Başbakan’ın yeni anayasa stratejisi

Kürşad ZORLU

Seçim sonuçları AKP’ye tek başına Anayasa yapma yetkisi vermemesine rağmen, muhtemel Anayasa paketinin her durumda referanduma sunulacağını ve bu yolla halkın değişim beklentisinin kullanılmak istendiğini daha önce yazmıştık. Yeni meclis aritmetiğinde AKP’nin bunu yapabilmesi için diğer partilerden destek alması gerekiyor. Buradan bakıldığında Başbakan Erdoğan’ın seçim arifesinde yaptığı çıkışlar BDP ile uzlaşmayı zorlaştırıyor. Ayrıca Başbakan’ın balkon konuşmasında %50’nin de üzerine çıkmaya dönük bir hedefi içselleştirdiği anlaşılıyor. Zira halkın seçtiği Cumhurbaşkanı olabilmek düşüncesi en azından bu oranı sürekli kılmakla hayata dönüşebilir. Bu sebeple düşük bir ihtimal de olsa Anayasa tartışmaları bir müddet ertelenebilir. Güçlü ihtimal ise yeni meclisin açılmasıyla birlikte talep ve önerilerin havada uçuşmasıdır. Kaldı ki kimse Anayasanın değiştirilmesine karşı değil, endişelerin tümü ulus devlet ve Kürt sorunu üzerinden seslendirilen isteklerde düğümleniyor. Dolayısıyla PKK çatışma ortamını körüklerse bırakın yeni Anayasayı, Kürt sorununun konuşulması bile mümkün değildir. Bu noktada Nabucco boru hattının Barzani’nin iştahını kabartması da bölgedeki dengeleri değiştirebilecek bir durumdur. İşte Başbakan Erdoğan’ın seçim öncesindeki konuşmaları, muhtemel hedefleri ve halihazırdaki meclis aritmetiği dikkate alındığında şu tespitleri yapmak mümkündür:
Eğer bir consensus sağlanırsa Anayasa’da vatandaşlık tanımının yeniden yapılması ihtimali kuvvetli görünüyor. Buradaki consensus mutlak bir anlaşmadan ziyade milli iradenin %70 gibi bir oranda mutabakat sağlamasını içeriyor. AKP ve CHP’nin milletvekili sayılarının bu öngörümüzle paralellik taşıması oldukça ilginç. Üstelik gerek Başbakan Erdoğan’ın gerekse CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “vatandaşlık” tanımları arasında keskin farklılıklar yok. Seçimin hemen öncesinde Süheyl Batum, “Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye vatandaşıdır” şeklinde bir düzenlemeye CHP’nin sıcak baktığını vurgulamıştı. Başbakan Erdoğan ise öteden beri Türk kavramını etnisite olarak görmüş ve “Türkiyelilik” yaklaşımına yakın durduğunun işaretlerini vermişti. Peki Anayasa metni referanduma götürülecek olursa önümüzdeki dönemde nüfus cüzdanlarımızda Türk, Kürt, Laz, Çerkez gibi aidiyet ifadelerinin yer almasına halk “evet” der mi? Bunu şimdiden cevaplamak ve bir çırpıda “hayır” demek inanın zor.
Öte yandan Anayasanın değiştirilemeyecek maddeleri üzerinde bir takım tartışmalar yapılacak olsa bile bu maddelerin özüne dokunulmaması yönünde bir irade ortaya konulabilir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bu noktada yapılacak bir zorlama AKP açısından “intihar” demektir.
Ve “özerklik” \’85Bu konu BDP’nin en çok üzerinde durduğu ve “demokratikleşmenin” “bölücülük” sınırına taşındığı bir beklenti olarak karşımıza çıkıyor. Bugüne kadar hangi düzenleme yapılırsa yapılsın nihai hedefin “özerklik” olduğu açıkça ifade ediliyor. Özerklik BDP’yi Güneydoğu zemininde kuvvetlendiren en etkili söylem ve bu yüzden BDP, özerklik üzerinden bölge halkını sokaklara dökecek bir tehdit algısı yaratmaya çalışıyor. Ancak AKP’ye yakın çevrelerce Başbakan’ın ajandasında asla böyle bir açılım olmadığı, bunun yerine Güneydoğu’da yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlayacak bazı ulusal düzenlemelerin daha gerçekçi görüldüğü belirtiliyor. İşte bu bakımdan hararetli ve bir o kadar şaşırtıcı günler bizi bekliyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş