Başkanlık değil Sultanlık isteriz

İsrafil K.KUMBASAR

Adamı gece yarısı nezarete çek, cep telefonuna ‘şaibeli’ bir takım insanların telefon numaralarını yükle, ardından kocaman bir ‘dosya’ eşliğinde doğru kodese.
Adamı önüne taş koyuyor diye ‘zanlı’ statüsüne sok, ‘avukatından’ bile gizlediğin dosyasını ‘yandaş’ve ‘yanaşma’ medyaya sızdırıp ‘yargısız’ infaza tabi tut.
Adamı biat etmiyor diye ‘görevinden’ al, yargı bir, iki değil, ‘tam 12 kere’ iade kararı versin, sen 13’üncü kez  “Kalk o koltuktan”  diye bir kez daha yakasına yapış.
Adamı sırf ‘görevinin gereğini’ yerine getiriyor diye önce ‘hukuksuzluk’ kıskacına al, sonra “Hukukun gereğini yerine getir” diye koltuğunu terk etmeye zorla.
Adamı hiçbir somut delile dayanmadan ‘suçlu’ ilan et, meydan meydan dolaşıp hakaret yağdır, ” Ortada suç bile yok “ hükmü veren hakimi sürgüne gönder.
Bütün bunlar, ‘kurgu’ falan değil, ‘ileri demokrasiye’ geçiş yapan bir ülkede son zamanlarda yaşanan ‘ileri hukuk’ harikaları.
Dikkat buyurun, bu harikaların bir ayağında ‘emniyet’, bir ayağında ‘yargı’, diğer ayağında ise ‘medya’ var.
‘Şeytan üçgeni’ dedikleri böyle bir şey midir yoksa?

 


***

 


Yaşanan onca ‘hukuk rezaletine’ rağmen hâlâ ‘yargıdan’ dert yanıp ‘yeni reform paketleri’ peşinde koşanların, aslında ‘nasıl bir hukuk sistemi’ istedikleri, ‘nasıl bir yapılanma’ peşinde oldukları doğrusu dikkate şayandır.
Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirip, HSYK’ya el koyduktan sonra Yargıtay ve Danıştay’a da çekidüzen verenlerin, şimdi ‘Temyiz Mahkemesi’ adı altında bütün hukuk aygıtlarına ‘köklü bir format’ atmaya ant içtikleri belli.
Zaten birinci ağızlardan açık açık itiraf ettikleri gibi, ‘ipe sapa gelmez’ yasal düzenlemelerle de bu emellerini birer birer hayata geçiriyorlar.
Ama insan anlamakta zorluk çekiyor, onca ‘tayinler’, ‘terfiler’, ‘şaibeli kararlar’ ortadayken, hâlâ ‘mağdur’ edebiyatına yapışıp ikide bir ‘kuyruğuna basılmış’ kedi gibi miyavlamak da neyin nesi oluyor?
Demek ki yapılanlar ‘yeterli’ bulunmuyor; güya ‘hukuk’ adı altında Cumhuriyet’e karşı ‘kindar’ bir hesaplaşma, bir ‘sindirme operasyonu’ almış başını gidiyor.
Karşılarındaki tek ‘denetim’ mekanizması olan ‘yargıyı’ tamamen altüst ettikten sonra, ‘Başkanlık sistemini’ gündeme taşıyarak ‘üniter devlete’ son darbeyi indirmeye hazırlanıyorlar.

 


***

 


Amiyane bir tabirle söylemek gerekirse ‘her kuşu’ öptüler, şimdi sırada ‘leylek’ var.
‘Cambaza bak’ taktikleri ile milleti her seferinde ters köşeye oturtmayı başaran BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, aslında çok fazla bir şey istemiyor, bütün amacı zaten ‘fiilen’ var olan bir durumun ‘resmen’ adını koymak.
Görünüşe bakılırsa, yapılacak muhtemel bir referandum için kendisine destek verecek ‘yeni bir koltuk değneği’ de bulmuş durumda.
MİT aracılığı ile ‘pazarlık masasına’ oturduğu İmralı canisi Abdullah Öcalan.
Bebek katili, pardon ‘Sayın Apo’, yayınlanan tutanaklara göre şöyle buyuruyor:
- “Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. AKP ile başkanlık ittifakına girebiliriz.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, perde arkasında ‘al gülüm ver gülüm’ temelinde yürütülen pazarlıkta gelinen son noktayı şöyle özetliyor:
- “Başkanlık sistemi, yapısı gereği otoriter bir yönetim biçimi değil. Eğer kuvvetler ayrılığı iyi tarif edilir, denge-denetim mekanizması kurulur ve merkez gücü yerelle paylaşırsa, gayet demokratik bir sistem olabilir.”

 


***

 


Aslında ‘hukuk üzerine’ çevrilen onca fırıldağa bakınca, Çankaya’daki gül yüzlü mübarek zata hak vermek bir kez daha elzem oluyor.
‘Başkanlık’ sistemi bizi kesmez, bir takım sakıncaları var.
Yoksa, geçmişe özlem duyan bazı aklıevvellerin pankartlara yansıttığı gibi ‘Sultanlık’ sisteminde mi karar kılsak.
Mevcut ‘fiilî’ duruma çok daha uygun düşmez mi?
Ne dersiniz?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş