Behiç Ağabey ve Kıbrıs

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Usta gazeteci, değerli dost Behiç Kılıç Ağabey’i kaybettik. Arkasında herkese nasip olmasını temenni edeceğim onurlu, şerefli bir yaşam ve
eserler bıraktı. İnandıklarını yazmaktan, söylemekten çekinmedi, tereddüt etmedi. Kalemini hiçbir zaman satmadı. Anavatan Türkiye’nin hak ettiği bir şekilde yönetilmesi, insanlarının refahı ve mutluluğu için çabaladı durdu. Bu arada Kıbrıs davamız için de boş durmadı; yan gelip yatmadı.
Behiç Ağabey geçen yıl 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı-Barış ve Özgürlük Bayramı- etkinlikleri için KKTC’ye gitti.Temmuz’un o yakıcı sıcağında hasta hasta kalkıp gitti. Dönüşünde de izlenimlerini yazdı. Uyarılarda bulundu. Buluştuğumuzda da bana izlenimlerini tek tek anlattı.
Behiç Ağabey “Barış Harekâtı’nın 36. yıldönümü için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geldik. Manzara-i umumiye...” diye başladığı 21 Temmuz 2010 tarihli ‘KKTC Türkiye’nin Namusu’ başlıklı yazısında şunları not düşmüş; aktarıyorum:
 “KKTC’nin hemen burnunun dibinde müthiş bir Rum zenginliği var. Rum tarafı, Türk Kıbrıslıya zenginlik zemini tuzağı kuruyor... Buranın 250 bin nüfusuna Türkiye rahat bir hayat sunmak, bunu da sorgulayamamak durumundadır.
Eğer KKTC’yi istiyorsa...
KKTC, Türkiye’nin namusu ise...
Böyle mi?!!
Eğer böyle olursa, Türkiye, KKTC’ye, saydığımız sorunlarına pozitif ayrımla yaklaşırsa, KKTC giderek cazibe merkezi olacak, modernleşecek ve öncelikle Rum tarafına tahakküm etmeye başlayacaktır.
Bu net görülüyor...
KKTC’nin 15 yıl öncesi ile bugünü arasında büyük bir fark var...
Gelişmiş bir küçük AB kenti haline gelmiş KKTC, hem de yoğun dünya ambargosuna, kapalı hava sahası ve limanlarına karşın...
Beş yıldızlı otelleri, Girne, Gazi Magosa, Lefkoşa’da Rum sosyetesinin mensupları ile dolu... Bunlar ‘eğlenmeye’ Türk tarafına geliyorlar.
Gördüm, müthiş keyifliler..
Bu gelişme nasıl olmuş?!
Öncelikli kaynak Türkiye...
Türkiye’den gelen yatırımcılar, cesur hamleler yapıyor. Akdeniz’in en görkemli otellerini Girne sahillerine oturtan Trabzonlu iş adamlarının bir bildiği inandığı olmasa, 350 milyon Euro’yu KKTC’ye getirmesi mümkün olabilir mi? İnancının başında mutlaka şu gelir.
Kıbrıs sorunu KKTC lehine gelişecektir ve hiç bir kuvvet kendisini söküp atamayacaktır. Dahası, parayı kendisine turist olarak gelecek
Rumlardan kazanacağına inanan Türkiye kökenli yatırımcılar, iş yerlerine Rumca isim veriyorlar.
Daha da ilginci...
Büyük yatırımdan kaçan Türkiye’nin büyük sermayesinin durumu... Bunlar uluslararası sermayenin uzantıları olduğu için, kendi patronları (ambargo nedeniyle) izin vermediğinden büyük yatırım yapamıyor.
Mesela, içleri gittiği halde, büyük otel-kumarhane işine giremiyorlar.... Ne yapıyorlar?.. Ya gizli ortak, ya da otellerde mağaza işine dalıyorlar...
Sözün özü; ne Rum vatandaşlar ne de Türkler, Kıbrıs işinde görüşmelerle bir sonuç alınacağı kanısındalar ve ilgisizler!..
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ‘Bana hiç bir vatandaş, Eroğlu bu
görüşmelerin neresinde diye sormuyor, umurlarında değil’ diyor...
Çağın silahı para...
İşi çözecek olan ekonomi...”
Anavatan Türkiye’de 2011 KKTC turizm yılı ilan edilmiştir.Turizm KKTC
ekonomisinin lokomotifidir. Behiç Ağabey’in de belirttiği gibi işin özü
ekonomidir. KKTC’ye sahip çıkmaktır. KKTC’yi kalkındırmak için
elimizden geleni Anadolu’daki kardeşlerimizle birlikte yapmaktır. Bunu
başarırsak kendi ayakları üzerinde durabilen Kıbrıs Türkünü ve
devletimiz KKTC’yi kimse ayak oyunlarıyla, emperyalist planlarla, yok
etmeyi başaramayacaktır. Neticede Behiç Ağabey’in de dediği gibi “KKTC Türkiye’nin namusudur.”
Nur içinde yat; mekânın cennet olsun Behiç Ağabey...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları