Bel'am: Kalıpçı İslâmcılık

A+A-
Arslan TEKİN

Kişiye bağlı İslâmcılık güdenleri hiç ciddiye almadım. Ama gelin görün ki, İslâm, bizde kişiye göre kalıba uyduruluyor. Bu kalıpçı İslâmcılık çok yaygın... Şu anda kalıpçı İslamcılığın İmam Hatip Cemaati iktidarda... Halk: "Yeter imam hatip batağında boğuluyoruz... Yeteeer!" diye bas bas bağırıyor ama dinleyen kim?

Şimdi çarpışan iki "İslâmcı" cenah, daha birbirleriyle el öpme çekişmesinde yarışırlarken, cemaatler ve tarikatlar meselesi üzerinde durmuştum! 

"El öpme çekişmesi de ne?" diyeceksiniz. Tarikat ve cemaat şefleri, ellerini öpmek için hamle yapıldığında, güya tevazudan ellerini hemen geri çekerler, hatta bir daha yapma der gibi, uzanan ele şöyle bir vururlar. (Zamanında, Fatih'te, İsmail Ağa Camisi'nde, Mahmut Ustaosmanoğlu'nun imamlığında az namaz kılmadık! "Cemaat" davranışına vâkıfız! Bir not: Camide hep anlatılagelmişti. Hocanın hanımı o sıra hastaydı. İçini ferahlatmak için olacak, zaman zaman pencere kenarında oturur, dışarıyı seyrederdi. Hoca, çocuklarından bile yardım almaz, hanımının bütün işini kendisi görürmüş. İnsanî yönler hiçbir zaman tartışmaya dâhil edilmemeli.)

Cenab-ı Hak, inşallah, tarikat ve cemaat müntesiplerine "Kur'ân çizgisini gösterir!"

Bir yazımda, "Hiçbir şeye bakmayın, Ak Parti'nin özünü temsil eden fetvacı Hayrettin Karaman ile TBMM Başkanlığı'na hususiyetle seçtirilen İsmail Kahraman ikilisini takip edin, memleketin nereye götürülmek istendiğini anlayın..." demiştim. ("Çürümüşlüğün itirafı", 25 Nisan 2017).

Meral Akşener, İsmail Kahraman'ın, kendisi hakkındaki bir sözü kulağına gelince, bir açık mektup yayınlayarak, Kahraman için: "... bu yakıştırmayı... bir belam yapabilirdi." dedi. Meral Hanım, tarih okumuş ve sahasında doktorası var.

"Belam" (bel'am) çok ağır bir söz. Herkes için kullanılmaz; İslâmî hassasiyeti olduğu var sayılanlar için kullanılabilir. Siyasîlerin birbirlerine böyle söz ettiklerini hatırlamıyorum.

İsmail Kahraman ve Hayrettin Karaman (Hasta olduğunu okuduk. Allah şifa versin.) kişiye bağlı Müslümanlık'ta ısrarcılar. O "kişi"yi biliyorsunuz.

"Belam" sözü Bel'am bin Bâûrâ'dan gelir. Bu isim Tevrat'ta benzer adlarla geçer.

Kur'ân'da, biliyorsunuz, ibret için, geçmişte yaşamış bazı kavimlerin veya kişilerin durumlarından bahsedilir.

Bel'am, "önceleri iyi bir mümin iken daha sonra Hz. Musa ve kavmi aleyhine hile tertiplediği için cezalandırıldığı rivayet edilen kişi"dir. Kur'ân'da, şu ayetlerde, Bel'âm'ın kastedildiği üzerinde durulur:

"Onlara şu adamın haberini de oku: Kendisine ayetlerimizi verdik de onlardan sıyrıldı, çıktı, şeytan onu peşine taktı, böylece azgınlardan oldu. Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünürler." (A'râf, 7/175-176).

Yani "Kişiye Allah'ı bilip tanıyacak kadar bir bilgi verilmiş; ancak bu kişi o bilgiyle Allah'a kulluk etmek yerine heva ve hevesine uymuştur."

Artık kim üzerine alınırsa!

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları