Baykal, CHP'yi millete açmakta samimi mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Türk kelimesinden bile rahatsız olup, ‘etnik kimlikler’ ve ‘mezhepler’ üzerinden siyaset yürütmeye çalışan ‘bölücü’ çeteler birer birer tasfiye edildi.
Sıra, aslında ‘din ve vicdan hürriyetinin’ bir güvencesi olan laikliği, ‘din düşmanlığı’ olarak dayatmaya çalışanları saf dışı bırakarak, ‘millet’ ile kucaklaşmaya geldi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bugüne kadar kendilerine ‘öcü’ gözü ile bakılan ‘baş örtülü’, hatta ‘çarşaflı’ kadınların yakasına kameralar önünde rozet takarak, partisini millet ile buluşturma yolunda ilk önemli adımı attı.
Baykal’ın bu girişimi, CHP’yi ‘kendi amaçları’ doğrultusunda kullanmaya çalışan işbirlikçi ihanet çevrelerini bir hayli rahatsız etti.
Atatürk’ün gösterdiği ‘muasır’ medeniyeti, ‘Avrupa’ medeniyeti olarak algılayıp başkalarına da öyle dikte ettirmeye çalışan, ‘çağdaşlık’ adı altında Türk milletini ‘milli’ ve ‘manevi’ değerlerinden uzaklaştırıp dönüştürmek isteyenler, başladılar yeniden yaygaraya.
Neymiş efendim.
- “Atatürk’ün partisi de elden gidiyormuş.”
- “Son kale de düşüyormuş.”

* * *

Baykal, TBMM’deki grup toplantısında, “Bu insanların CHP’de ne işleri var?” diye kazan kaldıran ‘sızmalara’ aynen şu karşılığı verdi:
- “Örtünen insanların toptan laiklik karşıtı, devlet düşmanı olduğu saplantılarını reddediyoruz. Yığınla insanı, gönülleri kırıp döküyorsunuz, buna hakkınız var mı?
Tek parti döneminde Atatürk Bulvarı’nda kılık kıyafeti uygun olmayanlar yürüyemiyordu. Aşık Veysel bile kılık kıyafeti uygun olmadığı için Atatürk ile görüşemedi.
Hâlâ tek parti zihniyetini mi uygulayacağız?
Efendim bu insanların CHP’de ne işleri varmış. Alacağım kardeşim, alacağım. Bir tek kişi dahi olsa haksızlık etmene izin vermeyeceğim. Kıyafet tüzüğü mü ilan edeceğiz?
Bu açılım falan değil. Siyasi hesap, oy kaygısı yok bunda. Gelmek isteyen herkese ‘Buyrum bacım’ derim. CHP bu milletin partisidir, alışacaksınız bunlara.”
Ancak, bu sözlerin sahibi, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde meydanlarda yanında taşıdığı din alimi Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ü, ilk fırsatta kapı önüne koyan kişi ile aynı olunca, ister istemez kafalar karışıyor.

* * *


CHP ile millet arasında bir ‘güven’ sorunu var.
Önder Sav gibi ‘güçlü’ makam sahipleri yüzünden, büyük bir çoğunluk hâlâ CHP’yi ‘din karşıtı’ bir parti biliyor.
Anayasa Mahkemesi’nden çıkan iptal kararı yüzünden, baş örtüsü meselesinin sorumlusu olarak CHP’yi görüyor.
Baykal, eğer samimi ise, kafalardaki ‘önyargıları’ kırmak için yaptığı çıkışın mutlaka ‘içini’ doldurmak zorundadır.
Yani, Tayyip Erdoğan’ın “Dik dur” yönündeki ajitasyonlarına aldırmadan, katıldığı ilk mitingde aynen şu mesajı vermelidir:
- “Üniversitelerde yaşanan baş örtüsü mağduriyetinin tek müsebbibi AKP’dir. ‘Özel/kamusal’ alan ayrımı çerçevesinde bu meseleyi mutlaka bir çözüme kavuşturacağız.”
Yok, eğer samimi değilse,“Madem AKP bu meseleyi istismar ederek, milleti kandırarak iktidar oldu, biz neden aynı yolu takip etmeyelim” diyorsa, o zaman da yapması gereken şudur:
AKP’nin dağıttığı ‘kömür’ torbalarından ve ‘erzak’ paketlerinden daha büyüklerini hazırlayıp, vatandaşın kapısına koymak.
Sonrası Allah kerim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş