Başpapaza cevabımızdır

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Kıbrıs’a 45 yıldır “Kıbrıs Meselesi” adı altında Rum Ortodoks Kilisesinin yaratıp yaşattığı sorunun baş sorumlularından biri olan Başpiskopos Hrisostomos, Kuzeydeki kiliselerle ilgili olarak Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikayet edecekmiş. ABD ile Garantör İngiltere sayesinde hem suçlu hem güçlü pozisyonunda seyreden Rum liderliğinin siyasi meseleleri AİHM’de halletme hastalığına Başpapaz da yakalanmış! Papaz efendi bu yanlışı yapar ve cidden AİHM’e müracaat ederse KKTC ve Türkiye ayrı ayrı veya birlikte 45 yıldır yapmadığımızı yapmalı ve mukabil bir dava ile Kıbrıs meselesini A’dan Z’ye mahkemenin önüne koymalıdır. En iyi savunmanın saldırı olduğunu artık görelim ve  “biz uslu tarafız, Annan Planına da evet demiştik ama kandırıldık”  konumundan çıkarak hakkını sonuna kadar savunan taraf olduğumuzu kanıtlayalım.
En başa Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı unvanı altında Başpiskopos Makarios’un Allah’tan korkmadan ve insanlardan utanmadan tevessül ettiği cinayetlerin ve denaetin -alçaklığın- ayrıntılarını dünyaya duyuralım: Bir kilise adamının tedhiş örgütü kurarak Uluslararası Antlaşmalarla kurulmuş olan bir ortaklık devletini yıkmak için tevessül ettiği alçaklıkları birer birer kendi beyanatlarından ve uluslararası basın mensuplarının yazıları ile toplu mezarların fotoğraflarından oluşan dosyaları mahkemenin önüne koyalım, dünyaya dağıtalım. Bayan Loizudu’ya  “evine gidemediği için”  bir milyon dolara yakın tazminat veren bu mahkemenin önüne 45 yıldır kilisenin başlattığı ve takdis ederek yürüttüğü saldırı sonucunda 103 köyü terk etmek zorunda kalan ve bugün 80-90 bin kişiye varan göçmenlerin  “köylerine dönemedikleri için”  hak ettikleri tazminatı düşünmeğe başlamalarını sağlayalım. Kiliseler meselesini görüşürken Rumların yerle bir etmiş oldukları 107 caminin hesabını soralım.
Evkafın gasp edilmiş toprakları üzerine bina edilmiş olan Maraş’ın büyük bir kısmı için talebimizi canlı tutalım. Türkiye, Yunanistan’dan savaş tazminatı istesin. Böylelikle bu Allah’tan korkmayan ve insanlardan utanmayarak  “Kıbrıs meselesi 1974’de başlayan bir istila meselesidir”  diyen Rum liderleri bu tür meselelerin yargı önünde değil siyasi görüşmelerden global bir şekilde halledileceğini öğrenmiş olsunlar; meydanın boş olmadığını görsünler. Yargıyı yeğliyorlarsa o zaman  “meşru hükümet”  olup olmadıklarını da yargı önünde tartışmaya açılabileceğini bilsinler.
Kıbrıs’ta 16 günlük bebeklerimizin, bir yaşından on iki, on üç yaşına kadar çocuklarımızın ve bunların genç anneleri ile seksenlik nine ve dedelerinin toplu mezarlarda yatmasının sorumlusu da kilisenin en ulusu, Başpiskopos Makarios’un halkına yapmış olduğu insanlık dışı telkindir. Ne demişti sakalından utanmayan, Allah’tan korkmayan bu ulu peder hatırlayalım! “Türkiye, Kıbrıs Türklerini kurtarmak için adaya ayak basarsa kurtaracak Türk bulamayacaktır” demişti ve çömezi Papadopulos da utanmadan ABD yetkililerine  “Türk donanması kara sularımıza girdiği andan itibaren 74 saat içinde Kıbrıs Türklerinin tümünü öldürecek planımız ve imkanımız vardır” mesajını, hem de yazılı olarak vermemiş miydi? Bunlar savaş suçundan veya soykırımı suçundan yargılanmadıkları için dua edeceklerine, Türkiye’yi ve bizi tehdit ediyorlar. Boyun eğmeyelim. Dik duralım. Siyasi görüşmelerde halledilmesi gereken meseleleri, bizim bulunmadığımız yargı yolu ile halletme oyununa son vermezlerse biz de siyasi görüşmeleri akılları başlarına gelinceye kadar tatil edelim. Bunların anlayacakları lisan budur.

Yazarın Diğer Yazıları