Başkanlık ekonomiyi nasıl etkiler?

Başkanlık ekonomiyi nasıl etkiler?
Ekonomist Şevket Apuhan, Başkanlık sisteminin ekonomiye yarar getirip getiremeyeceğini değerlendirdi.

AKP’nin “Referandumdan ‘evet’ çıkarsa, ekonomi kalkınacak, yükselişe geçeceğiz” propagandasına Ekonomist Şevket Apuhan’dan itiraz geldi. Apuhan, Yeniçağ için hazırladığı analizinde getirilmek istenen sistemle Afrika ve Güney Amerika modelleri kıyasladı.

İşte Apuhan’ın o analizi:

Başkanlık sistemi ekonomiyi düze çıkarır mı?

Referandum tarihinin yaklaşması ile beraber, her genel ve yerel seçimde duymaya alıştığımız "İstikrar için" çıkışlarını yine duymaya başladık. 

Türkiye'nin her anlamda bir istikrara ihtiyaç duyduğu gerçek olmakla birlikte, söz konusu sistem değişikliğinin bu istikrarı ne derece sağlayabileceği muhakkak sorgulanmalıdır. 

Para çoğalmak ister ancak bunun için güven duyduğu bir zemine ihtiyacı vardır. Eğer bu güveni sağlayamazsanız, ihtiyaç duyduğunuz yatırımlar sistemden kaçarlar ve sizin değil; size ihtiyaç duyan yatırımların merkezi olursunuz. Yani; istihdam yaratacak, ekonominize katkı sağlayacak yatırımların değil, hukuk dışına çıkmak isteyen sermayenin tercihi durumuna gelirsiniz.

Normal şartlar altında maden ve petrol zengini olan birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin halklarının açlık sınırında yaşamalarının sebebi de mevcut tek adam rejimleridir. 

Ülkemizde gerçekleştirilmesi düşünülen sistem değişikliği her ne kadar silahlı kuvvetlere değil; sandığa dayansa da seçilecek cumhurbaşkanına gerek sınırsız ve denetimsiz yetkiler sağlaması gerekse Batı'da yürütülen "Dikta ile yönetilen ülke" algısı göz önünde bulundurulduğunda, referandumdan "Evet" çıkması sonucu yatırımların Türkiye'den kaçacağı aşikardır.

Türkiye, kalkınmak istiyorsa güven veren bir hukuk ve ortalama standartların üzerinde bir eğitim sistemini hayata geçirebilmelidir. 

En yoksul insanının, o ülkenin en güçlü kurumlarına karşı hakkını hukuk aracılığı ile arayamadığı bir ülkenin kalkınma ihtimali sıfırdır. 

Amerika'nın gücünü, Devlet Başkanı'nın usulsüz bir emrine karşı kimseden korkmadan ayaklanabilen ve o emri iptal edebilen hukuk adamlarından başka bir yerde aramak nafile zaman kaybı olacaktır. 

Kalkınmış bir ülke olmak tam olarak budur ve söz konusu anayasa değişikliği, yatırımlara güven veren değişiklikleri barındırmak bir yana Türkiye'ye duyulan güveni de sarsacak maddeler içermektedir. 

Şahısların değil; kuralların öne çıktığı ülkeler, dünyanın gidişatına yön vermekte, tek adam rejimlerinin kaderlerini demokrasiler çizmektedir. 

Defalarca belirttiğimiz gibi, bu değişiklik ne Türkiye'ye ne de Sayın Cumhurbaşkanı'nın şahsına katkı sağlayacak unsurlardan çok uzaktadır ve ne Türkiye; Irak ve Suriye gibi algılanmayı ne de yüzde 52 oy alarak göreve gelmiş bir Cumhurbaşkanı Saddam ve Esad gibi görülmeyi hak etmemektedir. Kaldı ki Türkiye'nin gittikçe hassaslaşan jeopolitik çevresi bunu asla taşıyamayacak durumdadır. 

Sonuç olarak; Söz konusu değişiklik gerçekleşirse yürürlüğe girmesi 2 sene sonra olacak ama yatırımcı Türkiye'yi terk etmek için 2 ay bile beklemeyecektir. 

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş