“Başbakan ‘Türk Milleti’ dedi!”

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Sevgili okurlarım, Türk adının örselenmesine; sade halkımız da, aydınlarımız da öfkeli. Ne acıdır ki; bu milletin masum adını hedef tahtasına oturttular. Türk adını ötelemek için yalan-yanlış bilgilerle, tarihten sözde örnekler sunmanın cahil cesaretini göstermekten de geri kalmıyorlar. Özellikle Osmanlı dönemini didikliyorlar. Yalanları bize gerçekmiş gibi anlatıyorlar; sonuçta da gülünçlükten öteye gidemiyorlar. Türk Ordusu adından da rahatsızlar... O ‘karga’ kılavuzlara hatırlatırız ki; değil 19. Yüzyılda, 17. Yüzyıl Osmanlısında da bu millet, askerine Türk Askeri diyordu. İsteyen Evliya Çelebi’nin gezi notlarına bakabilir. Dahası; 14. Yüzyılda bile yabancılar Doğu Anadolu’yu Türkmenia diye anıyorlardı.
Şu da var ki; Türk adına kafayı takanlara, aydınlarımız gereken yanıtı -hem de okkalı biçimde- veriyor. Nitekim değerli eğitimci, yazar Mahiye Morgül Hanımefendi’nin İlk Kurşun gazetesindeki “Başbakan ’Türk Milleti’dedi” başlıklı ibretlik yazısında olduğu gibi... Yazının bir bölümünü sizlere sunuyorum:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Polonya’da kendisine yapılan karşılama töreninde diplomat eşleriyle birlikte Mehter Marşı söyledi. Böylece kadınlar korosuyla birlikte “TÜRK MİLLETİ, TÜRK MİLLETİ...” dedi...”
“Birincisi: Tarihe geçmeli bu an. İkincisi: Bu marşın kaç yüz yıllık olduğunu belki bilmiyordu, öğrenmiş oldu; Osmanlıyken bile bu milletin adı Türk Milleti idi... Polonya, Osmanlı devletiyle kurduğu diplomatik ilişkinin 600. yılını kutluyordu. Yani, 600 yıl önce de adımıza Türk Milleti deniliyordu.”
“Acaba Polonyalı diplomatlar Başbakan’a Polonya asıllı Mustafa Celâleddin Paşa’dan ve onun yazdığı “Antik ve Modern Türkler” kitabından söz ettiler mi? Bu kitabın Harbiye Nazırı Hüseyin Avni Paşa tarafından Kara Kuvvetleri’nde ders kitabı olarak okutulduğunu da biliyor mudur?”
“Hüseyin Avni Paşa’nın öncülüğünde hazırlanan ve kabul edilen 1876 Anayasası (Kanuni Esasi) maddelerinde “Türk Milleti” kime denir tanımının aynen bugünkü gibi olduğunu biliyor mudur?”
“Bugün yok etmeye çalıştığı Cumhuriyet Anayasamızın temelinde 1876’nın Osmanlı Genç Türkleri olduğunu ve Osmanlı’da vatansever fikirlerin oluşmasında Polonyalı tarihçilerin katkısı olduğunu biliyor mudur?”
“İdraksiz Türk”ten  “Modern Türk”e ve oradan “Ne mutlu Türk’üm diyene!” kavramına nasıl geldik, hiç düşünmüş müdür?
“10 Kasım, Millî Yas Günümüz, bize gururla “Ne Mutlu Türk’üm diyene” demeyi öğreten Ulu Önder Atatürk’ü saygıyla andığımız gün ve bugün Polonyalılardan muhteşem bir tarih dersi aldı Başbakan.”
“Kaç yüz yılda örülür böyle bir kavram... Türk olmaktan utanmamayı bize öğreten ulu insanlar yaşadı bu topraklarda, onun için bir kere daha kutludur bu vatan!”
“Mustafa Kemal’in çete reisi Hüseyin Avni Paşa gibi olacak bu Ergenekoncuların da sonu” diyen bir kindar köşe yazarından öğrenmiştim Hüseyin Avni Paşa gibi bir Osmanlı paşası varmış diye.”
“Şimdi Anayasa’dan Türk adını silmek isteyenler, kaç yüz yıllık bir intikamın takipçisidirler, görülüyor. Tarih böyle bir şeydir işte, inkârcıları affetmez, çarpar yüzüne gerçeği. Kim derdi “Türk” adından rahatsızlık duyan bir Başbakan bir gün gidecek Polonya’ya ve orada diplomat eşlerinden bir kadınlar korosu onun yüzüne Türk olduğunu haykıracak, o da onlara katılarak “Türk Milleti, Türk Milleti” demek zorunda kalacak!
“Tarih, ne müthiş bir sarrafmış meğer...”
Mahiye Morgül Hanımefendi’nin bu harika yazısının tamamını İlk Kurşun gazetesinin internet sitesindeki www.ilk-kursun.com adresinden okuyabilirsiniz.
Esen kalın efendim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları