Basın dünyamızın en renkli siması Güngör Denizaşan

A+A-
Şemsi SILKIM



Türkiye’de ilk kez “cemiyet heberleri” yazan Akşam Gazetesi’nde, imzası çıkan Göngör Denizaşan, aslında konservatuvar mezunu bir müzisyen iken güzel resim çekmeye başlamış. Balolar, ünlülerin devam ettiği kulüpleri, gece toplantılarında çektiği resimler beğenilmiş ancak resimleri alan Yazı İşleri Müdürü Cemalettin Bildik yanına çağırdığı bir yazara, “Güngör sana anlatsın, sen de yazısını yaz.” talimatı vermiş Başlangıçta buna itiraz etmemiş ama sonradan, gazetede resmini görenler, bir daha kendisine selam bile vermez hale gelince Cemalettin Bildik’e,
“Görevlendirdiğiniz arkadaş benim anlattıklarımın tam aksini yazıyor ve üstelik de küçük düşürücü yazılarla ben bir daha o adamların yanına da gidemiyorum. Bu yüzden resimlerle ilgili yazıları ben kendim yazayım” talebinde bulunmuş. Bu konuda onay alıp yazılarını kendi yazmaya başladıktan sonra her gitti toplantıda en çok aranan ve ünlüler tarafından masalarına davet edilen yegane gazeteci olmuş.
Güngör Denizaşan’ın 1957 yılında başlattığı sosyeteden yazı ve haberler o kadar büyük ilgi görünce bu kez de diğer büyük gazeteler gibi dergiler de bu tür haber ve yazılara değer vermeye başladı. Sosyete muhabirleri arasında Müşerref Hekimoğlu, Edibe Dolu gibi isimler ortaya çıktı. Güngör Denizaşan o günleri şeyle anlatıyor:
Gazetenin sahibi Malik Yolaç da beni çok beğeniyor ve tutuyordu. Zira hanımı da sosyetede çok seviliyordu. Benim ünüm artınca, bazı varlıklı iş adamları da bana destek verince, kendi adıma bir dergi çıkarma kararı verdim. Patronum Malik Yolaç Bey’e ayrılacağımı, kendi adıma bir dergi çıkaracağımı söyleyince, fena halde bozuldu. Ben kendisinden destek  beklerken; “-Çıkar, çıkar bakalım, üç gün sonra batarsa, kapıdan da içeri adımını atamazsın. Sen gazete, mecmua ve dergi çıkarmayı kolay mı sanıyorsun. Ben batanları çok gördüm, sen de aklını başına topla da bu kararından vaz geç!.” dedi.
 Ve bu sözler, Güngör Denizaşan’ı kararından vaz geçireceğine bilâkis daha da teşvik etmiş ve çıkardığı, adını da “Sosyete 13” aylık mecmuası uluslararası olmuş. Kendi ifadesine göre; “Dünyanın her ülkesinde ve hatta Patagonya da bile abonem var. Hem de öyle ki, gazetem yolda kaybolsa, Kanada’dan telefon ediliyor, ’Abonem bittiyse, iki yıllığını banka hesabınıza yatırayım’diyenler bile varmış      
Ayda bir, 2 bin adet basıp yayınlanan gazetesinin 1500’üstünde abonesi varmış, her abonesi, gazete bedelini istenmeden Banka hesabına gönderiyor, İstanbul dağıtımını ise bizzat kendisi yapıyor, bir kısmını da, toplantıların gediklisi olarak kulüplerin yemeklerinde, toplantı ve iş yerlerinde olanlara teslim ederken, masanın da en muteber ismi oluyormuş. “Dünyanın her ülkesinde ve hatta Patagonya da bile abonem var. Hem de öyle ki, gazetem yolda kaybolsa, Kanada’dan telefon ediliyor, ‘Abonem bittiyse, iki yıllığını banka hesabınıza yatırayım’ diyenler bile var. Bu benim hobim,” diyor Göngör Denizaşan sonra devam ediyor:
“Bu yaşımdan sonra, para kazanmak hırsım yok. Kendi adıma evim var ama çok az evimde kalıyorum. Her gittiğim yerde bana özel oda hazırlanıyor, her kulüpte baş davetli oluyorum. Ama, bütün bunlar, çok iyi diyalogum sayesinde oluyor. Kendime göre dünya görüşüm var ve bu güne kadar hiçbir şahıs, 50 yıla yakın, aksatmadan bir dergi sahibi olamadı. Bu rekor benim... Geçimim de, isteğimin üzerinde, kimseye borcum yok ama alacağım çok fakat bunlardan hiçbirisi batakta değil.”
Güngör Denizaşan’ın çevresi büyük ve varlıklı kişiler... İstediği ilanı da alıyor, gazetesini de böyle aksaksız yürütüyor. İlk yıllar Sosyete 13 adıyla yayınlanan dergi  bir süre sonra, Dergi 13 olmuş. Günümüze kadar da, “Gazette 13 İnternational” adıyla ulaşmış. Güngör Denizaşan’a ve dergisine  daha nice yıllara diyorum.

Yazarın Diğer Yazıları