Başörtüsü - türban ve karaçarşaf

Altemur KILIÇ

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal İzmir’de “başörtülü hanımlara” ve de “kara çarşaflı kadınlara” CHP rozeti takmış! Söylemekten kendimi alamıyorum: Ah “oy”, sen nelere kadirsin ve “oylar uğruna” ne ilkeler göz ardı edilebiliyor?
Arada fark var
“Başörtülü hanımlarla”  “karaçarşaflı kadınları” bilhassa ayırdım. Hanımlarımızın geleneksel “başörtüsüne” hiçbir itirazımız olamaz. Çünkü bunlar “velev ki siyasi bir simge” değil, gerçek inanç ve gelenektir! Ama uydurma “türban” Erdoğan’ın itirafıyla, “siyasi bir simge”.  Kara çarşaf da. Ve İran’ı, Suudi Arabistan’ı hatırlatan, “gericilik” simgesi! Suriye, Mısır, Tunus, Fas gibi Müslüman ülkelerde, “karaçarşaflılar” nadir ve sayıları giderek azalmakta! Öyleyse, Türkiye’nin bütün yörelerinde, Ankara, İstanbul sokaklarında türbanlılar ve de çarşaflılar neden gittikçe artıyor?  Mahalle baskısı mı? Tarikat baskısı mı? AKP baskısı mı?
Müslüman ülkelerin çoğunda, Suriye, Mısır, Tunus ve Fas’ta, devlet ve hükümet başkanlarının eşleri türban takmıyorlar, hatta başörtüsü de örtmüyorlar, tesettürlü de değiller!
Eğer uydurma “türban” bir siyasi simge olarak ortaya çıkarılmasaydı, “karaçarşaf” da İran’ı hatırlatmasaydı, geleneksel başörtüsü sorun olmazdı ve olmadı da!


Atatürk’ün bakışı
Atatürk, bu ayrımı başında yapmış ve başörtüsüne hiç karışmamıştı. Hatta evimize geldiğinde başörtülü babaannemin elini öperdi. Ve erkek giyimleri konusundaki devrimini gerçekleştirdiği zaman, açıkça şunu söylemişti: “Kadınlarımız ne yapacaklarını kendileri bilir!” Ama şimdi onların hür iradelerine, siyasi maksatlı engeller kondu!
Ben İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken Allah rahmet eylesin, bir imam kızı, sınıf arkadaşımız vardı, başörtülü idi. O ve gene başörtülü iki başka arkadaşımız da yadırganmazlardı! Bu hanımlar sonra, avukat, yargıç vb. oldular, başlarını kendiliklerinden açtılar! Açmasalardı, gene de sorun olmazdı, “siyası simgeler” ve irtica çabaları araya girmeseydi.
CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1926’da, İstanbul’da yanında başları açık genç kızlarla konuşuyor ve o sırada gözü karaçarşaflı bir genç kıza takılıyor, onu yanına çağırıyor; “Kızım, senin gözlerin ne kadar güzel, at şu karaçarşafı” diyor. Ve genç kız, “Sana feda olsun” diyerek çarşafı atıyor. Deniz Baykal’a da, politikacı değil, bir devlet adamı olarak bu yakışırdı. Eğer o hanımlar samimi idiyseler, çarşaflarını atarlardı! Tabii, eğer kocaları, babaları seçimlerde aday olmak için onları ortaya çıkarmamışlarsa!
Bütün bunlar muvacehesinde, sayın Baykal’ın,  “altı oklu” CHP rozetini takmasını çok yadırgıyorum! Önce “türbanın” siyasi simge yapılmasına karşı çıkarken, “karaçarşafı” siyasete-oy toplamaya alet ettiği için!
Çok doğru, bu hanımları kazanmak, benimsemek, “mahalle”, parti ve hatta koca baskılarından, mürtecilerin tasallutundan kurtarmak lazım! Ama karaçarşaflılara, rozet takmakla değil! O fotoğraf kareleri Baykal’ı onu eleştirmek için yıllarca kullanılacaktır! Karşıtları bu hareketinden memnun olamayacaklar ve maalesef onu siyasi oportünizmle kınayacaklar... Kınamaktalar!
Sayın Baykal, türbanlı kızlarımızı da kazanmak için onlara altı oklu rozet taksaydı, üniversitelerde okumalarının yolu mu açılacaktı? 
Yeri gelmişken söyleyeyim: CHP ve laiklik taraftarları haklı olarak, “laik devleti” savunurlarken, bunun mübarek dinimize karşı olmadığını ve Müslümanlığa bağlı olduklarını da aynı içtenlikle vurgulamalıdırlar!


Ve MHP Genel Başkanı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de MHP’nin “Ya sev ya terk et” sözünün sahibi olduğu iddiasını reddediyor... “Sevmesen de kal... Bu topraklar üzerinde yaşamak, geleceği paylaşmak istemeyenler için bile yapılması gereken kovmak değil değerlerimizi benimsetmektir” Keşke yapılabilse! Ama maalesef, bu sözler de “oy demagojisi” ! Nasıl benimseteceksin PKK eşkıyasına? Sayın Bahçeli, keşke devlet adamlığı ferasetiyle bunun yolunu gösterse!


Gündüz Aktan
Değerli kardeşim Gündüz Aktan’ı da kaybettik: Saflarımız azalıyor! Değerli bir diplomat, fikir adamı ve Atatürk milliyetçisi idi! Ermeni iddialarına karşı her platformda mücadele veriyordu... Ben, şimdi onunla, her gün yaptığım gibi, nasıl fikir teati edeceğim?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş