Başbakan’a tercüman olmak!

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Geçen yazımızda Başbakan’ın 2014 bütçe konuşmasının ekonomiye dair kısmından bahsetmiştik. Bu yazımızda terörle ilgili sözlerini ele alacağız. Vatanımızı bölmek isteyen  terörle mücadele mi, müzakere mi yapılıyor? Terör yenildi mi, teröre yenildik mi? Yoksa  “Büyük Türkiye!”  yolunda uzlaşma halinde miyiz? Bunları tercüme etmeye çalışalım.
Diyor ki: “Bir siyasi parti terörü kınamıyorsa milli iradeyi inkar ediyor demektir.”
PKK ve siyasi partisi milli iradeyi yok etmek için kurulmadı mı? Terör, 30 yıldır bunun için yapılmıyor mu? Gerçekler böyle iken PKK partisinin kendi  kendini kınaması komik olmuyor mu? Öte yandan, “Türkiye, sadece Türklerin değil, burada yaşayan herkesindir”  diyerek 2002’de başlatılan, Ocak 2013’te Teröristbaşıyla İmralı’da varılan  “mutabakat”  ile ülkemiz,  “Irak modeli” ne göre bölüşülerek, milli irade inkar edilmedi mi?  
Diyor ki: “Biz 11 yıl boyunca hiçbir riskten kaçınmadık. Cesur ve kararlı bir duruş sergiledik. Birlik ve kardeşlikten hiçbir taviz vermeden barış ortamı oluşturduk... yıldır devam eden bu huzur sürecini sabote etmek için bugünlerde girişimlerde bulunulduğunu görüyoruz.”
Eksik, ama doğru bir ifade. Eksiği Türk Milletinden gizli pazarlık ve aldatma teknikleriyle bir ve bütün olan milletimiz, vatanımız ve devletimiz bölünme aşamasına getirildi. Doğu ve Güneydoğu’da  “paralel devlet kuruluyor” diyen İçişleri Bakanı değil mi? Her gün gelen acı haberlerde bu durumu görmüyor mu? İşte bu süreçte,  “taviz verilmeden oluşturulan  barış ortamı” da,  “1 yıllık huzur süreci”  de, “Milli Birlik ve kardeşlik”  de bu amaca hizmet eden teknik ürünlerdir. Sovyetler Birliği zamanında tutsak Türklere, rahmetli Alparslan Türkeş için,  “faşist, barış düşmanı, Turancı ve kafatasçı”  gibi propagandalar yapılırdı. Oradaki Türkler de, bu sözleri tersine çevirip, “Türkiye’de bizi düşünen bir büyük lider varmış”  şeklinde anlar ve ümitlerini güçlendirirlerdi. Erdoğan’ın sözlerini de tersinden okuyarak  doğruyu bulmaya çalışabiliriz.
 Diyor ki: “Biz tek bir ırka hizmet etmiyoruz. Ve millet anlayışımız Türkiye’deki tüm etnik unsurları kapsar, hepsini kucaklarız. Millet tanımı zaten budur.”
Önce hizmetin, mezhep, ırk ve etnik zümrelere göre değil, eşit bireylere/yurttaşlara göre yapılacağını kaydedelim. Buradaki “tek bir ırk”tan kastın da, Türk Milleti olduğunu söyleyelim. Herkesi kapsayan ve sosyolojik bir olgu olan Türk Milleti gerçeğinin inkarı ve  bir ırka indirgenmesiyle, bir çok ırkın gündeme getirilmesi mümkün hale getirilmektedir. Böylece, ırklar koalisyonuna, yani bölünmeye kapı açılmaktadır. Bir olan milleti, bunun dışında bölmenin başka bir yolu da yoktur. Milleti ırklara ve enisitelere indirgeyip paylaşmaya kalkışan anlayış, PKK’nın da hareket noktasını teşkil etmektedir.
Diyor ki:  “1 yıl içinde Türkiye genelinde olduğu gibi, Doğu ve Güneydoğu illerimizde de çok farklı bir atmosfer oluştu, bölgede ticaret canlandı, turizm canlandı, bölgede yatırımlar hız kazandı, insanlar köylerine dönmeye başladı... Millet bizden bu meseleyi çözmemizi istiyor.Yeter ki Türkiye kazansın... Hiçbir taviz vermeyeceğiz, milletin başını öne eğdirecek hiçbir adım atmayacağız.”
İktidarın, Teröristbaşı ile İmralı cezaevinde  yaptığı anlaşma sayesinde bu gelişmeler olmuş! Anlaşma neydi hatırlayalım; anayasadan Türk Milletinin adı çıkacak, bölgede  “özerk bir yönetim”  kurulacak,  “ana dilde eğitim”  yapılacak, Teröristbaşı ve Kandil dahil bütün PKK’lılar serbest kalacak ve ayrı bir millet adına Mecliste siyaset yapacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tasfiye edilip, Teröristbaşının projesi olan  “Demokratik Cumhuriyet” e geçilecek. İyi de, PKK 30 yıldır bu uğurda kan dökmüyor, terör yapmıyor muydu? İstekleri yerine gelince, teröre ihtiyaç kalır mı?
Malûm, terörü yok etmenin iki yolu vardır: Birincisi, örgütü dağıtıp, eylem yapamaz hale getirip teslim almakla (1999-2003 dönemindeki 4 yıl boyunca olduğu gibi); ikincisi, örgüte teslim olmakla terör yok olur. Anlaşılan ikinci yol seçilmiş de, 1 yıldır terör olmuyormuş!
Terör azalsa da yine var. Karakollar, askeri kışlalar, idari birimler, iş yerleri basılıyor, yakılıyor, yol kontrolleri yapılıyor, vergi adı altında haraç toplanıyor, İmralı  “mutabakatı” gereğince, çok zaruri haller dışında  asker kışlasından, polis karakolundan çıkamıyor, yurttaşlarımız şehit ediliyor, egemenliğimizin sembolü Türk Bayrağımız indiriliyor, medeniyetimizin mühürleri kazınıyor hasılı paralel devlet kuruluyor da, bunun adına Türkiye’nin kazanması, bölgeye huzur gelmesi, ticaretin canlanması, milletin başını önüne eğdirecek hiçbir işin yapılmaması, milletin istediği çözümün tavizsiz olarak yapılması adı verilmektedir.
Diyor ki;  “Cumhuriyetimizin 100. yılı 2023, bugünden daha farklı olacaktır.”
Bu gidişin önüne geçilmese, belki 2023’e de kalmadan  “farklı bir devleti”  kutlayanlar olabilecektir. Ama bunların arasında kendini Türk Milletinden sayan kimse bulunmayacaktır.
İnanıyoruz ki; Allah, bu masum Milletimizin yardımcısıdır. Türk Milleti bu felaketten de kurtulacaktır. Belki önümüzdeki seçimlerde, beki daha da yakın bir vadede.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları