Başbakan, kul hakkından ve adaletten bahsetti

A+A-
Afet ILGAZ

Başbakan, İslâmî Nobel denilen
bir ödül aldı Suudi Arabistan’da. Konuşmasının bir iki dakikalık bir bölümüne rastladım, bu kadarı da yetti.
Başbakan konuşmasında İslâmî değerlerden bahsetti. İslâm’ın anlamının “barış” demek olduğunu da söylemeyi unutmadı.
İyi, tamam, çok güzel. Benim, kulaklarıma inanamadığım bir şeyler daha söyledi ki onlar da adaletin ve kul hakkının ısrarla vurgulanması idi.
Suudiler bilmiyorlar herhalde. Türkiye’de insanlar sebepsiz yere  “İçerde” yatıyorlar ve her gün “suçumuz ne” diye dilekçe üstüne dilekçe veriyorlar. İçerde yatarken ölenler var. Böyle bir muameleye maruz kalmaktansa intihar edenler var. Sıkıyönetim savcıları yet-kisiyle koskoca cumhuriyet başsavcıları, paşalar, üniversite mensupları, gazeteciler içeri atılıp yargılanmadan bekletiliyorlar. Koskoca hukukçular, hatta kendilerine yakın hukukçular bile:
“Usul ihlalleri yapıyorsunuz” diye bağırıyorlar. Cevap:
“Sen öze bak, öze!”
“İyi ama usulle öz (esas) birbirine bağlıdır” deniliyor ve hayrettir, üç yıldır buna cevap yok.
.......................
İslâmî Nobel nedir? Neden kendi nobelimiz yok? Şovalye olmak nedir? Bu kadar kompleks olur mu? İnsan kendini bu kadar aşağı görür mü Batı’dan. Görür görür, bal gibi görür.

Sizin çalıştayınıza kim inanır artık
Alevi meselelerini konuşmak için çalıştay topladılar. Şu “tay” ekini sevmiyorum ama neyse. Yargıtay’a, Danıştay’a yakışıyor da çalıştaya yakışmıyor.
Saldıray Paşa, Alevi köylerine okul yaptırmış. Koskoca Kolordu Komutanı bundan dolayı yargılanacakmış. Keşke bu çalıştaya, yapılırken daha çok ilgi gösterip ne olduğunu anlasaydım. Ama bir dahaki sefere çalıştaya toplayacak adam bulamazlar, ben size söyleyeyim. Alevi dedeleri Saldıray Paşa’yı seviyorlarmış. Siz de uğraşıyorsunuz sizi sevsinler diye ama olmuyor.

Şimdi de köylülerin zaferi
TEKEL işçilerinin zaferinden sonra şimdi de köylüler bir büyük zafer kazandı.
Bir başlangıçtı ama büyük bir başlangıçtı. Geçen yıllarda Erzurum’un bir köyü, ağalarla mücadele sırasında adlarını Cumhuriyet köyü olarak değiştirdiler.
Bu arada yanlış hatırlamıyorsam iki üç tane de şehit vermişlerdi.
Bu sefer de Bismil ilçesinin Aslan köyünde, ağalara direnen köylüler ağanın 8 bin dönüm toprağını onlara ücretsiz vermesiyle ikinci büyük hukuk başarısını kutladılar.
İşçi Partisi’nin öncülüğünde yapılan bu hukuk savaşlarının yeni başarılar getireceğini umuyorum.
O kadar utanç verici hadiselerin içinde boğulmakta olan ve Amerika’daki Ermeni oylamasında çıkan bir olumsuz oyun yasını tutan Türk basınında bu güzel haberlerden hiç ses yok.

Şimdi taş atan çocuklara çare arıyorlar
Çarşamba sabahı, habercilerde bir koşuşma bir koşuşma. Ne oluyor diye baktım. Gene  “yargı bizi kuşatıyor”  diye mi bağıracaklar ne yapacaklar, diye. Meğer taş atan çocukların hapisten çıkarılması konusunda, Bakan, CHP’yle görüşmüş. Önce mesele çıkarıyorlar, sonra işler arapsaçına dönünce buna çare aramak için koşuyorlar.
Bölgenin etnik yapısını etnik siyasetlerinizle karıştırmasaydınız ve Türk, Laz, Kürt, Çerkez... diye sıralamasaydınız... Sıralamayı yanlış mı yaptım yoksa, başa hangisi gelecekti... O zaman, bölgede bunca kargaşa, çözümsüzlük, utanç verici olay başınızı ağrıtmayacaktı. Neydi o “Sivas’ın Doğusuna geçemezler”  lafları... İşte Deniz Baykal Malatya’ya gitti, Bahçeli Urfa’ya gidecek. Siz, Türkiye’nin Doğusunu ne sandınız? Orada, “Biri gelse de bu etnik siyasetlerin ipini pazara çıkarsak sağlam bir siyaset geleneği geliştirse” diye bekleyen yüzbinlerce insan var. Siz esnafın camının çerçevesinin indirilmesinden çok mu hoşnut olduğunu sanıyorsunuz?

Yazarın Diğer Yazıları