Bayramın ardından...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Hatasıyla sevabıyla, eksiğiyle fazlasıyla bir bayramı daha geride bırakmış bulunuyoruz. Şöyle bir kenara çekilip bayramı ve bayramda yaşananları sıcağı sıcağına değerlendirmek sanırım faydalı olacaktır.
Öncelikle belirtelim ki halkımızın kurban ibadetine ilgisi memnuniyet vericidir. Müslümanların ne yapıp edip muhakkak kurban kesmek istemesi insan fıtratının tabii bir gereğidir. Çünkü “kurban” kavramı insanlık tarihi ile yaşıttır. Hatırlanacağı üzere, ilk insan ve ilk Peygamber Hz. Âdem’in oğulları Hâbil ile Kâbil, aralarındaki ihtilafta kimin haklı kimin haksız olduğu ortaya çıksın diye Allah için birer kurban kesmişlerdi. O günden bu yana insanlık âleminde şu veya bu şekilde kurban kesme inancı var olagelmiştir.
Bizim toplumumuzda sadece Kurban Bayramı’nda değil, sair zamanlarda da kurban kesme âdeti vardır. Söz gelimi makam-mevki, mal-mülk gibi belli bir değer ifade eden ikballere kavuşan kişiler Allah’a bir şükür nişanesi olarak kurban keserler. Aynı şekilde, çok arzu edilen bir şeyin gerçekleşmesi için de kurban kesildiği olur. Hatta özellikle bizim “Toroslar”da ânî bir felaketle karşılaşıldığında “Kurban Allah!” tabiri kullanılır ki bu, hayırlısıyla bu sıkıntıyı da atlatabilirsem Allah rızası için kurban keseceğim demektir ve muhakkak yerine getirilir.
Rahmetli annem anlatırdı; bendeniz 6-7 aylıkken başımda yara çıkmış. Etraftan “Kâbe Pınarı” nın (Toroslarda soğukluğuyla meşhur bir çeşme) suyuyla çimdirsen geçer demişler. Annem sabah erkenden bir tencere alıp çeşmenin yolunu tutmuş. Suyun başına gelince “Şayet suyu ısıtırsam, yaraya faydalı olacak madde belki zarar görebilir” diyerek beni doğrudan oluğun altına tutmuş, tutması ile birlikte bayıldığımı görünce birden  “Kurban Allah!”  deyip kucağına almış. Neden sonra ayılmışım, annem büyük bir telaş içinde evin yolunu tutmuş ve “Koyun, keçi ne olursa olsun ilk karşıma çıkan hayvanı kurban edeceğim”  demiş. Eve geldiğinde onu sürmeli koçumuz karşılamasın mı? Komşular, “Tohumluk koç kesilmez, başka bir canlı kes” dedilerse de annem dinlemeyip hemen koçu kurban etmiş...
Her sene olduğu gibi bu yıl da  “Kan akıtılarak ibadet olur mu?, “Ülkemiz canlı hayvan kıtlığı çekerken kurban kesilir mi” diyen mutezileler yine çıktı... İnsanın et yiyen bir canlı olduğu, günde belli sayıda hayvan kesildiği, “Kurban Bayramı” günlerinde bu sayının bir anda arttığı, lakin müteakip günlerde hayvan kesiminin azalması dolayısıyla kurban kesmenin yıllık kesilen hayvan sayısını arttırmadığı yapılan bilimsel araştırmalarla ortaya konulduğuna göre (Bkz. Prof. Dr. Yümni Sezen: Antropolojiden Psikanalize KURBAN ve DİN, İz Yayıncılık, İst. 2004, s. 14-18.) bu tip itirazların bir kıymet ifade etmediği açıktır.
Bütün bunların yanında, Kurban Bayramı öncesinde ve bilhassa kurban günlerinde cadde ve sokaklarımızda yaşanan olumsuzlukları da tasvip etmek mümkün değil.
Müslüman bir ülke olduğumuza ve halkımızın büyük bir istekle kurban ibadetini yerine getirme gayreti gösterdiğine göre gerek yerel yönetimler gerekse devletimiz, çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde modern tesisler kurarak her yıl tekrarlanan bu nahoş görüntülerden memleketimizi kurtarmalıdırlar. Bizim için modern kurban kesme tesisleri artık bir ihtiyaç değil, zaruret halini almıştır. Bugünden tezi yok, yetkililerin kolları sıvayıp işe koyulmaları gerekir.
Bu vesile ile geçmiş Kurban Bayramınızı tebrik ediyoruz. Allah tekrarına eriştirsin...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları