"Başbuğlar ölmez yüreklerde yaşar"

Kürşad ZORLU

Başbuğ Alparslan Türkeş’i 4 Nisan 1997 tarihinde kaybettik. Aradan 15 yıl geçse de o günlerde yaşananlar ülkücülerin büyük çoğunluğunun hafızasından silinmedi. Haberi televizyondan öğrenmemizin ardından Bayındır Tıp Merkezi’nde toplanışımız, acı gerçeğe bir türlü inanmak istemeyişimiz, haykırışlar ve gözyaşlarımız dünkü gibi hatırımızda. Ya kimseye nasip olmayan o muazzam cenaze töreni... Türkiye’nin dört bir yanından koşup gelen milyonlarca ülkücü ve Türk Milliyetçisi kar altında kalan Ankara’da tarihe not düşürmeyi başardılar. “Türkeş gibi lider yüzyılda zor çıkar”,  “Türk eşsiz, Türk emsalsiz, Türk ne yapar Türkeşsiz”, “Ruhun Şad olsun Türkün gerçek Başbuğu”, “Başbuğlar ölmez yüreklerde yaşar”, “Türk İslâm Âleminin başı sağ olsun”, “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman’ız” şeklindeki ifadeler cenaze töreninde dikkat çeken pankartlardan bazılarıydı. Merhum Türkeş’e ve davasına olan sevgisi ve inancı için toplananlar kadar; geçmişteki pişmanlıkların vicdan muhasebesiyle safları sıklaştıranlar da gözlerden kaçmamıştı. Bazılarının ifadesiyle “Türk milleti Alparslan Türkeş’i tam olarak anlayamamış ya da hak ettiği siyasi iktidarı vermemişti”. O günlerde ülkücü hareketin bir bilinmezliğe sürüklendiğini düşünen çevrelerin aksine, dökülen gözyaşları yüreklerdeki vefa duygusunu giderek kabartıyor ve ilk seçimde iktidarın müjdesini fısıldıyordu.
Sonrası ise malum... Sayın Devlet Bahçeli, MHP Genel Başkanlığına seçilmiş ve yakalanan dinamizmle yürütülen başarılı seçim kampanyasının ardından MHP Türkiye’nin ikinci büyük partisi olmuştu. Ayrıca bu sonucun matematiksel anlamda bugünkü siyasi tabloyla yorumlandığında farklı bir kategoride değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira 1999 genel seçimlerinde 5 parti Meclis’e girmeyi başarmış ve MHP’nin birinci parti ile oy farkı sadece % 4,92 olarak gerçekleşmişti. Buradan hareketle farklı siyasi dönemler matematiksel olarak kıyaslanmak istediğinde, dönemin şartlarına ve yüzdelik hesapların genel siyasi tabloya yansıma biçimine bakmak daha doğru olacaktır. Ülkücü hareketi ve onun temsilcisi olan MHP’yi matematiksel dönemlere ayırmak ve insanları kuşaklararası bir ötekileştirmeye sürüklemek ise son derece yanlıştır. MHP ülkücülerin, Türk milliyetçilerinin yegane partisidir ve ilelebet ayakta kalmaya devam edecektir.
Ne garip tesadüftür ki 4 Nisan 2012 Alparslan Türkeş’in ölüm yıldönümü ve aynı gün Kenan Evren yargılanıyor. Belki de haber kanallarında her iki konuyla ilgili aynı anda canlı bağlantılar kurulacak. Rahmetli Türkeş ve ülkücülerin 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte büyük haksızlıklara, ağır ve asılsız ithamlara, işkencelere maruz kaldığı bazı at gözlüklü çevreler dışında günümüzün inkar etmediği bir gerçektir. Kim ne derse desin ülkücüler o dönemde devlet ve millet bekası için mücadele etmiş ve canlarını vermekten çekinmemişlerdir. Bu sebeple asıl sorgulanması gereken vatanı için canını ortaya koymuş insanların, hangi gerekçe ve temel üzerinde böylesi (internet ortamında ulaşılabilir) insanlık dışı uygulamalara muhatap kalmış olmalarıdır. Değilse ülkücüler hiç bir zaman devletinden şikayetçi olmamış ve milletine küsmemiştir.
Bir kez daha Alparslan Türkeş’e yüce Allah’tan Rahmet diliyorum...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş