Başbakan hem nalına hem mıhına vuruyor!

Özcan YENİÇERİ

Başbakan Erdoğan’ın hiç bir konuşması bir öncekiyle tutarlı değil. Çok rahat milletin gözünün içine baka baka dün söylediğinin bugün tersini söyleyebiliyor. Üstelik “dün dündür, bugün bugündür”  de demeden. Anadolu’da “hem nalına hem mıhınavurmak”  diye bir söz vardır ya Başbakan tam da bunu yapıyor.
-PKK’lılarla yolda buluşup, kucaklaşan BDP milletvekillerine yönelik olarak Başbakan Erdoğan şunları söylüyor: “Biz bunlara haddini bildirmezsek Allah da halk da bizi affetmez. Teröristle sarmaş dolaş olacaksın sonra demokrasi mücadelesi veriyorum diyeceksin. Aman bunlar dışlanmasın derken BDP’nin insani değerleri çiğneyen eylemlere biz daha fazla seyirci kalamayız”.
Sonuç: PKK ile görüşen BDP’den iki milletvekili İmralı’ya gönderiliyor. Terör mensuplarıyla değil bizzat terör örgütünün başıyla BDP’li vekiller görüştürülüyor. Önümüzdeki günlerde BDP’nin eş başkanı Selahattin Demirtaş’a da İmralı’daki terör örgütü başıyla görüşmek üzere hazırlık yaptığı medyaya düşmüş durumdadır.
-Başbakan Erdoğan, “4. Yargı Paketi’ni en kısa zamanda Meclis’e getireceğiz. Fakat şunu çok açık, net söyleyeyim. Teröre bulaşmış olanları bağışlayan genel bir af asla söz konusu değil. İmralı için de ev hapsi gibi bazı şeyler uydurup duruyorlar. Ak Parti iktidarında olmaz”. Başbakan bundan iki ay önce idamı geri getirme tartışması açmıştı.
Sonuç: - Bugünlerde PKK’ya genel af, Öcalan’a ev hapsi ve siyaset yapma yolunun açılması görüşülüyor. Bütün bu görüşler AKP’nin yayın organı niteliğindeki işbirlikçi medya tarafından pazarlanıyor.
-Başbakan Erdoğan, kim ki bizim İmralı ile görüştüğümüzü söylüyorsa müfteridir, şereftir, anlamına gelen sözler etmişti!
Sonuç: Başbakan şöyle diyor: İmralı’yla hükümet görüşmüyor. Devlet görüşüyor. Görüşür’85Biri de sanacak ki, hükümeti başkası devleti de bir başkasının memurları yönetiyor!
-Başbakan Erdoğan , Rasmussen’in özellikle, ülkesinden yayın yapan Roj TV’nin yayınlarını engellememesi ve karikatür krizi sırasında takındığı tavır yüzünden NATO Genel Sekreteri olmaması gerektiğini söylemişti.
Sonuç: Rasmussen Türkiye’nin de onaylaması sonucunda NATO’ya Genel Sekreter oldu.
Başbakan Erdoğan: Yeni ceza yasasında zinayla ilgili düzenlemeler sırasında “Zina bizim sorunumuzdur, Avrupa buna karışamaz” anlamına gelen sözler etti.
Sonuç:  Verheugen zinayla ilgili Türkiye’de yapılması düşünülen düzenlemenin AB sürecini olumsuz etkileyeceğini söyledi. Düzenleme Avrupa’nın dediği gibi yapıldı.
-Başbakan Erdoğan, “Libya’da NATO’nun ne işi var? diye sordu
Sonuç: Başbakan Erdoğan, Libya’ya NATO’yla birlikte müdahale etmek için donanma gönderdi.
Başbakan Erdoğan, “Füze kalkanı sistemi Müslüman ülkelerle aramızı açmaya yöneliktir diyerek, bu sistemin Türkiye’ye kurulmasına karşı çıktı!
Sonuç: Başbakan Erdoğan’ın onayıyla Küreciğe Füze Kalkan’ı sistemi kuruldu.
Başbakan Erdoğan, Suriye’ye karşı “sabrımızın sonuna geldik”, “kodu mu oturturuz” anlamına gelecek bir tavır ortaya koydu.
Sonuç: NATO’dan Suriye’ye karşı Türkiye’yi koruması için Patriot bataryaları getirildi.
Başbakan Erdoğan son olarak  Donanma Komutanı’nın istifası üzerine “Yani neredeyse komuta kademesinde oralara gönderilecek subayımız kalmıyor, böyle şey olmaz. Bakın şu anda içeride 400’e yakın emekli-muvazzaf subay-astsubayımız var. Bir ajan meselesi de çıktı ortaya. Çok daha ağır olanı örgüt kurmaktan, örgüt elemanı olmaktan. Böyle bir şeyin delilleri varsa ver hükmünü, işi bitir. Ama yoksa sen yüzlerce subayı, hele hele Genelkurmay Başkanı’nı (İlker Başbuğ) kalkar da bu şekilde değerlendirirsen bütün morali altüst eder. O zaman terörle nasıl mücadele edecek bu insanlar?” Türkiye’nin dış ilişkileri, eğitim sistemi ve bütçesi bu zihniyete sahip bir Başbakan tarafından yürütülüyor. Allah, milletin yardımcısı olsun!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş