Başbakan’ın hataları...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Yeni çıkan her dergi yahut gazete gibi yeni göreve gelen her Bakan ve Başbakan da bizi ümitlendirir.  En azından millete hizmet yolunda yeni bir imkân doğmuştur. Kim istemez büyük ve müreffeh bir ülkede yaşamayı? Ülkenin bölünüp parçalanma ihtimali, ekonomik krizler ve sosyal çalkantılar vatansever her yurttaşın korkulu rüyası değil midir?

İşte bu mülahazalarla Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığa getirilmesine olumlu bakmıştım. Ama ne yazık ki o, daha ilk günden itibaren devlet adamı olmayı değil, siyasetçi olmayı tercih etti. Selefi R. Tayyip Erdoğan’ı taklit ederek bağırıp çağırmaya başlaması, yerli yersiz muhalefeti ağır bir dille eleştirmeye kalkması sadece bizi değil -fanatik olmayan- kendi partililerini bile gülümsetti. “Kekliğin yürüyüşünü taklit eden karga yürümesini unuturmuş” derler. O hesap, Başbakan kendini de, doğal hitabetini de kaybetti.
Biz bu işin sonu iyiye gitmez diye hayıflanırken Başbakan, “Dersim modern Kerbelâ’dır” sözüyle siyasi hayatının büyük hatalarından birini yaptı. “Dersim modern Kerbelâ’dır” ne demek? Dersim’de Hz. Hüseyin’i kim temsil ediyor?
Sayın Davutoğlu bilmiyorsa hatırlatalım. Çanakkale şehitlerine “Bedr’in asrlanları ancak bu kadar şanlı idi” dediği için Mehmet Akif’i eleştiren bir gelenekten geliyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Unutmadan kaydedelim ki siz âsileri ehl-i beyitle eş tutmaya devam ede durun, Dersim isyanında orada ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü yapan hemşeriniz Ramiz Arda (1909-1983) Yeni Konya gazetesinde tefrika ettiği anılarında bakın ne diyor:
“Müstahak oldukları âkıbeti bunlar aslında kat kat hak etmiş kişilerdi. Kimisi yıllarca yol kesmiş, kimisi keyif için adam öldürmüş, kimisi bir ev dolusu insanı cayır cayır yakacak kadar canavar ruhlu olduğunu ispat etmiş, kimisi hükûmetin hükûmetsizliği için elinden gelen melaneti ardına koymamış, kimisi de dağdaki keklik yerine jandarmaya nişan almayı erkeklik saymış, böylece hepsi devletin kanun ve nizamları dışında her şeyi yapmış, sıkışınca da Dersim’e kaçarak adını ve yaptıklarını unutturmaya çalışmıştı...” (Bkz. Ramiz Arda, O Günler, Hazırlayan: Mustafa Özcan, Palet Yayınları, Konya-2014, s. 227-228.)
Keşke stratejik derinliklerde ham hayaller kuracağınıza, hiç olmazsa kendi seçim bölgenizin yazarlarını okumuş olsaydınız.
Sayın Ahmet Davutoğlu, şu birkaç aylık Başbakanlığı döneminde birçok hata yaptı. Kanaatimizce en büyük hatası da, devlet adamlığına sarılması gerekirken, siyaset adamlığına soyunması oldu. Ceketin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz sonraki düğmelerin doğru iliklenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, daha işin başında hem kendine yazık etti, hem de ülkeye...
Son söz şairin:
“Dü çîz hâsıl-ı ömrest hayr u nâm-ı nikû//Ez în çü der-güzerî küllü men aleyhâ fân”
(Ömür tarlasının mahsulü iki şeydir: İyilik ve güzel bir ad. (Hayırla anılmak) Bu ikisinin dışında “yeryüzünde bulunan her şey fanidir.”)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları