Basra Körfezi'nde Çin'e üs

A+A-
İrfan ÜLKÜ

ABD Başkanı Bush ve onunla aynı günlere denk düşen Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Ortadoğu ve Körfez krallıklarını içeren gezileri yeni, önemli gelişmeleri tetiklemiş gibi görünüyor. ABD Başkanı Bush’un gezisi boyunca belki de kafasında bir türlü çözülmeyen soru, “İran ne olacak” sorusuydu. Washington kulislerinde Başkan yardımcısı Dick Cheney’nin İran’la ilgili olarak “Son bir hamle” yapmayı deneyeceği konuşuluyor.
Ne var ki ABD’nin Ortadoğu’da yeni müttefiki olmak için adeta İngiltere’yle yarışan Sarkozy, Birleşik Arap Emirlikleri’nden dönüşünde yaptığı açıklamayla, İran’ın Avrasya İttifakı ve onun siyasi-askeri örgütü ŞİÖ’ye (Şanghay İşbirliği Örgütü) daha tehlikeli biçimde yaklaşmasına neden oldu.
Fransız lider, herşey planlandığı gibi giderse, ülkesinin 2009 yılında Basra Körfezi’nde ABD’den sonra ikinci kalıcı askeri üsse sahip ülke olacağını ilan etti.
Büyük Britanya’nın Irak işgalinden sonra hızla azalttığı askeri gücü ve boşluğunu doldurmak istiyor Sarkozy yönetimi.
Lübnan’da yayınlanan etkin gazetelerden Daily Star, Fransa’nın yeni atağını şöyle değerlendiriyor:
 “Sarkozy’nin Fransa için biçtiği daha iddialı rol, bölgenin görüntüsünü değiştirme potansiyelini barındırıyor ve bu yalnızca körfezin Doğu ucu için geçerli değil; Paris, ayrıca bir zamanlar sömürgeci imparatorluğunun kilit önemdeki parçası olan Akdeniz havzasında da kendini yeniden göstermeye başladı. Görünüşe göre, Almanya’nın Doğu Avrupa’da üstlendiği ekonomik rolden farklı olarak siyasi bir rol arayışında. Bunun ne anlama geldiği hâlâ belirsiz ama bölgenin yerel güçleri gelişmeleri dikkatle izlerse iyi ederler.”
Belli ki, iyi izleyen, bununla da yetinmeyip aktif stratejik önlemleri hayata geçiren Körfez bölge ülkesi İran... ABD ile Fransa’nın Körfez üzerindeki gizli hesapları karşısında Tahran da Basra Körfezi’nde Çin Halk Cumhuriyeti’ne üs vermeye hazırlanıyor. İran’ın güvenlik endişelerini yoğunlaştıran yeni boyutsa Batı’nın onun “hayat alanı” saydığı Körfez’e askeri anlamda yerleşmeye başlaması... Böylece kuzeyde Rusya ile askeri-stratejik işbirliği ve Hazar Denizi’ne ABD ya da başka bir Batılı gücün “sızma”sını önlemeye çalışan Molla rejimi, güneyde de Çin’in hızla büyüyen sanayisinin doyması olanaksız petrol ihtiyacı, petrole olan anormal bağımlılık, Çin’in de Tahran’ın üs teklifini sıcak karşılamasına yol açıyor. Böylece Körfezde yeni ve tehlikeli bir askeri mevzilenme oluşuyor.
Çin bununla da yetinmiyor. Milyarlarca dolarlık yatırımı İran’a, adeta musluklarını sonuna kadar açarak akıtıyor. Dev petrol rafinerisi Yedeveran’ı modernize ederken, doğal gaz için Kuzey Pars eyaletinde anlaşma imzaladı. Ayrıca Tahran metrosunun inşaası ve Hazar Denizi’nde yeni petrol terminalleri, Tahran’daki yönetimle yapılan milyar dolarlık anlaşmalar.
Öyle görünüyor ki İran önümüzdeki yıllarda dünyanın sıcak gündeminde daha da büyüyecek bir jeopolitik kara delik olacak!

Yazarın Diğer Yazıları