılarında düzeltilmelidir.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları