Başbakan'ın Çin gezisi

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Başbakan Tayyip Erdoğan 8-11 Nisan tarihlerinde Çin’e resmi bir ziyarette bulunmuştur. 2012 yılında Türkiye ile Çin’in diplomatik ilişkilerinin 41.yılı kutlanacaktır. Türk ve Çin basını her ne kadar 27 yıldan beri Türk başbakanlarının Çin’i ziyaret etmediğini yazsalar da aslında Erdoğan 2002de henüz başbakan olmadan AKP Genel Başkanı sıfatıyla Çin’i ziyaret etmiş ve bu zaman zarfında çok sayıda bakan ve resmi heyet ziyaretleri yapılmıştır. Haziran 2009’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çin’i ziyaret etmiştir. Çin Başbakanı Jiabao 2010 ve bugünkü Çin Devlet Başkanı yardımcısı ve 2013’ten itibaren Çin Devlet Başkanı olacak olan Xi Jinping Ocak 2012 tarihinde Türkiye’yi ziyaret etmişlerdir. Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çin’in bugünkü Devlet Başkanı Hu Jintao’yu Türkiye’ye davet eden mektubunu da bizzat vermiştir. Ciddi bir sorun çıkmadığı takdirde Jintao bu davete icabet edecektir. Dolaysıyla iki ülke arasında ki ilişkiler kesintisiz devam etmiştir.
Türkiye ile Çin arasındaki en ciddi sorun Doğu Türkistan sorunudur. Çin’in azınlıklara karşı katı ve acımasız davranışı dünya kamuoyunun özellikle de Batı’nın ciddi tepkisini çekmektedir. Çin’in Uygur-Sincan Özerk Bölgesi, Tibet ve Tayvan sorunları ile başı derttedir. Dünyada, yaşayan tek Tanrı olarak bilinen ünlü aktivist, din adamı, entelektüel ve özgürlük savaşçısı Dalai Lama sayesinde Tibet’in özgürlüğü dünyanın önemli entelektüel, sanatçı ve devlet adamları tarafından desteklenmektedir. Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesi bir avuç Türkçünün dışında dış destek almamaktadır. Sadece Çin’e bir yaptırım ve gözdağı verme amacıyla başta Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Hindistan olmak üzere bazı emperyalist devletler tarafından işlerine geldiği dönemlerde geçici destek vermişlerdir. Türkiye de dış politika felsefesi gereği başka ülkelerde yaşayan Türk kökenli halklara ciddi bir destek vermemektedir.
Cin, 7.3 trilyon dolar yurt içi milli hasılası, 1.9 trilyon dolar ihracatı ve 1.743 trilyon dolar ithalatı ile Amerika Birleşik Devletleri’nden sonradünyanın ikinci büyük ekonomisine sahiptir. 13 trilyon dolar rezervi ile de dünya birincisidir. Türkiye’nin Çin’e ihracatı 2.222 milyar dolar, ithalatı ise 19.917 milyar dolardır. Türkiye ile ticari ilişkilerde Türkiye’nin aleyhine ciddi bir açık vardır. Çin, ABD dahil genel de ticari ilişkilerde bulunduğu ülkelerle kendi lehine bir denge kurmuştur. Çin günümüzde tarihinin en parlak dönemlerinden birini daha yaşamaktadır. Bu dönem Çin dönemi veya Çin çağı denecek kadar her şey yolunda gitmektedir. Çekim merkezi haline gelmiştir. Uzmanlar ve politologlar, ABD’yi dengelemek için Rusya Federasyonu’ndan umudunu kesip Çin’in dünyanın yeni denge ülkesi olacağını düşünmeye başlamıştır.
Türkiye’nin Çin ile yakın ilişkileri her iki ülkenin de çıkarına olabilir. Batılı müttefik ülkeler geçmişte Türkiye’de ağır sanayi yatırımları yapmadıkları gibi engelleyici bir politikaları olmuştur. Cumhuriyetin ağır sanayi yatırımlarını Sovyetler Birliği döneminde Rusya yapmıştır. Alia Rafinerisi, İskenderun Demir Çelik Fabrikası ve Seydişehir Alüminyum Fabrikaları bunlardan birkaç tanesidir. Batılılar Türkiye’ye teknoloji transferi yapmaktan hep kaçınmışlardır. Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz gibi son yirmi yıldan bu tarafa Türkiye Nükleer Enerji Santralleri için sekiz kez uluslararası ihale açmıştır. Amerikalılar her seferinde çeşitli yollarla engellemişlerdir. Türkiye ilk nükleer enerji santralini devletten devlete iş verme yöntemiyle Ruslara vererek ilk tesisini yapacaktır. Uluslar arası ihale açmamasının nedeni müttefikimiz ve dostumuz ABD’nin engellemesinin önüne geçmek içindir. Türkiye ikinci enerji santralini Güney Kore veya Japonya ile yapmaya çalışmış ancak bir türlü anlaşamamışlardır. Amerika’nın etkisi altında olan bu iki ülkenin Türkiye ile pazarlıkta ne kadar samimi oldukları tartışılır.
Erdoğan’ın Çin ziyareti, ikinci bir nükleer enerji santralini Çin ile gerçekleştirmek için iyi bir fırsat olabilir. Ayrıca demir yolları gibi ağır alt yapı çalışmalarında da Çin uzmanlaşmıştır. Finans sorunu olmayan ve makul fiyatlarla gerçekleştirmesi de bir avantajdır. Rüzgar, güneş ve diğer enerji projeleri de yapan Çin ile yoğun bir işbirliği imkanı vardır. Hükümet bu büyük ekonomik ihaleleri Çin ile ticaret açığını kapatmak için pazarlıkta avantaj olarak ve Doğu Türkistan Türklerinin hakkını da Çin nezdinde savunmak için kullanabilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları