Başbuğ'dan "Baş" mesajlar

A+A-
Altemur KILIÇ

Bu Bayram benim için ve eminim çoğu Türkler için, buruk bir bayramdı. Çocukluğumuzun, o güzel eski bayramlarında, ne kadar mutlu olduğumuzu yazmıştım. O günlerde, büyük ve küçük, hepimizin içi rahattı, çünkü başımızda Atatürk vardı! İnanmıştık; O bizi, her tehlikeden korurdu... Şimdi Atatürk yok. İsmet Paşa, Celal Bayar ve en son Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer de yok!
Endişeler içindeyiz “Açılımlar Türkiye’yi nerelere götürecek” diye... İçimizde bir acı var. “Ümraniye” davasından Silivri’de, başka cezaevlerinde yatanları, yargılananları düşünerek! Eski Savcı bir dostum var. Hukukçu olarak isyan ediyor: “Bu hukuk ihlalleri daha ne kadar sürecek?” diye. Bazıları, hüküm giyseler, bu, aşikâr hukuk ihlallerinden dolayı, şaibeli olacak. Bazıları aklansalar, bunca ay çektiklerinin vebalini kim ödeyecek? Kim  “Pardon, hata oldu” diyecek... Bu davayı sonuna kadar götürmekle iftihar eden Başbakan mı? Aslında bu işleyen ve ne kadar kanayacağı belli olmayan, ülkeyi alt üst eden, içeride ve dışarıda mecalsiz bırakan yarayı kapatmak, herhalde Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’a düşer!  
 “İçerideki” ve dışarıdaki dostlarımın Bayramlarını kutlamak, doğrusu içimden gelmedi... Yassıada’da “Bayram” geçirmiş biri olarak, sansürlü mektuplarla gelen bayram mesajlarının, “Oralarda” ne kadar boş kaçtığını, hüzün vesilesi olduğunu bilirim! Hapishane deyimiyle “Hepsini Allah kurtarsın” !
Ülkeyi de Allah kurtarsın!
Bu bayram da aklım, yüreğim, dağlarda PKK eşkıyasına karşı amansız mücadele veren askerlerimizde... Hangi, kaçıncı şehit kabrini ziyaret etmeli?
Bir “Meçhul Asker” abidesi de onlar için dikilmeli! 


Başbuğ’un bayram hediyesi
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, bayramın ikinci günü, Mardin’de Irak sınırındaki askeri birliklere en uç karakol ve gözetleme kulelerine yaptığı ziyarette, verdiği mesajlar millete en güzel hediye, bana da şifa gibi geldi... Orgeneral Atilla Ateş’in 1998’de, o zaman Apo’nun Bekaa Vadisinde karargâh kurduğu, Suriye sınırına yaptığı tarihi ziyareti hatırladım...
Başbuğ’un mesajları, Orduyu yıpratma çabalarının en had safhayı bulduğu şu sırada ve  “açılımlara” karşı ve Orduyu, her vesileyle hırpalamak, halkın Ordusuna güvenini kırmak gayretlerinin, malum köşe ve kanallarda, “12 Eylül Müdahalesinin” yıldönümünü vesile ederek, azdığı şu sırada en anlamlı cevaplardı.
Darbe ve müdahalelerin hata ve sevapları hususunda, duygulardan uzak, objektif olarak yazılacak çok şey var... Başka sefere!
Aslında, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “anlamlı” olarak, sınır ötesi operasyonlara devam edeceği başta olmak üzere sınırda söylediklerinin tümü, anlayabilenler için çok anlamlı idi... Fakat “dil” konusunda, Kürtçe televizyon, Kürtçe eğitim, Kürtçe’nin ikinci dil olması gayretlerinin arttığı, camilerde duaların Kürtçe okunduğu ve sahnelerde, filmlerde,  “Kürtçe modasının”  sürdürüldüğü şu bağlamda, “dil” ve Türkçe konusunda, şu söyledikleri de çok önemli;  “Anayasa’nın 2. maddesi açık: Türkçe Türkiye’nin resmi dili. Türk vatandaşlarının ortak iletişim dilidir.”
Benim yorumum: Ortak dili yayacak, bütün vatandaşlara, Türkçe öğretecek yerde, alfabemize Kürtçe doğru okunsun diye W-Q-X harflerini yamamaya çalışıyorlar... Ülke kolay bölünsün diye! Başbuğ, Güneydoğu “yarasının” en ufunetli merkezine parmak bastı. “Özellikle bu bölgedeki insanlarımız ağalardan çekti. Zamanın ağalarından çeken insanlarımız şimdi maalesef siyaset ve terör ağalarından mustarip. Esas sorunlardan biri de halkımızın siyaset ve terör ağalarından kurtarılması.” Ve rahmetli Kinyas Kartal’ın sözlerini hatırlattı; “Ayrılık tohumu giren tarladan nifak ve nefret çıkar. Bu milletin evlatları kaderlerinin ortak olduğunu öğrenmelidir.”


Ve Türk Ordusu
Başbuğ’un Türk Ordusu konusunda söylediklerine de kocaman bir “Mim” koymalı!
“Bu ordu hiçbir grubun ordusu değildir. Bu ordu milletin ordusudur... Bizim gücümüz bu. Türk ordusunun arkasında millet var.” Kısacası “Merak etmeyin, TSK görev başında” !
Şimdi bakalım, malum kişiler, Başbuğ’un bu açık seçik sözlerini nasıl yorumlayacaklar... diyecektim; merakım uzun sürmedi: malum “Taraf” ın manşeti: “Siyasetin Ağababası Başbuğ” !
Star’ın, Yeni Şafak’ın, Sabah’ın ve tabii, Vakit’in baş sayfalarında ıvır zıvır, “Ergenekon” , C.G. vb... bolca var ama Başbuğ’un söylediklerinden tık yok! Dikkatlerden kaçmasın, “Doğan Grubu” gazetelerinde de öyle! Tabii “Editörün tercihine” kimse karışamaz!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları