Başbakan'a saldırıyı neden yazamadılar?

A+A-
Behiç KILIÇ

Kato Dağında Koyun Kırkma Festivalinde gaza gelen DTP’li kadın ve PKK’dan toplama sürü, bir işler yapmışlardı ki, pek akla ziyan meseleydi..
Memleketin haber kralı, bu mekanda olan biteni şu şekilde duyuruyordu sayfalarında...
 “Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde düzenlenen Koyun Kırpma Festivali’nin 5’incisi yapıldı.
Kato Dağı eteklerinde hafta sonu yapılan festivale, DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın yanı sıra, çevre il ve ilçelerin belediye başkanları ile yaklaşık 15 bin kişi katıldı. Bayındır ve festivale katılanlar sarı-kırmızı-yeşil flamalarla halay çekti. Trafik kazasında yaşamını yitiren Kürt siyasetçiler Hüsnü Ablay ve Cihan Deniz’in dev posteri ve DTP ile PKK örgütünün silahlı kanadı olan HPG’nin bayrakları da asıldı. PKK bayrağı açan yüzleri maskeli kişiler de, ‘Dikkat! Devlet var, tehlike var’ pankartı taşıdı...”
Bu haber bu haliyle de yeteri kadar tahrik edicidir... Yani bütün amaçları bu ülkede iç savaş gerginliğini diri tutmak olan eşkıya çetesinin istediği boyuttadır da...
Orada o gün toplanan sürü ile yapılan “meydan okuma” gösterisinde yenilen halt daha da büyüktür!..
Apo denilen eşkıyabaşının meclisteki acentalarından olan bir kadın, işte bu toplanan sürüyü gaza getirme maksadıyla, Başbakan Erdoğan’ın “başını kesmekten”  söz etmiştir!..


Haber nerede?!
Yukarıda naklettiğim hali ile haberi Hürriyet’te okudum. Daha doğrusu gazetenin internet ortamındaki
sayfasında...
Aynı haber Yeniçağ’da manşetteydi!.. Hak ettiği biçimdeydi... Çünkü o dağ başında, o milletvekili kadının freni patlamış, kayış kopmuş, ülkenin Başbakanı’nın kellesini kesmekten bahsediyordu!..
Yeniçağ, “Beytüşşebap Belediyesi Folklor ekibinin gösterisi ile başlayan festivalde  Bayındır bir konuşma yaptı. Kato Dağı’ndaki ’Koyun Kırkma Festivali’ne katılan Şırnak Milletvekili Bayındır, Erdoğan’a pervasızca saldırdı “... bu halk da senin kafanı keser!” diyordu..
Büyük gazetede bunu göremedim..!
Zaten haber de, sayfalar arasında davulcu yellenmesi gibi araya gidecek şekildeydi!.. Sanki öyle pek fazla öne çıkması istenmemişti!..
Neden acaba?!.
Aslında nedeni malum!.. Bu “anlaşılabilir” durumu da zaten gazetenin öteki sütunlarında bulabiliyorsunuz!..
İşte bu göz önü sütunlarda, İmralı’daki teröristbaşının memleketi nasıl düze çıkaracağının, onun ağzından havadisler ile donandığını görüyorsunuz!..


Ertuğrul-Apo hattı!..
Bu önemli gazeteci, gazetesinde “Apo’yu süsleme sanatı” örneklerini sürdürüyor!..
Apo bey, onun sayesinde, onun gazetesinde Türk halkını teslimiyete iknaya adım adım gidiyor!..
Böylece Apo bey, silahla halledemeyeceği mesafede, amacına matuf neticeleri gözleyebiliyor ve çok mutlu oluyor!.. Bu mutlulukla ve sonuçtan emin biçimde diyor ki; “Ben, eski ben değilim. Geçmiş, geçmişte kaldı”... Bu sözcük Ertuğrul ve cemati için de çok önemli ve geçerliymiş... “Geçmiş geçmişte” kalabilir yani!.. Öyle ya, geçmişte ne kaybı var bu beyefendilerin!..
Ol bab da, Apo devam ediyor..
“Bunu gördüğümü, Türkiye’nin kodlarını çözdüğümü Ertuğrul Özkök görmüş. Makalesinde değinmiş. Onun ilişkili olduğu en az 40- 50 kişi var. Onlar benim bunu çözdüğümü biliyorlar. Niye çözdüm? Tecrübelerimden, yaşadıklarımdan çözdüm. Ben tek başıma gereğini yaptım. Bu sorunu kendi içimizde çözemezsek farklı güçler müdahil olmak ister. Ertuğrul Özkök, köşe yazısında benim hakkımda daha önceleri terörist, terörbaşı benzeri kavramlar kullandığını ama bugün bunun doğru olmadığını, kullanılan dilin daha yumuşak olması gerektiğini belirtmiş. Evet ben de eski ben değilim. Hürriyet Gazetesi de eski Hürriyet değildir. Bu saatten sonra da eski Hürriyet olamaz. Daha çok değişecektir. Geçmiş, geçmişte kaldı.
Devlet de eski devlet olamayacak...”
İşte bu kadar yani!..
Hal bu merkezde
olunca da...
Elbette, DTP’li kadının, PKK korosu ile hep beraber yarattığı “Başbakan’ın kellesini isteriz!” manzaraları gazetede yer almayacaktır, hak ettiği biçimde!..
Barış havarisi olarak sokuşturulan kazmanın yanaşmaları savaş çığlıkları atıyor diye haber yapacak halleri yok ya!..
Bir de akla şu melanet durum da geliveriyor hani..
“Düşmanımın düşmanı dostumdur!” diye bir durumdan söz edilir ya!..
Başbakan’a husumet bir cephe birlikteliği mi getiriyor ne!?!

Yazarın Diğer Yazıları