Bayrağın borçları ve...

Cazim GÜRBÜZ
[B]BAYRAĞIN BORÇLARI[/B] Şehide kan, göndere şan , rüzgâra can borcu vardır bayrağın. [B]TEMİZE ÇEKELİM BİRBİRİMİZİ[/B] Hergün temize çekelim birbirimizi... Kaybımız olur da, aybımız olmaz böylece... [B]TİTREŞİMLERİN SEVİŞMESİ[/B] Müzik, titreşimlerin sevişmesidir. [B]TEGANNİ-NİNNİ[/B] “Teganni haramdır!” dedi. Ya ninni?.. O da mı?... [B]İNANIM GÜVENİM[/B] -İnanınca mı güvenirsin, güvenince mi inanırsın? Yanıt: İnanım, güvenimin arka bahçesidir. [B]SIFIR TAMLI TAMAM VE NOKSAN[/B] Tamamla noksanı aritmetik kavramlar olarak düşünenlere sorularım var: 1-Tamamı noksana bölsek, tamam mı çıkar, noksan mı? Tamam çıkarsa, tamam olarak mı çıkar, noksan olarak mı? 2-Noksanı tamama bölsek, sıfır tamlı tamam mı elde ederiz? [B]ÜSTLÜĞÜ YOK KÖPRÜ AYAĞI GİBİ[/B] Siyasetçinin eskisi, tıpkı üstlüğü yok köprü ayağı gibi... [B]KARŞI CİNSTEN ALINAN ELEKTRİĞİN SONU[/B] -Müthiş elektrik almış o kızdan, öyle diyor. -Yanmış mı? Çarpılmış mı? Sigortası mı atmış? -Yoo hayır... Daha beteri... Yüklü bir elektrik [B]faturası gelmiş. İZLEMEYE DOYMADIKLARI FİLM[/B] Kadınlarımızın izlemeye doyamadığı tek belgesel film: Düğün Kaseti. [B]BOLU DAĞI TÜNELİ VE KÖROĞLU[/B] Duydun mu? Köroğlu kesmiş Bolu Dağı Tüneli’nin iki yanını, BMV ve Mercedeslilerden baç alıp, şoför esnafına veriyormuş. [B]DÜZ OLMANIN ÜÇ HALİ[/B] Döşeme gibi düz olma sakın, çiğnerler seni. Tavan gibi düz olursan, tepeden bakan derler. Duvar gibi düz ol en iyisi, dayansınlar sana. [B]POH OH PEH KEH[/B] Putçular: Pohpoh da pohpoh. Put: Oh oh da oh oh. Seçici Kurul: Peh peh de peh peh. Tapınakçı: Keh keh de keh keh Edebiyat dünyasında ne var ne yok, diye sormuştunuz öyle değil mi? [B]AMELİYATLA ALDIRILAN VİCDAN[/B] Çok sızlıyordu.... Ameliyatla aldırdı vicdanını... Olmayanın sızısı da olmuyor artık... [B]KULAK TOZU[/B] Kepçesini, memesini, zarını, hatta örsünü ve çekicini duymuşsunuzdur da, “tozunu” duyduğunuzu hiç sanmam. “Kulak tozuna bir tane vururum!” derlerdi bizim oralarda büyüklerimiz. “Kulağını çekerim” gibi bir tehdit sanırdım önceleri. Azıcık aklım kestiğinde, kulak tozunun “davul tozu” gibi hayalî ve mizahî bir şey olduğunu sandım ve buna inandım. Şimdi uzun yıllar sonra, ancak anlıyorum “kulak tozu” ndaki hikmet ve zarafeti. Atalarım öyle bir sille atacaklarmış ki, güdümlü mermi gibi hesaplı ve ustalıklı olarak yanından geçecek, kulağa değmeyecekmiş; gelgelelim öyle sert ve süratli atılacakmış ki bu sille; rüzgârı, az da olsa, kulağın üzerine tünemiş olan tozları kaldıracakmış; böylece hem zarar vermemiş olacakmış bu duyarlı organa, hem de caydırıcı olacakmış yaramazlığa. Ey analar, babalar unutmayın kulak tozunu, vurun ara sıra. [B]-MEKTUP, ER MEKTUBU[/B] -Kağıtsız er mektubu da olur mu bir gün? -E-Mektub’a bir r ekleriz, Er-Mektup olur. -Bir r’lik iş... Bu kadar kolay, öyle mi? -Değil... Er’deki r’nin rap rap’tan geldiğini asla unutmayacaksın. [B]ŞÜKRÜNÜ BİLENLERİN BİLDİĞİ MUTLULUK[/B] En büyük mutluluk şükretmektir. Şükrünü bilenler bilir bunu ancak. [B]KONUŞMAK-KONUŞLANMAK[/B] Kimi konuşarak konuşlanır, konuşlanacak ki konuşsun kimi; avama gelince, o, konuşlandığı yere göre değer biçer konuşana.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş