Başbuğ Şırnak'ta ABD konsolosu Diyarbakır'da!

Arslan BULUT

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 14 Nisan’daki Harp Akademileri konuşmasında, “21’inci yüzyılda ulus devlet yapısı hangi temel esaslara dayanmalıdır?” diye sorduktan sonra Amerika’dan ve Obama’dan örnek vererek, “Vatandaşlık esasına dayanan milliyetçilik anlayışına dayanmalıdır” cevabını verdi.
Başbuğ, uygulamanın nasıl olacağını da şu sözlerle anlattı: “Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik, ırk ve din farkı gözetmeksizin, ortak kimlik/üst kimlik etrafında her vatandaşı ’Türk’ saymaktır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı saymaktır. Kişi toplumsal kimliğini üst/ortak bir kimlik olarak benimseyecek ve kabul edecek, bireysel kültürel kimliğini ise ikincil kimlik olarak ifade edebilecektir. Vatandaşlığa dayalı milliyetçilik bu anlamda, Türkiye halkını oluşturan değişik dinî ve etnik farklılıklara sahip vatandaşların, topluma entegre edilmesini/olmasını gerektirir.”

* * *

Biz, sadece vatandaşlığa dayalı milliyetçiliğin Amerika için geçerli olabileceğini ancak Türkiye’de milliyetçiliğin başka dayanaklarının da bulunduğunu ifade etmiştik.
Fakat şu bir gerçek ki, hiçbir vatandaşının burnunu kanatmadan, Türkiye’nin, birliğini bütünlüğünü koruyarak yeni bir hamleye girişebilmesi için Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın göstermesi gereken gayreti, 14 Nisan tarihinden itibaren Genelkurmay Başkanı üstlenmiştir. Evet, bu görev, öncelikle sivil otoritenindir ama sivil otoritenin başında “Ne mutlu Türküm diyene” felsefesine inanmadığını belirten bir Cumhurbaşkanı ve ayrıca “Türk” kimliğinden rahatsız, yerine “Türkiyeli” kimliğini öneren bir Başbakan vardır. Gerçi, şu gün için bu çizgide devam ettikleri söylenemez ama ulus devleti ve üniter devleti korumak yönünde güven vermiyorlar.
İşte Başbuğ, bu yüzden devreye girmeye çalışıyor ve, “Türk Silahlı Kuvvetleri; Atatürk’ün bize emanet ettiği ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” demek ihtiyacı hissediyor.

* * *


Başbuğ ve diğer komutanların hep birlikte sürpriz bir şekilde Şırnak’a gitmesi, 14 Nisan konseptinin ilk uygulamasıdır. Başbuğ’un daha önce Van’da yaptığı gibi halkın arasına girmesi, bir markette Türkçe bilmeyen bir kadınla sohbet etmesi hep bu cümlelerdendir. İlker Başbuğ, 60 yaşlarındaki kadına “Nasılsınız?” diye sordu. Türkçe bilmeyen kadın, Kürtçe olarak, “Sağolasın, hoşgeldiniz. Allah sizden razı olsun. Allah sizi başımızdan eksik etmesin” dedi.
Başbuğ, kadına teşekkür ettikten sonra yan tarafta bulunan kebapçı, sigortacı ve otoparkçı vatandaşlarla da sohbet etti.

* * *

Başbuğ’un Şırnak gezisi ile aynı saatlerde ABD’nin Adana Konsolosu Eric F. Green de Diyarbakır’da idi. Aradolu Ajansı’nın haberine göre Green, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde, Diyarbakır’ı sık sık ziyaret ettiğini belirterek, kültürel ve siyasi bakımdan Diyarbakır’ın bu bölge için çok önemli bir kent olduğunu, bu sebeple Diyarbakır’a düzenli geldiğini söyledi.
Diyarbakır’da, siyasetçi, sivil toplum örgütleri ve gazeteciler ile görüşmekten zevk aldığını, çok iyi ilişkiler kurduklarını kaydeden Green, Diyarbakır’da sunum yapması için gazeteci arkadaşı Andrew Sherry’yi ikna ettiğini, İnterneti ve yeni yaratılan iletişim araçlarını iyi kullanan Sherry’nin Diyarbakırlı gazeteciler ile bilgi alışverişinde bulunacağını anlattı.
ABD’nin Adana Konsolosluğu, CIA Başkanı ve ABD Başkanı olarak tanıdığımız Baba Bush’un görev yaptığı bir yerdir ve bir istihbarat üssüdür. Artık istihbarat faaliyetleri, sivil toplum kuruluşları ile diyalog adı altında sürdürüldüğü için Adana konsolosu rahat konuşuyor.
Bu fotoğraflardan anlaşılan o ki, Başbuğ’un Türkiye’deki bölgelerarası entegrasyonu sağlama girişimine karşı, ABD’nin etnik kalkışmayı teşvik çabaları da devam etmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş