Başörtüsü meselesini çözen MHP, bundan sonra ne yapmalı?

İsrafil K.KUMBASAR

BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, İspanya’da  “Velev ki...” ile başlayan sözleri sarfederken, başörtüsü meselenin çözüme kavuşabileceğini aslında hayal bile etmemişti.
‘Türk devletinin temellerine dinamit koyacak’ hükümleri içerisinde barındıran yeni Anasaya tasarısını, ‘şiddetli türban tartışmaları’ arasında Meclis’ten geçirip, “Böşürtüsü meselesini de çözüme kavuşturuyoruz” diye millete yutturacaktı.
Kendisine mutlak destek veren TÜSİAD patronlarının, medya şövalyelerinin ve dış bağlantılı güç odaklarının “Höt!..” demeleri üzerine de, “Ne yapalım, izin vermiyorlar” diye yeniden çamura yatacaktı.
Nitekim, yeni Anayasa’yı hazırlayan Prof. Dr. Ergun Özbudun’un, çözüm gündeme gelir gelmez kapıldığı büyük telaş, Erdoğan’ın meselenin çözümü için aslında ‘hiçbir hazırlık yapmadığını’ gösteriyordu.
MHP’nin sahaya inmesi, ‘derin oyunu’ bozdu.
Din düşmanlarının hedefi gelen MHP’nin ‘yükselişe geçtiğini’ gören ve ‘aspirin tedavisi’ ile uyuttuğu kitlelerin artık ayağa kalkmakta olduğunu anlayan Erdoğan, korkularından sıyrılıp ‘kerhen’ de olsa meseleye sahip çıkmak zorunda kaldı.
Şimdi, YÖK Kanunu’nun 17. maddesinde değişiklik yaparak meseleyi ‘köklü çözüme’ kavuşturmak yerine, ‘rektörlerin insafına’ havale ederek topu bir kez daha ‘taca’ atmaya çalışıyor.
Ki, mesele gündemde kalmaya devam etsin.
Kendisi de kaymağını yemeye...

***

Başörtüsü meselesinin çözümü için başlayan süreç, aynı zamanda bir ‘turnosol kağıdı’ vazifesi gördü.
Gerek işbirlikçi iktidara destek veren, gerekse karşı tarafta yer alan bir takım yapay ittifakların, ‘milli ve manevi değerlere saygı’ noktasında hiç de ‘sağlam temellere’ dayanmadığını ortaya koydu.
Bugüne kadar verdikleri açık destek ile iktidarı baskı altına alıp izlediği politikaların rotasını tayin eden ve ‘Sahte İslamcılar’, ‘Dönek milliyetçiler’, ‘Eski tüfek liboşlar’, ‘İkinci Cumhuriyetçiler’ ile ‘Etnik ırkçılardan’ müteşekkil ihanet cephesi, ‘İslamiyeti çağrıştıran’ bir düzenleme gündeme gelir gelmez, hemen taarruza geçip ‘aba altından’ sopa göstermeye başladılar.
“Bindiğiniz dalı kesmeyin”, “YÖK teklifini geri çekin” diye habire eşelenip duruyorlar.
Bugüne kadar ‘anti-emperyalizm’ adına hareket ettiklerini iddia edip vatanseverleri yönlendirmeye çalışan ‘Sebataycılar’, ‘Masonlar’, ‘Primat torunları’, ‘Ateistler’ ve ‘Üçkaatçılardan’ müteşekkil bazı Truva atları, ‘İslamiyeti çağrıştıran’ bir düzenleme gündeme gelir gelmez, ‘Haçlı Seferine’ çıkan ‘Mr. Bush amcaları’ ile hiçbir farkları olmadığını ortaya koydular.
Güya ‘AB’ye karşı’ idiler, ama şimdi son çare olarak ‘AİHM’den ‘şefaat’ beklentisine girdiler.
Demek ki, her iki cepheyi kontrol etmeye çalışanlar, aslında ‘aynı mahfillerin’ emrinde imişler.
Demek ki, artık kartlar ‘yeni baştan’ dağıtılacak.
Demek ki, taşlar nihayet ‘yerli yerine’ oturacak.

***

28 Şubat süreci ile birlikte ‘kangren’ halini alan, karanlık odaklarca ‘laik/antilaik’ çatışmasını körüklemek için bir kart olarak elde tutulan, ‘inanç hortumcuları’ ve ‘istismarcılar’ tarafından ‘suni gündem’ aracı olarak kullanılan bir mesele nihayet tarihe karışıyor.
Çözüm, 340 sandalyeye sahip olan AKP’nin değil, yalnızca 70 milletvekili bulunan MHP’nin eseridir.
Eğer MHP olmasa idi, çözüm de asla olmayacaktı.
MHP, demek ki ‘Türk milletinin beklentilerine uygun’ bir tavır ortaya koyduğu taktirde, böylesine ‘kilit’ bir meselede bile ‘belirleyici’ olabiliyor.
AKP’yi iktidara taşıyan 28 Şubat sürecinin, bir şiiri bahane ederek önce ‘hapise’ tıkıp, oradan ‘devletin zirvesine’ taşıdığı Tayyip Erdoğan’ın eline ‘istediği an kullanması’ için tutuşturduğu üç kart vardı:
1-) Üniversitelerde uygulanan ‘başörtüsü’ yasağı...
2-) İmam Hatipler’e getirilen ‘katsayı’ adaletsizliği...
3-) Kur’an Kursları’na yönelik ‘yaş’ sınırlaması...
Şimdi o kartlardan birisi gitti, geriye kaldı ikisi.
MHP, Türk milletin yeniden güvenini kazanmak istiyorsa eğer, bir an önce inisiyatifi ele alıp ‘YÖK Kanunu’nda’ değişik yapılmasını öngören tasarının rafa kaldırılması girişimlerine engel olmalı, ardından ‘katsayı adaletsizliği’ ve ‘Kur’an kursları’ meselelerinin çözüme kavuşturulması için harekete geçmelidir.

‘12 Eylül’ün bir yansıması olan ‘28 Şubat sürecinin’ tortuları tamamen ortadan kaldırılmadığı müddetçe, AKP’nin iktidardan indirilmesi, Türkiye’nin ‘normal seyrine’ dönmesi asla mümkün olmayacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş