Basit sorular

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Soru 1) 1960 Ortaklık Devletini, anti demokratiktir; işlevliği yoktur; azınlığa (yani biz Türk ortaklara) verilmiş olan haklar devleti çalıştırmaz hale getirmiştir; Türk azınlık adayı taksim etsin diye Türkiye’nin emri ile isyan etmiş ve hükümetten ayrılmıştır; 103 köydeki Türkler ada taksim edilsin diye zorla göç ettirilmiştir; Kıbrıs meselesi 1974’de başlamıştır, işgal meselesidir; işgalden kaynaklanan problemler meselesidir; Kıbrıs Yunandır; biz Rumlar meşru Kıbrıs hükümetiyiz çünkü öyle tanınmaktayız; meşru hükümet olarak AB üyeliği için yaptığımız müracaata kimsenin itiraz hakkı yoktur; Kıbrıs meşru hükümeti olarak Kıbrıs’ın tümünü AB üyesi yaptık, bu üyelik dolaylı Enosis’tir ve kimse buna karışamaz; denizlerimizde var olan doğal kaynakları istediğimiz gibi kullanmak hakkımıza kimsenin karışma hakkı yoktur.
Listeyi uzatabiliriz. Bunları kabul ediyor musunuz?

Soru 2)
Bu yalanları söylerken önceden hazırlanmış bir Akritas Planına göre hareket edildiğinin de bilinci içinde, (bu kez Garantileri içermeyen, Türkiye’ye müdahale hakkı tanımayan, Kıbrıs Türklerini Ermeni, Maronit, Latin toplumları seviyesinde “Kıbrıs’ın TEK HALKINI” oluşturan birimler veya azınlıklar olarak mütalaa eden; iki kesimliliği AB ilkeleri ile sulandırıp, Kurucu devlet yoktur eyaletler vardır diyen) bu aynı insanlarla size bir kâğıt üzerinde verilecek haklarla yetinerek anlaşma imzalar ve kalıcı barış oldu diye bayram yapar mısınız?

Soru 3)
Federasyonu Türk askerinden kurtulmak için görüşüyorum, istediğimden değil; zaten iki kesimli federasyon uygulanabilir bir şey değildir; Eoka’dan ilham alıyorum; Eoka bize yön gösteriyor, Makarios’un izindeyim, siyasetim Türkiye’yi adadan çıkarmak ve Kıbrıs Türklerini Türkiye’den ayırmaktır diyen Hristofyas’ın bizimle kalıcı, eşit egemenliğimizi tanıyan yeni bir ortaklık yapmak niyetinde olduğuna inanıyor musunuz?

Soru 4)
Rum liderliği, Türk tarafının yüzde 85 reddettiği BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde görüşüldüğünü iddia etmektedir. Kabul ediyor musunuz? Bunu kabul ediyorsanız eli kanlı Rum idaresini de meşru hükümet olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Farkında mısınız? Bunu kabul ediyorsanız KKTC’nin yasa dışı olduğunu da kabul etmiş oluyorsunuz. Aklınızı mı kaçırdınız? Kosova davasında Uluslararası Adalet Divanı “Devlet ilânı gayri yasaldır diye bir şey yoktur, böyle bir devletin tanınıp tanınmaması ayrı bir konudur” demiştir. Yani KKTC’yi kimsenin yasa dışı ilân etme hakkı olmadığını da dolaylı bir şekilde vurgulamış oldu. Farkında mısınız? Görüşmelerde KKTC’nin varlığından vazgeçmeyeceğinizi göğsünüzü gere gere açıklamak haktır. Anladınız mı?
Soru 5) Sn. Downer kendi bildiği şekilde prototip bir federasyondan bahsetmektedir; iki egemen halka dayalı, iki devletten oluşan federal bir çatı olamaz demekte ve Hristofyas’ın ağzı ile iki kurucu eyalet olacaktır demektedir; Genel Sekreter de  “Kıbrıs halklarından” değil, “Kıbrıs halkından” bahsederek Kıbrıs’ta tek halk vardır inancı ile hareket etmektedir. Bu yanlışları ortadan kaldırmak için bireyler ve kuruluşlar olarak sesinizi ne zaman yükselteceksiniz?

Soru 6)
Hristofyas’ın federasyona gidiş formülü “1960 Anayasasını tadil ederek üniter devlete, iki eyaletli bir şekil verilecektir” formülüdür. Kabul ediyor musunuz? 47 yıldır uygulanmamış olan. Makarios’un ölmüştür, gömülmüştür dediği bu anayasanın hâlâ geçerli olduğunu kabul etmenin anlamını biliyor musunuz? Bu oyuna gelecek misiniz?

Soru 7) Hristofyas “Talat ile anlaştık, Kıbrıs’ta Türk-Rum nüfusu 1 Türk’e karşı 4 Rum oranında kalacak”  diyor. Kıbrıs’ın demografisi  bu imiş, böyle kalacakmış. Böyle bir kısıtlamanın anlamını hiç düşündünüz mü? Kabul ediyor musunuz?

Soru 8-)
Dolaşım ve yerleşim, mal-mülk edinme özgürlüklerine kısıtlama getirilemezmiş. Yani AB üyesi herkesi Kıbrıs’ın istediği yerine yerleşebilecek, oradan mal mülk alabilecek, iş yapabilecek ve böylelikle iki kesimliliğin Türk tarafı için ifade ettiği her şey( en başta güvenlik ve toprağa sahip çıkabilmek) ortadan kalkmış olacak. Kabul ediyor musunuz?

Soru 9-) Ortada bu konular varken Cenevre toplantısından, bizi Rum’un çizgisine getirmeden, tek halk, tek devlet, tek egemenlik formülünü kabul ettirip, garantileri sulandırmadan veya yok etmeden, olumlu bir sonuç alınabileceğini düşünebiliyor
musunuz?

Soru 10-) AB’nin Türkiye’ye ve bize Rum idaresini meşru hükümet olarak kabul ettirmek baskısı karşısında bu güne kadar AB yetkililerine kişi veya kuruluş veya hükümet olarak kaç kez itirazda, protestoda bulundunuz? Düşünüp, hesaplar mısınız?
Cenevre öncesi taraflar arasında dağlar kadar fark olduğunu kanıtlayacak daha çok soru vardır ancak yerimiz kalmadı. Biraz da siz( özellikle uluorta bir anlaşmanın tüm dertlerimizi ortadan kaldıracağını savunanlar) düşünseniz iyi olmaz mı?

Yazarın Diğer Yazıları