Başkanlık değil Führerlik sistemi!

A+A-
Arslan BULUT

CHP'nin hukuk ve seçim işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan, silâhlı saldırıya uğramasına ve bacağında bir mermi çekirdeği kalmasına rağmen, önceden planlanan Anayasa Çalıştayı'nı titizlikle hazırladı. Konu medyada sadece CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması veya Ankara temsilcileri ile görüşmesi çerçevesinde yer aldı. CHP'nin İnternet sitesinde bile anayasa hocalarının tebliğleri henüz yayınlanmadı!

En kısa zamanda bu sunumlar görsel ve yazılı olarak kamuoyunun bilgisine sunulmalı. Çünkü medyada, anayasa, başkanlık sistemi gibi konularda anayasa hocalarının ne dediğini bilmeden ahkâm kesenlerin sesi yansıtılıyor.

Gerçi Bülent Tezcan, telefon ederek kendisine yönelik saldırı üzerine yazdığım yazıdaki "Saldırının hedefi, CHP ve MHP seçmenlerini suni bir karşıtlığa sürükleyerek, MHP'lileri başkanlık sistemini desteklemeye zihnen mecbur etmektir" görüşümü aynen paylaştığını söyleyip çalıştaya davet etmişti ama katılamadım. Basında bir gazete dışında anayasa hocalarının ne dediğini haber yapan yok! Anadolu Ajansı bile sadece Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını geçti, anayasa hocalarının analizlerini sakladı!

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Anayasa kitapçığını eline alan her yurttaş, 'bu benim anayasamdır' diyebilmelidir. O nedenle ısrarla 'anayasalar bir partinin mutfağında hazırlanmaz' diyoruz. Anayasa bir partinin dünyaya bakışı, kültürü ile hazırlanmaz. Anayasalar evrensel kuralları da içermek zorundadır. Uzlaşma olmadan, dayatma kültürüyle anayasalar hazırlanmamalıdır" dedi ve ekledi:

"Gücü elinde toplayan bir kişi, ülkeyi felakete sürüklerse ne olacak? Tarihte örnekleri vardı, Hitler. Bütün güç elindeydi. Onun Adalet Bakanı, yargıçlara söylüyordu, 'Önünüze bir dava gelirse, Führer ne düşünüyorsa ona uygun karar vereceksiniz' diyordu. Öyle bir sürecin içine girdik ki Türkiye'de aynı normlar bilimsel hale geldi."

***

Hocaların ne dediğini ise sadece Evrensel gazetesi, Cem Gurbetoğlu imzasıyla yayınladı:

* Prof. Dr. Bertil Emrah Öder, bugün görünüşte klasik demokratik kurumlar var gibi gözükse de bu kurumların güç siyasetinin birer aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti.

* Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, dünyanın pek çok ülkesindeki anayasalarda OHAL şartlarında Anayasa değişikliği yapılamayacağı yönünde hüküm olduğunu anlattı ve "Başbakan bugün asıl görevi olan Türkiye'yi olağan hale getirmeye değil, rejim değişikliğine mesai harcıyor. Eğer yeni bir anayasa yapılacaksa bugünkü anayasal güvence ve kazanımların gerisine düşmemesi gerekir" dedi.

* Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, ABD başkanlık sisteminin bambaşka tarihsel ve siyasal koşullarda açığa çıktığını ve kurucularının temel argümanlarından birinin "iktidarın suistimale açık olmasını engellemek" olduğunu ifade etti.

* Doç. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Türkiye'nin yarışmacı otoriter yönetimden hızla Patronlu Başkanlık Sistemine doğru kaydığını belirterek, bu sistemin en açık örneklerinin Sahraaltı Afrika ülkelerinde görüldüğünü söyledi. Boyunsuz, bunun bir sonraki adımının faşizm olduğunu dile getirerek başkanlık sistemini esas alacak bir anayasanın "Türkiye'nin bölünmesi anayasası" olacağı uyarısında bulundu. 

* Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu ise Türkiye'nin diktatörlük, bölünme ve savaş tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirterek Almanya'da Hitler'in parlamento yangınının ardından Cumhurbaşkanı'nı Kanun Hükmünde Kararnameler ile özgürlükleri sınırlamaya çağırdığını hatırlattı. Belli suçlara idam cezası verilmesinin de KHK'lar ile getirildiğini anlatan Kanadoğlu, Almanya'nın bundan dolayı Anayasasına "direnme hakkı"nı koyduğuna dikkat çekti.

Türkiye'de de parlamento bombalandıktan sonra aynı süreç yaşanıyor! CHP'nin "direnme hakkı"ndan bahsetmesinin sebebi bu olsa gerek.

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları