"BELKİ DE BİR TABURU BASACAKLAR"

Hulki CEVİZOĞLU

1984’te başlayan PKK terörü henüz 5. yılında.
Genç gazeteci soruyor, Güneydoğu’daki görevinden yeni emekli olmuş korgeneral yanıtlıyor.
Soru: Asayiş Bölge Komutanlığı’ndaki bilinen görev değişikliğinden sonra olaylar azalacak diye bekleniyordu. Tam tersi oldu.
Cevap: Olayların durması mümkün değil ki. Bir gelişimin, tarihi bir gelişimin sonucudur bunlar. Hâlâ da gidecektir. (...) Daha da artacak. Belki de bir taburu basacaklar. Taburun bir kısmını kesecekler belki de.

“DEVLET YOK ORDA
Soru: Peki Sayın Paşam, sorun sadece dağ olayı değil, kültürel galiba değil mi? Yani kökeni geçmişe dayanıyor.
Cevap: Tabii. Cumhuriyet döneminden beri gelen yanlış uygulamalarımız var. Hep, vatandaşa olduğu yerden başka yerde aratmışız devleti. Ve hâlâ orda vatandaş devleti arıyor. Devlet yok orda.
Soru: Yani, yerlerini boşaltmak gibi...
Cevap: Yoo, onlar derde deva değil. Yani iki tane köyü boşaltmak suretiyle. Çünkü bir tane Cudi Dağı yok ki orda. 10 tane Cudi Dağı’ndan önemli dağ var orda.
Soru: Nasıl efendim? Sivil mantıkla anlayamıyorum.
Cevap: Yahu asker adam anlayamıyor bu işi. Sen nasıl anlayacaksın Hulki bey yani. Adam koskocaman adam olmuş. Onlar anlayamıyor bunu. Anlayamadığı için 1984’ten beri bu safhaya geldik. Sebep o. Biz konuyu, önce hastalığı teşhis edemedik. Teşhis edemediğimiz için ilacını doğru dürüst veremiyoruz. Bundan dolayı da olaylar büyüyüp, gelişiyor, daha da büyüyecektir bu kafayla gidilirse.
(...) Yalnız zabıta tedbirleriyle bunun çözülmesi mümkün değil. Kalkınma, oraya yatırım yapalım desek de, o da hikâye. Yatırımla da olmaz bu.
Soru: Siyasi ya da sosyal bir tedbir mi lazım?
Cevap: Tabii. Orada Kürt milliyetçiliği fikri doğmuştur.
Soru: Kesin olarak bu fikir doğdu mu?
Cevap: Doğmasa bu iş olur mu?
Soru: Halkın desteği var mı peki bu işe? Hep olduğu söyleniyor.
Cevap: Onda da yanlış teşhisi koyduk.
Soru: Nasıl?
Cevap: Hep, (Vatandaş devletin yanında) dedik. Hayır. Vatandaş devletin yanında değildir. Vatandaş kuvvetlinin yanındadır.
Soru: Orada kuvvetli kim efendim?
Cevap: Vatandaş tribündeki seyirci gibidir. Hangi takım galipse o takımı alkışlar. Bizim yanımızda bulunmuyor adam. Kaçıyor bile.
Soru: Birçok bakımdan geri kalmış bu yöredeki insanlar milliyetçilik konusunda nasıl bilinçlenmiş olur?

“15-20 SENEDE DEMOKRATİK YOLDAN ELE GEÇİRİRLER TÜRKİYE’Yİ”
Cevap: 1980’de, 1970’de, daha eskilerde vardı bu. Bir inceleyin. Cumhuriyet dönemindeki, 1930’lu, 40’lı yıllardaki isyanlarla, 1980’den sonra bölgede olan olayları bir inceleyin. Konu yurtdışına taştı.
(...) Peki Doğu’da durum nasıl? Çığ gibi büyüyor adamlar. Er veya geç, 15-20 sene sonra demokratik yolla bile Türkiye’yi ele geçirir adamlar.
Soru: Peki efendim, bu işin bir çaresi yok mu?
Cevap: Var, var.
Soru: Ne yapılabilir? Bunun askeri tedbir olmayacağını söylüyorsunuz.
Cevap: Askeri tedbir değil, komple tedbir olması lazım.
Soru: Uzun dönemde tedavi için neler yapılabilir?
Cevap: Tedavi, tedavi... (Ben sana bu devleti kurdurmam) diyenlerin çoğalması lazım.

BEN BU RÖPORTAJI 19 YIL ÖNCE YAPMIŞTIM!..
 Ben bu röportajı 5 Eylül 1989’da, tam 19 yıl önce yapmıştım (6 Eylül’de Günaydın gazetesinin sürmanşetinde yayımlandı. Ayrıntılar için bakınız “Ya Sev Ya Sevr” kitabı, s.86-91.)
Bugün, geldiğimiz noktaya bakınız.
Siyasallaşan PKK’nın partisi “Kürtler’e soykırım uygulandı” diyor. PKK ile mücadele eden Türk ordusunun generalleri uluslararası mahkemelere çıkarılmaya çalışılıyor!..
19 yıl sonraki genç gazeteciler kimlerle, nasıl röportajlar yapacaklar acaba?..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş