Batı cephesinde yeni şeyler var

Haydar ÇAKMAK

Avrupa Birliği’nin 2011 yılında yaşadığı ekonomik kriz örgütün itibarını sarsmıştır; oysaki sorunu yaşayan Avrupa Birliği’nin kendisi değil üyeleridir. Hiç şüphe yok ki üyelerinin yaşadığı sorunlar AB’yi olumsuz etkilemektedir. Ancak yaşanan krize daha geniş açıdan bakmamız gerekir; zira daha açıklayıcı olacak ve işin özüne inmemize yardım edecektir. Bu noktadan hareketle bakıldığında kriz yaşayan aslında Avrupa Birliğinin yarattığı Euro Bölgesi’nin de değil, batı sisteminin bizatihi kendisinin olduğunu görüyoruz.
Batı dünyası 16.Yüzyıldan itibaren İspanya, Portekiz, İngiltere ve daha sonraki dönemlerde Fransa, Hollanda ve Belçika gibi ülkeler Amerika, Afrika ve uzak Asya’da sömürgeler elde etmişlerdir. 18. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren batılılar kendilerini dünyanın diğer bölgelerinin önüne geçirecek ve batı efsanesini yaratacak dinamonun, telgrafın, buharlı gemilerin, trenin, elektriğin keşfine imza atmışlardır. İngiltere başta olmak üzere batılı ülkeler 18. ve 19.Yüzyıllarda sanayi devrimini gerçekleştirmişler ve üretim makineler ile yapılmaya başlanmış, sömürge ülkelerinden metropole bedava hammadde taşımışlardır. Üretim müthiş artmış ve üretim fazlası için yeni pazarlar aranmıştır. Batılılar mezhep, prestij, toprak ve hanedan savaşlarına sömürge ve pazar savaşlarını da  katmışlardır. 20. Yüzyıla girildiğinde savaş teknolojilerinde gerçekleştirilen teknolojik gelişmeler özellikle birinci dünya savaşında ilk defa uçak, tank, denizaltı gibi silahların ikinci dünya savaşında ise atom bombasının kullanılması ile kıtada büyük yıkım ve 20 milyon Avrupalının ölümüne neden olmuştur. İkinci Dünya savaşından sonra Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere batı dünyası ekonomik, teknolojik, üretim, refah ve sosyal alanlarda büyük atılım gerçekleştirmiştir. 20. Yüzyıla damgasını vuracak olan serbest piyasa ekonomisi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi gibi insani değerleri uygulamaya başlamışlardır. İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle erkekler evlerine dönmüş; tarım ve sanayi üretimi patlama yapmış ve Avrupa nüfusu ikiye katlanmıştır. Batının yeni kaliteli teknoloji ürünleri dünyanın her yerinde kendine müşteri bulmaktaydı.
Üretimin katlanarak artmasına rağmen arz talebi karşılamıyordu; bu nedenle Türkiye, Fas, Tunus ve Cezayir gibi geri kalmış ülkelerden 1960’dan itibaren milyonlarca göçmen işçi almışlardır. Bu çılgın üretim ve göçmen işçi alımları 1970’li yılların ortasında yavaşlamıştır. Ancak batının yakaladığı refah ve zenginlik Avrupalıların başını döndürmüş, müthiş bir tüketim ve  mübalağalı  bir yaşam yaratmıştır. Bu ihtişam Avrupa’da bizim de yaşayarak şahit olduğumuz 1980’li yıllar boyunca kısmen devam etse de geri gidiş kendisini hissettirmeye başlamıştır. 1989’da doğu bloğunun çökmesiyle 1990’lı yıllarda yeni bir hamle fırsatı beklenmişse de  gerçekleşmemiş, üstelik Japonya, Güney Kore, Çin, Hindistan, Rusya Federasyonu, Brezilya, Arjantin, Meksika ve Türkiye gibi ülkeler batılı ülkelere rakip olmaya başlamışlar ve pazarlar daha fazla ülke tarafından paylaşılmaya başlanmıştır. 2000’li yıllarda şaşaalı hayatın devamını sağlamak için sorumsuz politikacılar halka şirin gözükmek için borçlanmaya başlamışlardır. Bu gün 2012’de Avrupa’nın üç önemli ekonomisinin borcu Fransa’da milli hasılanın % 85’i, Almanya’da % 82 ve İtalya’da ise % 162’dir.
Batı için yolun sonu gözüktü diyemeyiz ama iyiye gitmedikleri kesin. Batı bu günkü kendi varlık ve üretimleriyle alıştıkları lüksü devam ettiremez. Daha önce yaptıkları gibi yeni sömürü alanları bulmak zorundalar. 21. Yüzyılda eski sömürü geleneğini devam ettirmenin zor olduğunu söylemeliyiz. Bunu kendileri de görüyor. Avrupalıların Avrupa Birliği’ne yükledikleri misyon barışın tesisi ve ortak bir ekonomik alan yaratarak refahı yakalamaktır. Ama 2011 Euro krizi ve birçok üye ülkenin iflası hem refah umutlarını hem de Avrupa Birliği’nin fiyakasını bozmuştur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş