Basın özgürlüğü ve iktidar

Özcan YENİÇERİ

Mahkeme “Ergenekon terör örgütü” değil, “iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü” denilmeli diye karar vermiş. Balyoz “darbe planı” ile ilgili iddialar, ithamlar ise henüz yargı aşamasındadır. odaTV’ye yönelik operasyon ise yeni yapıldı. Yani ortada henüz mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir karar ya da subute ermiş bir suç yok, yargılanan ve soruşturulan iddialar vardır. Hukuk sistemine göre de mahkeme karar verinceye kadar suça muhatap olanlar “masum” yani suçsuz kabul edilirler.


Muvafık ve muhalif basın!
Muvafık daha yaygın söylemle yandaş basın mensupları için Türkiye’de sonsuz bir özgürlük alanı mevcuttur. Onlar, her türlü ithamı, iftirayı ve iddiayı pervasızca ortaya koyabilmektedir. Bu konuda kendilerini hiç bir hukuki, ahlaki ve insani ilke ile bağlı görmemektedirler. Sözgelimi adı herhangi bir olaya karışan ya da karıştırılan hemen herkes bir anda “darbeci” ve suçlu ilan edilmektedir. Bunu da çok büyük bir hoyratlık içinde yapmaktadırlar. Yandaş kalemler bu konuda da hiçbir etik, estetik, âdap ve edep kuralıyla kendilerini bağlı hissetmemektedir.
Muvafık basının, iktidarın yaptığı her şeyi, aldığı her kararı kutsamak ve övmek gibi bir misyonu var. Sözgelimi İçişleri Bakanı Atalay, “Türkiye basın özgürlüğü açısından Amerika’dan daha çok basın özgürlüğü olduğu bir ülkedir” diyor. Yandaş basın ise derhal bunun ne kadar doğru bir hakikat olduğunu savunmaya başlıyor. İçerideki onca gazetecinin yazdıklarından dolayı değil, başka suçlardan tutuklu olduğunu savunmaya başlıyor. Yetmiyor, basın mensuplarının suç işleme özgürlüğü olmadığını söyleyerek onlara yönelik olarak iktidarın uygun gördüğü muameleyi meşrulaştırmaya çalışıyorlar.


ABD’den daha özgür basın!
İçişleri Bakanı, “Türkiye’de basın Amerika’dan daha özgür” diyor. Ancak ABD’de bugün itibarıyla içeride tutuklu olan hiçbir gazeteci yok. Türkiye’de ise tutuklu gazeteci sayısı bugün itibarıyla 53’tür. Gazetecilere yönelik olarak açılan dava sayısı ise binlerle ifade ediliyor. Doğrudur. Türkiye’de kâğıt üzerinde “basın özgürdür”.  Ancak bu özgürlüğü kullanmakta muhalif basın özgür değildir. Türkiye’de yandaş iseniz mahkeme, hâkim, savcı hakkında çarşaf çarşaf yazılar yazabilirsiniz. Muhaliflerin konuşmalarını özgürce (!) internet üzerinden servis edebilirsiniz. Henüz soruşturma safhasında olan davalarla ilgili olarak alınan ifadeleri gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlar yapabilirsiniz.

 
Başbakan böyle diyorsa!
Başbakan Erdoğan bir vesileyle partililerine şöyle bir çağrı yapmıştı: “Bundan sonra ben de diyorum ki partinin mensupları olarak yalan yanlış bu haberleri yapan medyaya karşı sizler de kampanyanızı başlatın, sürdürün ve bu gazeteleri evinize sokmayın. Almayın...”
Bugün Türkiye’nin, muhalif yayın yapan gazetelere “boykot” yapılmasını, istenmeyen türden yazı yazan gazete ve televizyoncuların ise işsiz bırakılmasını isteyen bir başbakanı vardır. Nitekim bu söylemin ardından muhalif bazı köşe yazarları hedef alındı. Bu köşe yazarlarının çeşitli vesileler bahane edilerek yazılarına son verilmesi sağlandı. İktidarın ihtiyaçlarına uygun program yapmayan televizyoncular işsiz kaldı. Bugün Türkiye’de tamamına yakını muhalif olarak bilinen basın ve televizyonculardan meydana gelen bir işsiz basın, TV mensupları ordusu var!
Bunca gerçek orta yerde dururken, devlet yetkililerinin Türkiye’de “basının özgür” olduğunu söylemeleri inandırıcı değildir. Ancak basın özgürlüğünden muhalif yazan ya da konuşanların tamamının susturulmadığı kast ediliyorsa bu doğrudur.Türkiye’de muhalif medya bugün itibarıyla tümüyle susturulmuş değildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş