Başbuğ "hançerdeki parmak izleri"ni deşifre etti

Selcan TAŞÇI

"Hançerdeki Parmak İzleri", 2013 yılında YENİÇAĞ'da dizi, 2014'te de genişletilmiş halde kitap olarak yayınladığımız araştırmamın adıydı. Bugün yeniden konuk etmemizin nedeni, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un dün Yargıtay'da, Ümraniye Davası'nın temyiz duruşmasında yaptığı -tarihi- konuşmanın kitaba konu "parmak izleri"ni bir bir deşifre etmesi...

Eski Özel Kuvvetler Komutanı emekli Korgeneral Engin Alan'ın, Balyoz hükümlüsü olarak Mamak Cezaevi'nde tutulduğu sırada kaleme aldığı önsözünde "At pazarlığı tutmadı. Tezkere unutulmadı. Bunlar bize yüreklendirilen ve azdırılan bölücülük, büyütülüp beslenen "paralel yapı"lar, "kumpas"larla ve "katakulli"lerle, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin boynuna dolanan kement olarak geri döndü" dediği Hançerdeki Parmak İzleri'nin tezi, Şemdinli'den başlayarak Atabeyler, Ümraniye, Kafes, Poyrazköy, Amirallere Suikast, İnternet Andıcı, Balyoz, Askeri Casusluk gibi operasyonların tamamının esasen "Bekaa'dan Silivri'ye; Kürdistan projesi üzerinden kumpas olduğu" şeklindeydi.

***

 "Görevlerinden uzaklaştırılan, suç örgütleri ile ilişkili oldukları ileri sürülen, kimi tutuklu olan, kimi kaçak savcılar" tarafından hazırlanan iddianame doğrultusunda, "AYM'nin ihlal kararları üzerine alelacele kapatılan mahkemeler"ce kalemi kırılmış -üstelik bu "kalem kırılma" işleminin, sırf "cemaat muhalifi diye Pensilvanya'ca gerçekleştirildiği" bizzat Cumhuriyet savcıları tarafından itiraf edilmiş- bir "sanık" olarak "savunma" yapmanın manasızlığını fark eden Başbuğ, bunun yerine, Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı olmasının yüklediği sorumlulukla önce "dava arkadaşları" sonra da "tarihe" borcunu ödemeyi tercih etti.

Dünden itibaren artık Türkiye Cumhuriyeti yüksek mahkeme kayıtlarında kocaman puntolarla yazıyor ki;

-              Ümraniye ve Balyoz, "Ilımlı İslam Modeli-PKK terörü sorununa siyasi çözüm diye ulus devletin yerine federasyon ikame etmek isteyenlerin önlerindeki tek engel olan "millî" ordu"yu itibarsızlaştırma ve tasfiye"sinden başka hiçbir şey değildi!

 "Türkiye'nin iki milletli bir devlete dönüştürülmesi" tezgahına kâh "Türk kimliği"ne sahip çıkarak, kâh "Anayasa"yı, kâh "Cumhuriyet değerleri"ni savunarak, "Atatürk"ün ortak payda/çatı niteliğine kalkan olarak çomak sokan/sokma potansiyeli kim varsa, bu torba davalarla "genişletilmiş hedef tahtası"na çivilendi!

***

"Parmak izi" madem bugün hâlâ "kimlik tespiti"nde başvurulan en pratik yöntem; Başbuğ'un adrese teslim sözlerinin izini sürelim:

Başbuğ;

1-            2001'de neo-conların desteklediği George W. Bush'un Başkan olmasını milat sayıyor...

Bir yıl sonra, tecrübeli CFR elemanı/neo-con Morton Abramowitz'in "keşfi" olan Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP, Türkiye'de iktidar yapıldığı için olabilir mi?

2- 2002 seçimlerinden sonra, ABD Büyükelçisi'nin Washington'a yolladığı "Türkiye'de ordu, bürokrasi ve yargıdan bir derin devlet vardır... Derin devlet, ABD'nin de desteklediği reformların önündeki en büyük engeldir" telgrafından bahsediyor. Kim bu Büyükelçi? Robert Pearson. Ne diyor o telgrafın devamında? "AKP'yle bu devleti ret sürecine girildi!"

22 Mart 2003'te Washington'a yolladığı mesajda "Orgeneral Hilmi Özkök'ün sadakatli duruşu"ndan bahsedip "sahiplenilmesini" isteyen kim?

Yine Pearson.

Ya sahiplendiği Özkök?

Biliyorsunuz işte silah arkadaşları linçe uğrarken kasaptaki ete soğan doğrayamayan muhterem.

Ya Pearson ve yine bir neo-con Paul Wolfowitz'in "Yeni Türkiye"deki  yuvarlak masa arkadaşları?

Bülent Eczacıbaşı, Kemal Derviş, Can Paker, Mehmet Ali Bayar, Cem Duna, Cem Boyner, Şerif Egeli, Özdem Sanberk, Yılmaz Argüden, Kemal Köprülü, Cengiz Çandar...

3-            Başbuğ, Uluslararası Kriz Grubu'nun "demokratik özerklik" dayatmasının altını özellikle çiziyor. Türkiye'ye Kandil ağzıyla ayar veren bu grubun koordinatörünü devletin zirvesinde ağırlayan kim?

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül!

4-            TSK'yı tasfiye operasyonuna "Ergenekon" adının verilmesini -1997'de derin devletle özdeşleştirilen bir kitaba atıfla- manidar buluyor.

Kim o kitabın yazarı?

Can Dündar!

5- 30 Nisan 2001'de, "bir kişinin yazdığı köşe yazısında "Ergenekon Örgütü"nden söz ettiğine" dikkat çekiyor.

Kim o kişi?

Dönemin Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru.

Başbuğ'un kronolojisinde "Ergenekon Örgütü"nün sonraki fısıldanma mekanı; 12 Mayıs 2001'de Aksiyon dergisi; cemaat destekli.

6- Başbuğ'un diğer hatırlatması, "Ergenekon Terör Örgütü Şeması"nın dönemin İstihbarat Daire Başkanı'na ilk defa 14 Haziran 2001'de "ABD'de eğitim almış bir Emniyetçi" tarafından getirilmiş olması.

İstihbaratçı malum;

Daha sonra Cemaat'in "in"ine çok vakıf Sabri Uzun!

Peki şemayı hazırlayan polis?

Uzun, kendi kitabında "R.G." koduyla anıyor. Hem 90'lı yıllarda hem 2000'lerde eğitim için ABD'ye giden, şimdi "paralel" yaftasıyla cezaevinde olan eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven olmasın!

7-            "10 Temmuz 2003'te, MİT Müsteşarı "Ergenekon Örgütü"ne ilişkin bilgileri Genelkurmay Başkanı'na arz etmişti. Genelkurmay Başkanlığı'nın da bu konuda bir işlem yapmaması, askerin de konuyu ciddiye almadığının bir göstergesiydi. Bu sefer, 19 Kasım 2003'te MİT Müsteşarı aynı bilgileri Başbakan'a arz etti" diyen Başbuğ haklı olarak soruyor?

"Emniyetin ve askerin ciddiye alıp bir işlem yapmamasına rağmen, neden konu Başbakan'a arz edildi? Bu arz konusunda, dış istihbarat güçlerinin bazı yönlendirmeleri oldu mu?"

Başbuğ'un "yönlendirildiği" şüphesine kapıldığı istihbaratçı kim?

Şenkal Atasagun!

8- "Darbe planı revize edildi. 2008 yılının Şura'dan hemen sonraki ilk altı ayı hazırlık evresi, 2009 yılının ilk çeyreğinden sonraki en uygun takvimde eylem zamanı" yazan ve "Ergenekon Davası'nda tanık olarak dinlenilmesi kararı alınan, nedense sonradan vazgeçilen bir kişi" kim?

Şamil Tayyar; AKP Milletvekili!

Neden kimse "Nerede bu revize edilen darbe planı" diye merak etmedi!

Velhasıl;

15 Ekim 2007'de David L. Phillips'in Türkiye'ye PKK'yla müzakereyi önerdiği raporundan bir hafta sonra 21 Ekim'de Dağlıca Karakolu'na düzenlenen PKK saldırısı, "terörle mücadeleden sonuç alınmadığı, müzakere sürecinin başlatılması gerektiği" propagandasının "aracı"na dönüştürülüyor. Kimin üzerinden?

Taraf gazetesi!

Eş zamanlı olarak TSK'nın "oyun dışı" bırakılması için düğmeye basılıyor?

Kimin üzerinden?

Taraf gazetesi!

Başbuğ soruyor:

Bu gazete kimler tarafından görevlendirildi? Kimler destekledi?

Bir kısmı şimdi "kullanışlı aptallardık" diye iktidarın kanatları altına saklansa da isim isim belli...

Dedim ya kitap yazdık, üzerine uzatmak mümkün ama özetlemek gerekirse, Başbuğ çok önemli bir bilgi kaydetti dün devlet sistemine:

Kral Çıplak!

Önce tartışmasız fail durumundaki cemaat; sonra ama gönüllü, ama kandırılmış ama bugün kendini muhalif diye aklamaya çalışan suç ortakları için dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş