Başkentte açılan cephe ve direniş hattı!

A+A-
Servet AVCI

Savcılığın soruşturma başlatmış olması şu çelişkiyi ortadan kaldırmaz: Bir yanda Afrin'e müdahale edeceksiniz, diğer yanda başkentinizin göbeğinde 'Afrin direniş hattı' kuranlara izin vereceksiniz!..

PKK/PYD'nin Ankara'daki yoldaşları meydan okurcasına, güle oynaya Afrin halayı çekecekse, çocuklarımız neden düğüne gider gibi ölüme koşup şehit düşüyor? Her işe yarayan OHAL'iniz, ocaklarımıza ateş düşürenlerin 'terörist başına selâm ve saygı' gösterisi karşısında o anda neden sessiz kaldı?

Yıllardır bir devlet ve o devletin aklını arıyoruz... Teröriste 'halk', o teröristin faaliyetine 'halkın direnişi' denilecek ve buna seyirci kalan ise 'devlet aklı' olacak, öyle mi?

Sınırlarınızın içinde böyle bir kepazeliğe anında 'dur' diyemiyorsanız, o görüntüler içeride ve dışarıda ne kadar terörist varsa özgüvenini artırıp, terörle mücadele eden asker ve polislerin mâneviyatını zedeliyorsa, dışarıya asker göndermenin ne âlemi kalıyor? Bu çelişkilerin ortasında sağlıklı bir 'devlet aklı'ndan söz edilebilir mi?

***

Eğer Afrin'de Türk Silahlı Kuvvetleri'ne direnen 'halk' ise o zaman biz'işgalci'yiz!.. Bu aşağılık program daha seyir halindeyken önlenmiyorsa, bu iğrenç unvanı kendi rızamızla göğsümüze yapıştırıyoruz demektir... Doğrusu, onlar 'halk' değil de 'terörist' olduğuna göre, suçu ve suçluyu öven hakkında gerekeni yapmak devletin görevin... OHAL'e dayanarak her türlü siyasî program, gösteri, toplantı vs. valilik emirleriyle aylarca yasaklanabilirken, bu aşağılığa sahne olacağını bile bile izin vermek neyin nesiydi?

Teröristlerin, başkentinde kendisine meydan okuduğu devlet, ideal anlamda ne kadar devlettir? Bu soru acıdır ama soruyu doğuran şartlar maalesef daha acıdır... Anadolu'nun her tarafına şehit cenazeleri yağarken, eş zamanlı olarak, terörist uzantıları zılgıtlar eşliğinde halay çekecek, millet de bunu olgunlukla karşılayacak ha!..

Bu kepazeliği olgunlukla karşılamaya ekvator çapında mideler lâzım... Kimlerde varsa o midelerden, afiyet olsun!..

***

Aslında çok şaşırmamak mı lâzım? Güneydoğumuzdaki terörün varlığını, devletin baskıcı politikalarıyla açıklayan, ret ve inkâr politikalarının ülkeyi bu hâle getirdiğini savunan, güvenlikçi politikaları aşağıladıkça demokrasinin ve kardeşliğin gelişeceğini ileri süren ne kadar tip varsa, şimdi televizyonlarda Afrin operasyonunun önemini anlatıyor!.. Hafızalarımızla dalga geçer gibi, terörist ağzıyla konuşup, vatanseverleri 'Sevr paranoyası'na tutulmakla suçladıkları günleri unutmuşuz gibi...

Hadi buyrun... Dün 'barış'ı birlikte inşa edeceğiniz 'masa arkadaşlarınız' Afrin operasyonuna kin kusuyorlar!.. Cemaziyülevveliniz rahat bırakırsa, yüzünüz kızarmazsa bir şeyler söyleyin bakalım!.. 'Sırrı ağabey' diye ekranlarda beraber gülüştüğünüz büyüğünüz Apo'nun mânevi huzurunda eğilirken, gülebiliyorsanız yine gülün isterseniz!..

***

Sen sınırın ötesinde vuruyorsun, o sınırın içinden, başkentten seni vuruyor!.. Yeryüzünde buna sessiz kalan, daha suç işlenirken hepsini güneşi zor görecekleri hücrelere sokmayan devlet var mıdır? Üstelik OHAL ve operasyon şartları yaşanırken!..

Terörist vurdukça kazanır, kazandıkça daha çok vurur... Çözüm sürecinde hepsini tattık!. Ana dilde savunma, ana dilde televizyon yayını, ana dilde tabela, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' yazılı tabelaların kaldırılması, Norşin, Dersim, Kobani güzellemeleri, karşı çıkan milliyetçilere resmî ağızdan saldırılar, güvenlik güçlerinin örselenmesi, el ele türkü söylemeler, sözde helâlleşmeler, İmralı'dan Diyarbakır'a canlı yayınlar, 'vizyoner Apo'ya övgüler, PYD'ye silah sevkiyatına izinler, 'dağa nitelikli çıkışlar', çözüm sürecine destek için pop-İslâmcıların 'anti-ırkçı' omuz koyuşları, beyaz sol liberallerin 'Bugünleri de görecek miydik?' türünden sevinç gözyaşları...

Sonuç: Devrilen masa ve masa devrilmeden hazırlıkları yapılmış hendek kalleşliği... Sur'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silvan'da şehirleri tekrar Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğine geçirmek için verilen bine yakın şehit... Sözde kan duracaktı, daha çok kanımız aktı... Analar ağlamayacaktı, daha çok anamız ağladı...

***

Yine de karamsar olmayalım... Başkentteki rezalette PYD eş başkanlarının mesajları okunursa okunsun... Bizim de kapalı salonda "Başbakan bizi Afrin'e götür" diye cengâverce ortaya çıkanlarımız ve onlara "Çıkışta hazır olun, gidiyoruz" diye gülerek cevap veren Başbakan'ımız var!.. Daha ne olsun!..

  • Yorumlar 11
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları