Basına siyasal baskı

A+A-
Ergun KAFTANCI

      CUMHURİYET gazetesiyle vakfına dönük operasyon umarız siyasal baskı amacı taşıyan bir operasyon değildir.

      Eğer böyle bir niteliği varsa bu, bizatihi siyasal iktidar tarafından ortadan kaldırılmalıdır.

      Demokrasilerde bireylere, kurum ve kuruluşlara, düşüncelere, özgürlüklere, yargıya, hak ve hukuka siyasal baskılar yapılamaz. Yapılırsa ortada demokrasi kalmaz, posası kalır...

      * * *

      Cumhuriyet grubuna yapılan operasyonun temelinde siyasal baskının yattığı görülüyor. Gözaltına alınan şüphelilerin FETÖ, PKK, KCK gibi terör örgütlerine yazılarıyla destek verdikleri iddiası ciddi ve mutlaka tarafsız bir bilirkişi heyetince incelenmesi gereken iddialardır.

      Bu tür iddialar bireysel değerlendirmeden çıkarılmalı, kurumsal olmalı, mutlaka bilirkişi kurumunca incelenip değerlendirilmelidir!

      Böyle bir değerlendirme, basına baskı yapılıp yapılmadığı

gerçeğini de ortaya koyar.

      * * *

      Yazarlar dünyaya açık beyinlerdir...

      Düşündüklerini saklayamazlar, kağıda dökerler...

      O nedenle anlaşılmaları zor değildir...

      Yazılarında yer alan her konu açık ve nettir. Keza, terör örgütlerine dönük değerlendirme ve görüşleri de nettir. Yazıyı okuduğunuzda yazar o örgütten yana mıdır, değil midir derhal anlarsınız...

      Anlamamak ve başka anlamlara çekmek eblehlerin işidir. 

      * * *

      Yazarı, adı geçiyor diye bahse konu örgütün yandaşı ya da mensubu addedemezsiniz. Ortalıkta suç olan fiili övme de yoksa yazının kıyısından geçemezsiniz, geçmeye kalkarsanız da gerçek ve net ifadeler arasında boğulmak durumunda kalırsınız...

      * * *

      Siyasal güç, yazarı ve kurumunu siyasal baskı altına alacaksa yani böyle bir niyeti varsa, siyasal gücünü ortaya koyar ve her türlü baskıyı yapar. Bu, yakın siyasal tarihimizde çok görüldü; bugün onlardan birini mi yaşıyoruz acaba diyorum...

      * * *

      İnşâllah Cumhuriyet Gazetesiyle vakfına yapılan operasyon siyasal baskı niteliğinde değildir.

      Sıkça yaraladığımız demokrasi, estirilen siyasal baskı fırtınasının tozundan ve dumanından umarız bu defa da nasibini almaz, boğulup kalmaz!

Şizofrenin kuyrukları

----------------------------------------

       SON dakikada bir haber düştü bilgisayar ekranlarına...

       Ankara'da 137 öğretim görevlisi hakkında gözaltı kararı alınmış. 31'i yakalanmış, diğerlerinin bir kısmı yurt dışında, bir kısmı da saklanıyor...

      FETÖ'cü olmak eroinman filan olmak gibi bir tutku mu yahu...

      Nedir bu insanların zafiyeti...

      Bu kalabalık neden?

      Şizofrenik birinin peşinden gidenler bana öyle geliyor ki cennet nimetlerinin -Tövbe ederim- varlığına inanmıyor, himmet yoluyla dünyayı kaldıran iblisin dağıttığı paralara tamah ediyorlar.

      Bu durumun başka bir izahı olabilir mi?

      İblisin kurduğu mekanizma bence bu...

      * * *

      FETÖ yandaşları ne kadar aklı başında gözükse de, eğitimli olsa da, kariyeri bulunsa da yine dünya malına tamah edenlerden ibaret. Bunların dindar gözükmeleri de iblisin şizofrenik taktiğine uygun...

      Hiç aklı başında, iman ve inanç sahibi bir Allah'ın kulu, ikide bir -tövbe estağfirullah- Sevgili Peygamberimizi yeryüzüne indirip konuştuğunu, birlikte namaz kıldığını söyleyebilir mi?

      Sözde müritlerinin önünde transa geçme numarası ve -Haşa-Yüce Allah ile konuştuğunu iddia edebilir mi?

      Herif şizofren hastası, fren de tutmuyor; hadi o bunları söylüyor ve yapıyor, koca generaller, genel müdürler, rektörler, öğretim görevlileri, polisler, yargıçlar, savcılar bu iblise nasıl oluyor da inanıyor ve kuyruğundan ayrılmıyor...

      Hele de bir dönem, siyasetçiler de...

      İnanın aklım almıyor!

Ülkücülükten kim döndü

---------------------------------------------------------

      DEVLET Bahçeli ile etrafındakileri yanlış verdikleri siyasal kararlarına bakarak eleştirenlere MHP şakşakçılığına soyunan AKP'li basın, davadan döndüler diye sataşıyor...

      Dava ne?

      Milliyetçilik ve Ülkücülük...

      Peki bu davadan dönen Bahçeli ve tayfası değil mi?

      Sen davayı bir kenara bırak git siyasal iktidarın maşası ol, ya da oyuncağı; o ne diyorsa salla başını al maaşını...

       Gel keyfim gel...

       * * *

       -Ülkede yönetim biçimi başkanlık olmalı...

       -Olmalı efendim...

       -KHK'li hayata devam...

       -Devam mirim...

       Daha nice iktidar önerisine ve öngörüsüne başını sallayan ülkücülükten dönmüş olmuyor da, belki islah olur dönerler diye ülkü yolunu gösterenler davaya ihanetle suçlanıyor...

       Trajikomik!

       Samimi görüşümü ve dileğimi söyleyim mi? Devlet Bey ve tayfası birlikte AKP'ye gider; gitmeleri de dileğimdir...

       Ülkü, MHP'li ülkücülere kalmalı!

KOCAMAN SÖZLER

------------------------------------

       OLGUN insan, yapabileceğini söyleyen ve söylediğini yapan insandır. (KONFÜÇYÜS)

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları