Bayram diyalogları...

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

“Halka inmek” gibi burnu havada bir tabir kullanmayalım ama “halkın içine girmek/topluma karışmak” diye bir şey var ve gazetecilerin bu yönteme çok sık başvurmaları hatta “hayat tarzı” haline getirmeleri elzem “doğru” analiz edebilmek için “sokağın nabzı”nı.
Bayram iyi bir vesile oldu; birden fazla şehirde, birden fazla ilçede, köyde; sosyo-ekonomik durumları, eğitim seviyeleri, siyasi eğilimleri birbirinden farklı çok sayıda insanla sohbet imkanım oldu. AKP’lisi dahil herkes ama herkes -evet- siyasi iktidara çok öfkeli. “Aidiyet” durumlarına göre kimi “Öcalan’ı da çıkaracaklar” diye hop oturuyor hop kalkıyor, kimi “İran olduk” sendromunda “kara çarşaf” kabusları görüyor, kimi sağlıkta “sosyalleşme” ye doğru giderken yapılan “u” dönüşe ateş püskürüyor; “soygun” dan yakınıyor, kimi içerideki askerlere yanıyor ama yanmakla beraber de nasıl bu hallere düştüler diye kızıyor, kimi dershanelere takmasına takmış, kimi gezideki sert müdahalenin etkisinde hâlâ, kimi yamalı bohçaya dönen yollar yüzünden demediğini bırakmıyor, kimi bırak bitmeyi hâlâ başlanmamış ’altyapı’sorunlarından muzdarip, kimi çocuğunu okula göndermeye korkuyor; öğretmene güvenmiyor, servis şoförüne güvenmiyor, okuldaki diğer öğrencilere güvenmiyor, çiftçiler ve hayvan sahipleri bankaların esiri olmuşlar istisnasız ağlıyor, köyler boşalıyor, kimi de bitmek bilmeyen o “dinleniyoruz” korkusunun pençesinde...
Trajik olan oyunu verip bin pişman olanı da, tepkisini “beddua”ya vardıranı da buluşturan nokta:
Ya onlardan görüneceksin, ya bu diyardan gideceksin!

 


***

 


 “Sokaktaki adam(!)” diyor ki:
- Bizim çocuk da askerden geldi, iş arıyor. ...’nın oğlu “cemaat”e girdi bak durumu çok iyi şimdi. Bayağı yardımları oluyormuş biz de gireceğiz herhalde!

 


***

 


- Arefe günü AKP’den iki kişi işyerime geldi. “Bir ihtiyacınız, eksiğiniz var mı?” dedi. “Yok” dedim. Aman bıktım tek doğrucu ben miyim, bir daha gelirlerse ne dağıtıyorlarsa isteyeceğim valla!

 


***

 


- ...’yı gördüm. Polisliğe hazırlanıyormuş. AKP’nin kursuna katılmış, yazılı sınavı geçerse mülakatta torpil yapacaklarmış.
- Ee onlar AKP’li mi?
- Değiller ama ne yapsın kız, meslek sahibi olmak için mecbur!

 


***

 


Türkiye’nin çözülmeyi bekleyen en önemli, en stratejik problemi toplumun çok büyük bölümünü etkisi altına alan bu “algı”nın değişmesi;
Bu insanlar ayakta kalmak, hayatta kalmak, refaha ermek için biata mecbur olmadıklarını görmedikleri, hissetmedikleri müddetçe “başka bir Türkiye” hayli uzakta!
Bire bir onca temastan sonra diyeceğim;
İnsanların daha fazla korkutulmaya değil umuda ihtiyacı var. “AKP” ye karşı yalnız olmadıklarını hissetmeye, cesaretlendirilmeye, özgüvene, sandığa gittiklerinde atacakları oyun “hesabının sorulmayacağını” bilmeye, “inanmaya” ihtiyacı var;
Devranın döneceğine inanmaya!
Gerisi öyle kolay ki; kale gibi duruyor iktidar ama “kumdan”. İlk dalgada tarumar olmaya mahkum. Yeter ki hanidir dipte bekleyen o dalga kıyıya vursun!

 

“Af” mağduru öğrencilerden hükümete mesaj

Tam 200 bini aşkın öğrenci, üniversiteden 25 Şubat 2011 tarihinden önce ilişiği kesilenleri kapsayan affın genişletilmesini bekliyor.
Konuyla ilgili e-postayı yollayan Berfu, babasının vefatından sonra harcını ödeyemediği için, 21 Mart 2012’de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi üçüncü sınıftan ayrılmak zorunda kalmış. Eylül 2012’de harçların kaldırıldığını duyduğunda okuluna geri dönmek istemiş ancak mevcut af 25 Şubat 2011 öncesi ilişiği kesilenleri kapsadığından dönememiş.
Berfu ve aynı durumdaki bir grup arkadaşı TBMM’ye giderek Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Fikri Işık’ı ziyaret etmiş. Işık öğrencilere konuyu komisyon gündemine alma sözü vermiş. Işık’ın danışmanı Ahmet Akyol da “Sonuç alabilmeleri için konuyu sürekli gündemde tutmalarını” tavsiye etmiş.
Velhasıl o günden bugüne mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde bir arpa boyu yol gidilmemiş.
Dönmek istediği İstanbul Üniversites Tıp Fakültesi’nde vizelerin Kasım ayında başlayacağını hatırlatan Berfu “Kasım’dan sonra çıkacak bir af benim için sene kaybı demek... 200 bini aşkın gencin geleceği söz konusu... Sekreter ya da kasiyer olmak istemiyorum. Bıraktığım eğitimimi tamamlayıp doktor olmak istiyorum” diyor.
Yaklaşan seçimler öncesi bu gençlerin
karşısına çıkıp “oy” istemeye hazırlanan siyasilere duyurulur!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş